Kardiyo mu ağırlık antrenmanı mı?

Kardiyo mu ağırlık antrenmanı mı?

Ceren Kalaycı

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
15 Haz 2026
Mesajlar
423
Tepkime puanı
0
Ceren Kalaycı
Geçen kış, sabahın köründe sırılsıklam bir tişörtle koşu bandından indiğimde kalbimin göğüs kafesimi yırtıp çıkacağını sanmıştım. Hani derler ya, ciğerim soldu abi ya, vallahi billahi öyle bir his. Dakikalarca o zalim bandın üzerinde koşturup dururken aslında sadece kalori sayacındaki o anlamsız rakamların kölesi olduğumu fark ettim. Kardiyonun o yırtıcı, insanı nefessiz bırakan doğası aslında sadece o anı kurtarıyor; koşmayı bıraktığın an, vücudun o çılgın enerji tüketimi de şak diye kesiliveriyor. Nabzı tavana vurdurmak, kalbi çıldırtmak güzel hoş da, peki ya sonrası... Koşu bandı biter, büyü bozulur. Vücut o anda yaktığıyla kalıyor, durduğun an yağ yakım motoru da stop ediyor işte.

Aynanın karşısına geçip o paslı halterin altına ilk yattığım günü dün gibi hatırlıyorum; ellerim nasır içinde, omuzlarımda adeta dünyanın yükü... Demirle savaşmak insana bambaşka bir farkındalık kazandırıyor, kasların o alev alev yanışı adeta ruhunu eritiyor. Ağırlık çalışırken harcadığın efor, antrenman bittikten saatler sonra bile hücrelerinde kol geziyor, metabolizmayı adeta bir canavara dönüştürüyor. Hani o meşhur 'sonradan yakım' mevzusu var ya, işte o tam olarak bu demir parçasının büyüsü. Vücut o ağırlığı kaldırdıktan sonra hasar gören kasları tamir etmek için saatlerce hummalı bir mesaiye girişiyor. Dinlenirken bile kalori harcamak, koltuğa uzanmışken bile o yağların eriyip gitmesi... İnsan kas kütlesini artırdıkça, oturduğu yerde yaktığı enerji de katlanarak artıyor.

Geçenlerde spor salonunun kafesinde oturmuş, önümdeki soğuk kahveyi yudumlarken iki gencin hararetli tartışmasına kulak misafiri oldum. Biri ölümüne koşmayı savunuyor, diğeri ise dambıllardan başka ilah tanımıyordu. Ulan dedim içimden, neden kendimize bu işkenceyi yapıyoruz, neden birini seçmek zorundayız ki? İkisinin de yeri o kadar ayrı, ikisinin de vücuda fırlattığı tokat o kadar farklı ki... Kalbini korumak, damarlarındaki kanın delice akmasını sağlamak istiyorsan o kardiyonun rüzgarını arkana alacaksın elbette. Ama o aynaya baktığında dik duran, metabolizması tıkır tıkır çalışan bir beden arzuluyorsan, o demirlerin soğukluğunu avuçlarında hissetmekten kaçamazsın. Hangisi seni daha çok heyecanlandırıyor, hangisi ruhunu daha çok besliyor... Kendini dinle, gerisi zaten çorap söküğü gibi gelecek.
 
Geri