Cengiz Demir
Kayıtlı Kullanıcı
O koltuğa oturunca insan bir an her şeyi sorguluyor, yalan yok. O metal aletlerin çıkardığı o tiz ses yok mu, hani insanın ta beyninin içinde yankılanan... İşte tam o saniyede "Keşke o ağrıyı ilk hissettiğimde gelseydim" diyorsunuz içinizden. Aslında modern endodonti artık o kadar sessiz sedasız hallediyor ki işleri, eski korkuların çoğu sadece şehir efsanesi. Ama gel de bunu o an kalbi küt küt atan o korku dolu çocuğa anlat abi ya...
Lokal anestezi denen o mucizevi kimya devreye girdikten sonra zaten her şey bir sis perdesinin arkasında kalıyor. Hani o çok korkulan, kök kanallarına giren o incecik eğeler var ya... Hah, işte onları hissetmiyorsunuz bile, sadece bir dokunma hissi, o kadar. Tabii burada hekimin el hassasiyeti, o milimetrik kanalları temizlerken gösterdiği sabır çok önemli. Pulpa dokusu, yani o dişin can damarı olan sinir paketi bir kez uyuştu mu, gerisi sadece teknik bir detaydan ibaret.
Vallahi billahi acımıyor, yani o esnada. Ama sonrasında o uyuşukluk yavaş yavaş geçerken...
Geçici dolgunun altından hafif bir sızı yükselir ya hani akşamüstü. İşte o an "Hani ağrımayacaktı?" diye paniklemeyin hiç, çünkü o bölgedeki periapikal dokular, yani dişin kök ucunun değdiği o canlı kemik yatağı şu an ciddi bir temizlik operasyonundan çıktı. Reaksiyon göstermesi kadar doğal ne olabilir ki? Birkaç gün o tarafla bir şey çiğnemeyin, diş hekiminizin önerdiği o basit ağrı kesiciyi alın ve bekleyin. Akışına bırakın biraz.
Peki ya o bitmeyen zonklamalar? Eğer tedavi öncesinde dişte akut bir apse varsa, yani o iltihap kemik içinde sıkışıp kaldıysa, baskı yüzünden ilk gün biraz canınız sıkılabilir. Gazetecilik yıllarımda çok insanla konuştum bu konuda, herkesin ağrı eşiği o kadar başka ki... Kimisi "Hiçbir şey hissetmedim" der geçer, kimisi iki gün boyunca çorba içer. Kendinizi kimseyle kıyaslamayın, sizin dişiniz, sizin sinir sisteminiz ve sizin o kendine has iyileşme süreciniz...
Bazen de tedavinin ikinci seansına gitmek gerekir, hani o kanalların iyice dezenfekte olduğundan emin olmak için yapılan o ara pansumanlar...
Çok kurcalamamak lazım aslında o bölgeyi. Dişinizin içindeki o zararlı mikroorganizmaları yok etmek için kullanılan o özel yıkama solüsyonları, sodyum hipoklorit falan bazen çevre dokularda hafif bir hassasiyet yaratabilir. Ama geçiyor. İnanın bana, o çekilmez, geceleri uykudan uyandıran, kulağa vuran o eski diş ağrısının yanında bu iyileşme sızısı devede kulak kalır. Dişinizi kaybetmekten iyidir, öyle değil mi?
Lokal anestezi denen o mucizevi kimya devreye girdikten sonra zaten her şey bir sis perdesinin arkasında kalıyor. Hani o çok korkulan, kök kanallarına giren o incecik eğeler var ya... Hah, işte onları hissetmiyorsunuz bile, sadece bir dokunma hissi, o kadar. Tabii burada hekimin el hassasiyeti, o milimetrik kanalları temizlerken gösterdiği sabır çok önemli. Pulpa dokusu, yani o dişin can damarı olan sinir paketi bir kez uyuştu mu, gerisi sadece teknik bir detaydan ibaret.
Vallahi billahi acımıyor, yani o esnada. Ama sonrasında o uyuşukluk yavaş yavaş geçerken...
Geçici dolgunun altından hafif bir sızı yükselir ya hani akşamüstü. İşte o an "Hani ağrımayacaktı?" diye paniklemeyin hiç, çünkü o bölgedeki periapikal dokular, yani dişin kök ucunun değdiği o canlı kemik yatağı şu an ciddi bir temizlik operasyonundan çıktı. Reaksiyon göstermesi kadar doğal ne olabilir ki? Birkaç gün o tarafla bir şey çiğnemeyin, diş hekiminizin önerdiği o basit ağrı kesiciyi alın ve bekleyin. Akışına bırakın biraz.
Peki ya o bitmeyen zonklamalar? Eğer tedavi öncesinde dişte akut bir apse varsa, yani o iltihap kemik içinde sıkışıp kaldıysa, baskı yüzünden ilk gün biraz canınız sıkılabilir. Gazetecilik yıllarımda çok insanla konuştum bu konuda, herkesin ağrı eşiği o kadar başka ki... Kimisi "Hiçbir şey hissetmedim" der geçer, kimisi iki gün boyunca çorba içer. Kendinizi kimseyle kıyaslamayın, sizin dişiniz, sizin sinir sisteminiz ve sizin o kendine has iyileşme süreciniz...
Bazen de tedavinin ikinci seansına gitmek gerekir, hani o kanalların iyice dezenfekte olduğundan emin olmak için yapılan o ara pansumanlar...
Çok kurcalamamak lazım aslında o bölgeyi. Dişinizin içindeki o zararlı mikroorganizmaları yok etmek için kullanılan o özel yıkama solüsyonları, sodyum hipoklorit falan bazen çevre dokularda hafif bir hassasiyet yaratabilir. Ama geçiyor. İnanın bana, o çekilmez, geceleri uykudan uyandıran, kulağa vuran o eski diş ağrısının yanında bu iyileşme sızısı devede kulak kalır. Dişinizi kaybetmekten iyidir, öyle değil mi?