Ceren Kalaycı
Kayıtlı Kullanıcı
O koltuğa oturunca insanın içine çöken o garip hissi bilirim, arkana yaslanırsın ve lambanın ışığı gözünü alır ya... İşte tam orada, "Acaba kaçışım var mı?" diye düşünürken bulursun kendini ama o zonklayan sızı varya, vallahi billahi insanı canından bezdirir. Doktor o küçük aynayla ağzının içinde gezinip de "Evet, köke inmemiz lazım" dediğinde, aslında korkulacak hiçbir şey olmadığını o an idrak edemiyor insan. Önündeki o birkaç on dakikanın, seni o uykusuz gecelerden kurtaracak tek çare olduğunu bilmek yine de içini ferahlatmalı.
Önce o bölgeyi bir güzel uyuşturuyorlar, zaten iğnenin sızısı geçtikten sonra gerisi tamamen bir sabır işi, sadece bekliyorsun. Hani sinek ısırığı derler ya, aynen öyle bir şey işte, sonrasında zaten ne bir sızı ne bir acı kalıyor ortada. Uyuşukluk yavaş yavaş yanağına, dilinin ucuna doğru yayılırken sen sadece tavanı seyrediyorsun... Doktor o esnada çoktan işe koyulmuş, dişin üst kısmında küçük bir kapı açıyor kendine. İçerideki o iltihaplı, seni günlerdir ağlatan can sıkıcı dokuyu, yani pulpayı temizlemek için kendine bir yol yapıyor anlayacağın.
İçerisi iyice temizleniyor, o minicik kanalların ucu bucağı özel aletlerle tek tek bulunup resmen kazınıyor abi ya. Bazen insan içeride ne dönüyor diye merak ediyor, o garip tıkırtılar, milimetrik hareketler falan... Aslında yapılan şey çok basit; dişin içindeki o ölmüş ya da ölmek üzere olan sinir ağını tamamen oradan söküp atmak. Hani eski bir evi baştan aşağı tadilata sokarsın, duvarları soyarsın ya, tam olarak öyle bir arındırma süreci bu. O kanallar tertemiz edilmezse, o sızı ileride başını katbekat daha çok ağrıtır, orası kesin.
Kurulamak lazım o kanalları, nemli kalırsa içeride istenmeyen şeyler yine üreyebilir çünkü. Doktor orayı özel solüsyonlarla yıkayıp iyice kuruladıktan sonra, içini doldurmak için biat malzemesini hazırlamaya başlıyor zaten. Gutta percha denen o sakızımsı maddeyle kanalların içi kökten yukarıya doğru sıkı sıkı, hiç boşluk kalmayacak şekilde dolduruluyor. Boşluk kalırsa ne olur dersen, yani tekrar mikrop kapma riski doğar ki bunu hiçbirimiz istemeyiz herhalde. Sızdırmazlık bu işin en can alıcı noktası, altını kalın çizgilerle çizmek lazım.
Son dokunuş genelde geçici bir dolguyla bitiyor, bazen de direkt kalıcı olanı çakıveriyorlar oraya, dişin durumuna göre değişiyor tabii. Eğer dişte çok fazla madde kaybı varsa, üzerine güzel bir kuron yani kaplama yapmak en mantıklısı, benden sana dost tavsiyesi. Koltuktan kalktığında ağzının yarısını hissetmeyeceksin bir süre, salyan akacak belki fark etmeyeceksin ama o içindeki rahatlama hissi var ya... Birkaç gün üstüne basarken hafif bir hassasiyet olması çok normal, hemen panik yapıp da eyvah tedavi tutmadı diye düşünme sakın.
Önce o bölgeyi bir güzel uyuşturuyorlar, zaten iğnenin sızısı geçtikten sonra gerisi tamamen bir sabır işi, sadece bekliyorsun. Hani sinek ısırığı derler ya, aynen öyle bir şey işte, sonrasında zaten ne bir sızı ne bir acı kalıyor ortada. Uyuşukluk yavaş yavaş yanağına, dilinin ucuna doğru yayılırken sen sadece tavanı seyrediyorsun... Doktor o esnada çoktan işe koyulmuş, dişin üst kısmında küçük bir kapı açıyor kendine. İçerideki o iltihaplı, seni günlerdir ağlatan can sıkıcı dokuyu, yani pulpayı temizlemek için kendine bir yol yapıyor anlayacağın.
İçerisi iyice temizleniyor, o minicik kanalların ucu bucağı özel aletlerle tek tek bulunup resmen kazınıyor abi ya. Bazen insan içeride ne dönüyor diye merak ediyor, o garip tıkırtılar, milimetrik hareketler falan... Aslında yapılan şey çok basit; dişin içindeki o ölmüş ya da ölmek üzere olan sinir ağını tamamen oradan söküp atmak. Hani eski bir evi baştan aşağı tadilata sokarsın, duvarları soyarsın ya, tam olarak öyle bir arındırma süreci bu. O kanallar tertemiz edilmezse, o sızı ileride başını katbekat daha çok ağrıtır, orası kesin.
Kurulamak lazım o kanalları, nemli kalırsa içeride istenmeyen şeyler yine üreyebilir çünkü. Doktor orayı özel solüsyonlarla yıkayıp iyice kuruladıktan sonra, içini doldurmak için biat malzemesini hazırlamaya başlıyor zaten. Gutta percha denen o sakızımsı maddeyle kanalların içi kökten yukarıya doğru sıkı sıkı, hiç boşluk kalmayacak şekilde dolduruluyor. Boşluk kalırsa ne olur dersen, yani tekrar mikrop kapma riski doğar ki bunu hiçbirimiz istemeyiz herhalde. Sızdırmazlık bu işin en can alıcı noktası, altını kalın çizgilerle çizmek lazım.
Son dokunuş genelde geçici bir dolguyla bitiyor, bazen de direkt kalıcı olanı çakıveriyorlar oraya, dişin durumuna göre değişiyor tabii. Eğer dişte çok fazla madde kaybı varsa, üzerine güzel bir kuron yani kaplama yapmak en mantıklısı, benden sana dost tavsiyesi. Koltuktan kalktığında ağzının yarısını hissetmeyeceksin bir süre, salyan akacak belki fark etmeyeceksin ama o içindeki rahatlama hissi var ya... Birkaç gün üstüne basarken hafif bir hassasiyet olması çok normal, hemen panik yapıp da eyvah tedavi tutmadı diye düşünme sakın.