Hakan Ulu
Kayıtlı Kullanıcı
Malum, devir değişti eskisi gibi değil hiçbir şey, hele ki iş estetiğe, güzelliğe gelince akan sular duruyor vallahi billahi. Kadınlar artık kendilerini daha iyi hissetmek, aynaya baktıklarında içlerine sinen o silueti görmek için ardına bile bakmadan yola çıkıyorlar. İşte tam bu noktada, kafaları kurcalayan o meşhur soru dikiliyor insanın karşısına: Kadın doğum uzmanı mı yapmalı bu işi, yoksa plastik cerrah mı? Abi ya, herkes bu konuda bir şey söylüyor, ortalık tam bir bilgi kirliliği, insan kime inanacağını şaşırıyor tabi. Esasında işin mutfağına baktığınızda, her iki meslek grubunun da kendine has eğitim süreçleri, neştr tutma biçimleri var ama konu mahrem bölgelerdeki estetik müdahaleler olunca, işin rengi tamamen değişiyor.
Hani derler ya her yiğidin yoğurt yiyişi farklıdır, işte tıp dünyasında da cerrahların uzmanlık alanları tam olarak böyle ince çizgilerle ayrılıyor birbirinden. Plastik cerrah dediğin adam, doğuştan gelen ya da sonradan oluşan şekil bozukluklarını düzeltmek, dokuların estetik formunu en üst seviyeye taşımak için yıllarca o anatomi kitaplarını ezberliyor, gece gündüz demeden ameliyat masalarında ter döküyor. Vajinoplasti mi dediniz, labioplasti mi, adam işin mekaniğini, dokunun esnekliğini, dikişin iz bırakmama ihtimalini milimetrik olarak hesaplıyor. Ama durun bir dakika, madalyonun diğer yüzünde de kadın doğum uzmanları var ki, onlar da o bölgenin anatomisini, iç organların yerleşimini, doğumun yarattığı deformasyonları bir nevi el yordamıyla değil, bizzat o binlerce doğumun getirdiği tecrübeyle avucunun içi gibi biliyorlar...
Hangisini seçeceğiz peki, hangi kapıyı çalacağız bu hassas süreçte? Kadın doğumcu mu yoksa plastik cerrah mı, bu işin aslı astarı nedir Allah aşkına? Aslına bakarsanız, işin estetik kaygısı ile fonksiyonel başarısı aynı kefeye konulmalı, ikisi birbirinden asla ayrı düşünülemez çünkü biri olmadan diğeri yarım kalır. Kadın doğum uzmanı ameliyatı yapar yapmasına da, oradaki estetik dokunuşun o ince zevkini, simetri kaygısını plastik cerrah kadar nokta atışı tutturabilir mi, orası biraz tartışılır doğrusu. Öte yandan, sırf güzel duracak diye anatomik yapıyı bozan, içerideki kasların işlevini hiçe sayan bir estetik operasyon da ileride bambaşka sağlık sorunlarını beraberinde getirebilir, vallahi insanı pişmanlıktan deliye döndürür.
İşte tam da bu yüzden, kararı verirken hekimin unvanından ziyade daha önce kaç tane böyle operasyona imza attığına, elinin hafifliğine, hastasıyla kurduğu o güven ilişkisine bakmak lazım aslında. Kimi kadın hastalarımız var, "Ben kadın doğumcuma güvenirim, o benim zaten her şeyimi biliyor, yabancıya gitmem" diyor, haklı mı haklı, insanın mahremini en iyi bildiği doktora emanet etmesi kadar rahatlatıcı bir şey olamaz dünyada. Fakat diğer taraftan estetik cerrahın o sanatçı gözü, dokuyu şekillendirmedeki ustalığı da göz ardı edilemeyecek kadar büyük bir avantaj sunuyor insana. Ne bileyim, belki de en doğrusu, her iki branşın da bu konudaki tecrübesini tartıp, içine en çok sinen, sana o güveni sonuna kadar veren hekimle yola devam etmek.
Hani derler ya her yiğidin yoğurt yiyişi farklıdır, işte tıp dünyasında da cerrahların uzmanlık alanları tam olarak böyle ince çizgilerle ayrılıyor birbirinden. Plastik cerrah dediğin adam, doğuştan gelen ya da sonradan oluşan şekil bozukluklarını düzeltmek, dokuların estetik formunu en üst seviyeye taşımak için yıllarca o anatomi kitaplarını ezberliyor, gece gündüz demeden ameliyat masalarında ter döküyor. Vajinoplasti mi dediniz, labioplasti mi, adam işin mekaniğini, dokunun esnekliğini, dikişin iz bırakmama ihtimalini milimetrik olarak hesaplıyor. Ama durun bir dakika, madalyonun diğer yüzünde de kadın doğum uzmanları var ki, onlar da o bölgenin anatomisini, iç organların yerleşimini, doğumun yarattığı deformasyonları bir nevi el yordamıyla değil, bizzat o binlerce doğumun getirdiği tecrübeyle avucunun içi gibi biliyorlar...
Hangisini seçeceğiz peki, hangi kapıyı çalacağız bu hassas süreçte? Kadın doğumcu mu yoksa plastik cerrah mı, bu işin aslı astarı nedir Allah aşkına? Aslına bakarsanız, işin estetik kaygısı ile fonksiyonel başarısı aynı kefeye konulmalı, ikisi birbirinden asla ayrı düşünülemez çünkü biri olmadan diğeri yarım kalır. Kadın doğum uzmanı ameliyatı yapar yapmasına da, oradaki estetik dokunuşun o ince zevkini, simetri kaygısını plastik cerrah kadar nokta atışı tutturabilir mi, orası biraz tartışılır doğrusu. Öte yandan, sırf güzel duracak diye anatomik yapıyı bozan, içerideki kasların işlevini hiçe sayan bir estetik operasyon da ileride bambaşka sağlık sorunlarını beraberinde getirebilir, vallahi insanı pişmanlıktan deliye döndürür.
İşte tam da bu yüzden, kararı verirken hekimin unvanından ziyade daha önce kaç tane böyle operasyona imza attığına, elinin hafifliğine, hastasıyla kurduğu o güven ilişkisine bakmak lazım aslında. Kimi kadın hastalarımız var, "Ben kadın doğumcuma güvenirim, o benim zaten her şeyimi biliyor, yabancıya gitmem" diyor, haklı mı haklı, insanın mahremini en iyi bildiği doktora emanet etmesi kadar rahatlatıcı bir şey olamaz dünyada. Fakat diğer taraftan estetik cerrahın o sanatçı gözü, dokuyu şekillendirmedeki ustalığı da göz ardı edilemeyecek kadar büyük bir avantaj sunuyor insana. Ne bileyim, belki de en doğrusu, her iki branşın da bu konudaki tecrübesini tartıp, içine en çok sinen, sana o güveni sonuna kadar veren hekimle yola devam etmek.