Ahmet Katan
Kayıtlı Kullanıcı
Kalıcılık meselesi bu işin en büyük şehir efsanesidir, net! Ne zaman klinikte kapı çalınsa, söz dönüp dolaşıp aynı soruya takılıyor: "Hocam şimdi ben bu işlemi yaptıracağım ama bir ömür benimle kalacak mı?" Cevap kısa ve net: Hayır, kalmayacak. Kalmaması da zaten hekim olarak bizim en büyük güvencemiz, vücudun dokusuyla dost kaldığının kanıtı...
Enjekte edilen o dolgu maddesi var ya, hani şu hyaluronic acid dediğimiz mucizevi molekül; zamanla erir gider. Vücut onu kendi öz parçası gibi algılar, yavaş yavaş emer, metabolizmaya katar. Yani anlayacağınız, "yaptırdım bitti, sonsuza kadar öyle kalacak" diye bir dünya yok abi.
Peki hiç mi tutmuyor bu meret, ertesi gün eriyip gidiyor mu? Tövbe estafurullah, tabii ki öyle bir şey yok! Kimisinde 12 ay tıkır tıkır dayanır, kimisinde 18 ayı bulur... Tamamen sizin doku yapınıza, hücresel hızınıza, hatta gün içinde ne kadar su içtiğinize bile bağlı bu durum.
Gözünüzde canlansın diye söylüyorum; tıpkı bir toprağın suyu çekmesi gibi düşünebilirsiniz bu süreci. Dokular ilk zamanlar o dolgunluğu harika bir şekilde korur, hacim göz doldurur, her şey yolundadır. Zaman geçtikçe hücresel emilim başlar ve o eski doku hacmi yavaşça... Anladınız siz onu.
İşin uzmanı olarak masaya vurup söyleyeyim: Kalıcı olan şey estetik dünyasında her zaman tehlikelidir! Dokunun içine sentetik, erimeyen, ne idüğü belirsiz maddeler enjekte ettirmek geri dönüşü olmayan felaketlere davetiye çıkarmaktır vallahi. Yarın bir gün doku tepki verir, şekli bozulur, pişman olursunuz da o maddeyi oradan kazıyarak bile çıkartamazsınız.
Peki ne yapmak lazım, madem eriyor diye hayıflanıp duracak mıyız? Hiç alakası yok, belirli aralıklarla küçük dokunuşlar yaptırmak o hacmi senelerce ilk günkü gibi tutar. Tekrarlayan seanslarda kullanılan malzeme miktarı da azalır üstelik, doku hafızası diye harika bir şey var sonuçta...
Aynaya her baktığınızda kendinizi daha iyi hissetmenin o psikolojik konforu var ya, işte o paha biçilemez! Kalıcılık süresine takılıp kalmak yerine, güvenli ve sağlıklı bir doku yenilenmesi yaşadığınızın bilincinde olun. Vücudunuza iyi bakın, gerisini tecrübeli eller zaten halleder.
Enjekte edilen o dolgu maddesi var ya, hani şu hyaluronic acid dediğimiz mucizevi molekül; zamanla erir gider. Vücut onu kendi öz parçası gibi algılar, yavaş yavaş emer, metabolizmaya katar. Yani anlayacağınız, "yaptırdım bitti, sonsuza kadar öyle kalacak" diye bir dünya yok abi.
Peki hiç mi tutmuyor bu meret, ertesi gün eriyip gidiyor mu? Tövbe estafurullah, tabii ki öyle bir şey yok! Kimisinde 12 ay tıkır tıkır dayanır, kimisinde 18 ayı bulur... Tamamen sizin doku yapınıza, hücresel hızınıza, hatta gün içinde ne kadar su içtiğinize bile bağlı bu durum.
Gözünüzde canlansın diye söylüyorum; tıpkı bir toprağın suyu çekmesi gibi düşünebilirsiniz bu süreci. Dokular ilk zamanlar o dolgunluğu harika bir şekilde korur, hacim göz doldurur, her şey yolundadır. Zaman geçtikçe hücresel emilim başlar ve o eski doku hacmi yavaşça... Anladınız siz onu.
İşin uzmanı olarak masaya vurup söyleyeyim: Kalıcı olan şey estetik dünyasında her zaman tehlikelidir! Dokunun içine sentetik, erimeyen, ne idüğü belirsiz maddeler enjekte ettirmek geri dönüşü olmayan felaketlere davetiye çıkarmaktır vallahi. Yarın bir gün doku tepki verir, şekli bozulur, pişman olursunuz da o maddeyi oradan kazıyarak bile çıkartamazsınız.
Peki ne yapmak lazım, madem eriyor diye hayıflanıp duracak mıyız? Hiç alakası yok, belirli aralıklarla küçük dokunuşlar yaptırmak o hacmi senelerce ilk günkü gibi tutar. Tekrarlayan seanslarda kullanılan malzeme miktarı da azalır üstelik, doku hafızası diye harika bir şey var sonuçta...
Aynaya her baktığınızda kendinizi daha iyi hissetmenin o psikolojik konforu var ya, işte o paha biçilemez! Kalıcılık süresine takılıp kalmak yerine, güvenli ve sağlıklı bir doku yenilenmesi yaşadığınızın bilincinde olun. Vücudunuza iyi bakın, gerisini tecrübeli eller zaten halleder.