Sibel Hoca
Kayıtlı Kullanıcı
Sabahın köründe anahtarı çevirdin, motor pürüzsüzce çalıştı ve yola koyuldun ama bir şeyler ters gidiyor gibi. Gösterge panelindeki o küçük sıcaklık ibresi var ya, işte o normalde birkaç dakika içinde orta noktaya gelip çakılmalıydı ama hala en dipte nazlanıyor. İçerisi buz gibi, kaloriferi sonuna kadar açtın ama nafile, yüzüne sadece serin bir rüzgar üfleniyor. Muhtemelen kaputun altındaki o küçücük metal parça, yani termostat açık konumda sıkışıp kaldı ve motora "ben bittim" mesajı gönderiyor. Soğutma sıvısı durmadan, hiç dinlenmeden radyatörde dönüp duruyor, motor bir türlü ideal çalışma sıcaklığına ulaşamıyor. Bu durum ilk başta sadece biraz üşümene yol açar gibi görünse de aslında motorun içten içe daha fazla yakıt tüketmesine, yağın tam görevini yapamamasına ve uzun vadede silindirlerin aşınmasına zemin hazırlıyor.
Peki ya tam tersi olduysa, yani o inatçı valf kapalı konumda kilitlenip kaldıysa ne olacak? İşte o zaman kelimenin tam anlamıyla saatli bir bombanın üzerinde oturuyorsun demektir. Motorun ürettiği o devasa ısı, soğutma sıvısıyla birlikte radyatöre gidip tahliye edilemiyor, her şey o daracık blokların içinde sıkışıp kalıyor. İbre hızla kırmızı bölgeye doğru tırmanırken kaputun altından gelen o hafif çıtırtıları, belki de genleşme kavanozundan taşan kaynar suyun kokusunu almaya başlarsın. Durumu fark edip hemen sağa çekmezsen, o çok güvendiğin motor bloğu sıcaktan eğrilir, silindir kapak contası tabiri caizse kağıt gibi yanar. Birkaç yüz liralık bir parça yüzünden, bir bakmışsın ki serviste usta sana dudak uçuklatan bir tamir faturası çıkarıyor...
Yolda giderken gözün sürekli hararet göstergesinde olmak zorunda değil, bazen araba sana derdini başka yollardan da anlatır. Mesela son zamanlarda yakıt istasyonuna daha sık uğradığını, cüzdanının her zamankinden daha hızlı boşaldığını fark ettin mi? Termostat arızalandığında motor sürekli soğuk kaldığı için, beynindeki o elektronik ünite motoru ısıtabilmek adına içeriye zengin karışım, yani daha fazla yakıt pompalamaya başlar. Çiğ yakıt kokusu egzozdan buram buram gelir, arabanın çekişi düşer, sanki arkasından birisi onu geriye doğru çekiyormuş gibi hantallaşır. Gaz pedalına bastığında o eski canlılığı bulamazsın, motor sanki uykusundan uyanamamış gibi nazlı nazlı devirlenir.
Sanayiye yolun düştüğünde ya da bir bilene danıştığında herkes sana farklı bir şey söyler, kafan iyice karışır. Kimisi "yaz ayındayız zaten, termostatı tamamen sök at, düz boru yap geç" diyebilir ki bu, bir motora yapılabilecek en büyük kötülüklerden biridir. Modern motorlar, belirli bir sıcaklık dengesinde çalışmak üzere en ince detayına kadar milimetrik olarak tasarlanmıştır. Motor ne çok sıcak olmalı ne de çok soğuk, tam o hassas çizgide, yani optimum çalışma sıcaklığında kalmalı. Termostatı iptal edilmiş bir araç sürekli soğuk çalışacağından, motor yağı ideal akışkanlığına ulaşamaz ve parçalar birbirine sürünerek zamanla içeriden kendini bitirir.
Böyle bir durumla karşılaştığında yapacağın en mantıklı şey, hararet ibresinin yukarı doğru fırladığını gördüğün an sakin kalıp kaloriferi sonuna kadar ve en sıcak ayara getirmek olmalı. Evet, içerisi bir anda fırın gibi olacak, belki sıcaktan bunalacaksın ama motorun içindeki o ölümcül ısıyı kabinin içine çekerek motora nefes aldıracaksın, ona küçük bir zaman kazandıracaksın. Sonra ilk güvenli noktada sağa çekip kontağı kapatmalı ve motorun kendi kendine soğumasını beklemelisin. Sakın ola o sıcaklıkla panik yapıp radyatör kapağını açmaya kalkma, içerdeki basınçlı kaynar su yüzüne fışkırabilir. Biraz sabır, doğru müdahale ve ardından bir çekici yardımıyla en yakın ustanın yolunu tutmak...
Peki ya tam tersi olduysa, yani o inatçı valf kapalı konumda kilitlenip kaldıysa ne olacak? İşte o zaman kelimenin tam anlamıyla saatli bir bombanın üzerinde oturuyorsun demektir. Motorun ürettiği o devasa ısı, soğutma sıvısıyla birlikte radyatöre gidip tahliye edilemiyor, her şey o daracık blokların içinde sıkışıp kalıyor. İbre hızla kırmızı bölgeye doğru tırmanırken kaputun altından gelen o hafif çıtırtıları, belki de genleşme kavanozundan taşan kaynar suyun kokusunu almaya başlarsın. Durumu fark edip hemen sağa çekmezsen, o çok güvendiğin motor bloğu sıcaktan eğrilir, silindir kapak contası tabiri caizse kağıt gibi yanar. Birkaç yüz liralık bir parça yüzünden, bir bakmışsın ki serviste usta sana dudak uçuklatan bir tamir faturası çıkarıyor...
Yolda giderken gözün sürekli hararet göstergesinde olmak zorunda değil, bazen araba sana derdini başka yollardan da anlatır. Mesela son zamanlarda yakıt istasyonuna daha sık uğradığını, cüzdanının her zamankinden daha hızlı boşaldığını fark ettin mi? Termostat arızalandığında motor sürekli soğuk kaldığı için, beynindeki o elektronik ünite motoru ısıtabilmek adına içeriye zengin karışım, yani daha fazla yakıt pompalamaya başlar. Çiğ yakıt kokusu egzozdan buram buram gelir, arabanın çekişi düşer, sanki arkasından birisi onu geriye doğru çekiyormuş gibi hantallaşır. Gaz pedalına bastığında o eski canlılığı bulamazsın, motor sanki uykusundan uyanamamış gibi nazlı nazlı devirlenir.
Sanayiye yolun düştüğünde ya da bir bilene danıştığında herkes sana farklı bir şey söyler, kafan iyice karışır. Kimisi "yaz ayındayız zaten, termostatı tamamen sök at, düz boru yap geç" diyebilir ki bu, bir motora yapılabilecek en büyük kötülüklerden biridir. Modern motorlar, belirli bir sıcaklık dengesinde çalışmak üzere en ince detayına kadar milimetrik olarak tasarlanmıştır. Motor ne çok sıcak olmalı ne de çok soğuk, tam o hassas çizgide, yani optimum çalışma sıcaklığında kalmalı. Termostatı iptal edilmiş bir araç sürekli soğuk çalışacağından, motor yağı ideal akışkanlığına ulaşamaz ve parçalar birbirine sürünerek zamanla içeriden kendini bitirir.
Böyle bir durumla karşılaştığında yapacağın en mantıklı şey, hararet ibresinin yukarı doğru fırladığını gördüğün an sakin kalıp kaloriferi sonuna kadar ve en sıcak ayara getirmek olmalı. Evet, içerisi bir anda fırın gibi olacak, belki sıcaktan bunalacaksın ama motorun içindeki o ölümcül ısıyı kabinin içine çekerek motora nefes aldıracaksın, ona küçük bir zaman kazandıracaksın. Sonra ilk güvenli noktada sağa çekip kontağı kapatmalı ve motorun kendi kendine soğumasını beklemelisin. Sakın ola o sıcaklıkla panik yapıp radyatör kapağını açmaya kalkma, içerdeki basınçlı kaynar su yüzüne fışkırabilir. Biraz sabır, doğru müdahale ve ardından bir çekici yardımıyla en yakın ustanın yolunu tutmak...