Ahmet Katan
Kayıtlı Kullanıcı
Kadın anatomisinde on yıllardır süregelen o meşhur "G Noktası var mı yok mu" tartışmasını bir kenara bırakıp klinik gerçekliğe odaklandığımızda, G-Shot yani tıp literatüründeki adıyla G-Spot Amplification işleminin aslında tamamen hedef odaklı bir doku augmentasyonu olduğunu net bir şekilde görebiliyoruz. Ön vajinal duvarın yaklaşık iki ila üç santimetre içerisinde, üretra seyri boyunca uzanan ve zengin vasküler yapılardan, otonom sinir uçlarından müteşekkil bu bölgeye hyalüronik asit veya otolog yağ dokusu enjekte edilmesi prensibine dayanıyor bu operasyon. Doku hacmini artırarak bölgenin mekanik temas esnasındaki friksiyonel duyarlılığını zirveye çıkarmak amaçlanıyor ama açık konuşmak gerekirse her anatomik yapıda aynı dramatik vasküler yanıtı alamazsınız... Yani dokunun histolojik yoğunluğu kişiden kişiye o kadar büyük farklılıklar gösteriyor ki, bazen tek bir seansla mükemmel bir stimülasyon eşiği yakalanırken bazen de dokunun kolajen matriks yetersizliği yüzünden istenen revizyon elde edilemeyebiliyor. Bu noktada klinik tecrübelerime dayanarak rahatlıkla söyleyebilirim ki, erektil özellik gösteren bu spongioz dokunun doğru haritalandırılması işlemin nihai başarısını doğrudan belirliyor.
İşlemin uygulanış konseptine yakından baktığımızda, lokal anestezi altında son derece pratik gibi görünen fakat pelvik taban anatomisine milimetrik düzeyde hakimiyet gerektiren ince bir cerrahi hassasiyetle karşılaşıyoruz. Özel spekulum yardımıyla vajinal mukozanın ekarte edilmesi ve hedeflenen alanın topoğrafik olarak işaretlenmesini müteakip, yüksek çapraz bağlı hyalüronik asit türevleri subepitelyal tabakaya titizlikle aktarılıyor. Tabii burada derinliği iyi ayarlamak lazım, şakaya gelmez; fazla derine, yani üretra sfinkterine yakın bir plana enjeksiyon yaparsanız hastada üriner retansiyon veya fokal inflamasyon riskini kendi elinizle tetiklemiş olursunuz... Zaten sırf bu yüzden jinekolojik ve ürojinekolojik birikimi zayıf ellerde bu tip fonksiyonel doku enjeksiyonlarının yapılmasına kesinlikle karşıyım. Doku hacim kazandıkça coitus sırasında penis başının ve gövdesinin bu çıkıntıya uyguladığı basınç katsayısı katlanarak artıyor, böylece nöral iletim mekanizmaları çok daha hızlı ve şiddetli bir sinaptik uyarı stili geliştiriyor.
G-Shot matrisinin dayanıklılığı ve organizma tarafından metabolize edilme hızı, kullanılan dolgu maddesinin reolojik özellikleriyle doğrudan ilintili bir biyolojik süreçtir aslında. Vücut zamanla bu ekstraselüler matris enjeksiyonunu hyaluronidaz enzimleri vasıtasıyla yıkıma uğratır; vallahi billahi altı ila sekiz ay sonra dokunun yavaş yavaş eski formuna, yani o önceki hacimsiz haline döndüğünü kendi gözlerinizle gözlemlersiniz. Kalıcılık süresini uzatmak adına otolog yağ grefti transferi alternatifi de masada duruyor elbette fakat kök hücreden zenginleştirilmemiş yağ dokusunun da o bölgede yüksek oranda rezorbe olma riskini göz ardı edemeyiz. Kalıcı olsun diye sentetik, erimeyen polimer dolguları o hassas vajinal mukozanın altına zerk etme cehaletine düşenler oluyor bazen, aman diyeyim sakın... Sonra yabancı cisim reaksiyonları, dirençli granülom dokuları ve tedavisi imkansız kireçlenmelerle boğuşup durursunuz, ameliyathanede o dokuyu temizlemek için akla karayı seçiyoruz.
Cinsel işlev bozuklukları veya anorgazmi şikayetiyle kapımızı çalan danışanlarda bu prosedürün tek başına mucizevi bir panasea gibi sunulması bana göre etik değerlerle tamamen bağdaşmayan ticari bir yaklaşım. Çünkü kadın orgazm dinamiği yalnızca periferik sinir uçlarının uyarılmasından ibaret basit bir mekanizma değil; hormon düzeyleri, nörotransmiter dengesi, psikojenik faktörler ve eşler arasındaki duygusal kohezyon gibi onlarca farklı parametre aynı anda devrede. Dolayısıyla, anatominizde uyarılabilir nöral odak yoğunluğu doğuştan yetersizse veya ciddi bir psikolojik blokaj yaşıyorsanız, oraya dünyanın en kaliteli hyalüronik asidini de zerk etsek sonuç koca bir hayal kırıklığı olabilir... Yine de doğru hasta seçiminde, yani klitoris ve çevre dokularında organik bir hasarı bulunmayan fakat vajinal orgazm frekansını artırmak isteyen kadınlarda muazzam sonuçlar aldığımızı da inkar edemem.
Lokal enjeksiyon sonrası klinik iyileşme safhası oldukça konforlu ve hızlı seyretse de hastaların uymakla yükümlü olduğu biyolojik dinlenme kuralları ihmale gelmez. Enjeksiyon sahasındaki materyalin doku aralıklarına homojen olarak dağılması, istenmeyen fokal kaymaların yaşanmaması ve mikrobiyal invazyon riskinin sıfırlanması için en az kırk sekiz saatlik bir vajinal istirahat dönemi şarttır. İşlemden hemen sonra sosyal hayata dönebilirsiniz abi ya, hastanede yatmaya falan hiç gerek yok ama dokunun o ilk inflamatuar adaptasyon evresini huzursuz etmemek gerek. Enfeksiyon profilaksisi için reçete edilen kısa süreli antibiyotik tedavisini aksatmamak, havuz veya sauna gibi nemli ve bakteri popülasyonu yüksek ortamlardan bir süre uzak durmak doku entegrasyonu açısından hayati bir gerekliliktir.
İşlemin uygulanış konseptine yakından baktığımızda, lokal anestezi altında son derece pratik gibi görünen fakat pelvik taban anatomisine milimetrik düzeyde hakimiyet gerektiren ince bir cerrahi hassasiyetle karşılaşıyoruz. Özel spekulum yardımıyla vajinal mukozanın ekarte edilmesi ve hedeflenen alanın topoğrafik olarak işaretlenmesini müteakip, yüksek çapraz bağlı hyalüronik asit türevleri subepitelyal tabakaya titizlikle aktarılıyor. Tabii burada derinliği iyi ayarlamak lazım, şakaya gelmez; fazla derine, yani üretra sfinkterine yakın bir plana enjeksiyon yaparsanız hastada üriner retansiyon veya fokal inflamasyon riskini kendi elinizle tetiklemiş olursunuz... Zaten sırf bu yüzden jinekolojik ve ürojinekolojik birikimi zayıf ellerde bu tip fonksiyonel doku enjeksiyonlarının yapılmasına kesinlikle karşıyım. Doku hacim kazandıkça coitus sırasında penis başının ve gövdesinin bu çıkıntıya uyguladığı basınç katsayısı katlanarak artıyor, böylece nöral iletim mekanizmaları çok daha hızlı ve şiddetli bir sinaptik uyarı stili geliştiriyor.
G-Shot matrisinin dayanıklılığı ve organizma tarafından metabolize edilme hızı, kullanılan dolgu maddesinin reolojik özellikleriyle doğrudan ilintili bir biyolojik süreçtir aslında. Vücut zamanla bu ekstraselüler matris enjeksiyonunu hyaluronidaz enzimleri vasıtasıyla yıkıma uğratır; vallahi billahi altı ila sekiz ay sonra dokunun yavaş yavaş eski formuna, yani o önceki hacimsiz haline döndüğünü kendi gözlerinizle gözlemlersiniz. Kalıcılık süresini uzatmak adına otolog yağ grefti transferi alternatifi de masada duruyor elbette fakat kök hücreden zenginleştirilmemiş yağ dokusunun da o bölgede yüksek oranda rezorbe olma riskini göz ardı edemeyiz. Kalıcı olsun diye sentetik, erimeyen polimer dolguları o hassas vajinal mukozanın altına zerk etme cehaletine düşenler oluyor bazen, aman diyeyim sakın... Sonra yabancı cisim reaksiyonları, dirençli granülom dokuları ve tedavisi imkansız kireçlenmelerle boğuşup durursunuz, ameliyathanede o dokuyu temizlemek için akla karayı seçiyoruz.
Cinsel işlev bozuklukları veya anorgazmi şikayetiyle kapımızı çalan danışanlarda bu prosedürün tek başına mucizevi bir panasea gibi sunulması bana göre etik değerlerle tamamen bağdaşmayan ticari bir yaklaşım. Çünkü kadın orgazm dinamiği yalnızca periferik sinir uçlarının uyarılmasından ibaret basit bir mekanizma değil; hormon düzeyleri, nörotransmiter dengesi, psikojenik faktörler ve eşler arasındaki duygusal kohezyon gibi onlarca farklı parametre aynı anda devrede. Dolayısıyla, anatominizde uyarılabilir nöral odak yoğunluğu doğuştan yetersizse veya ciddi bir psikolojik blokaj yaşıyorsanız, oraya dünyanın en kaliteli hyalüronik asidini de zerk etsek sonuç koca bir hayal kırıklığı olabilir... Yine de doğru hasta seçiminde, yani klitoris ve çevre dokularında organik bir hasarı bulunmayan fakat vajinal orgazm frekansını artırmak isteyen kadınlarda muazzam sonuçlar aldığımızı da inkar edemem.
Lokal enjeksiyon sonrası klinik iyileşme safhası oldukça konforlu ve hızlı seyretse de hastaların uymakla yükümlü olduğu biyolojik dinlenme kuralları ihmale gelmez. Enjeksiyon sahasındaki materyalin doku aralıklarına homojen olarak dağılması, istenmeyen fokal kaymaların yaşanmaması ve mikrobiyal invazyon riskinin sıfırlanması için en az kırk sekiz saatlik bir vajinal istirahat dönemi şarttır. İşlemden hemen sonra sosyal hayata dönebilirsiniz abi ya, hastanede yatmaya falan hiç gerek yok ama dokunun o ilk inflamatuar adaptasyon evresini huzursuz etmemek gerek. Enfeksiyon profilaksisi için reçete edilen kısa süreli antibiyotik tedavisini aksatmamak, havuz veya sauna gibi nemli ve bakteri popülasyonu yüksek ortamlardan bir süre uzak durmak doku entegrasyonu açısından hayati bir gerekliliktir.