Hakan Ulu
Kayıtlı Kullanıcı
Gece yarısı aniden uykudan uyandıran o sinir bozucu karıncalanma hissi... Hani sanki yüzlerce küçük iğne aynı anda parmak uçlarınıza batıyormuş gibi bir his yerleşir ya avucunuza, işte tıp literatüründe biz buna parestezi diyoruz. Çoğu zaman basit bir pozisyon hatasından, yani kolun üzerine yatıp ulnar siniri sıkıştırmaktan kaynaklansa da bazen durum sandığımızdan daha karmaşık çıkabiliyor.
Karpal tünel sendromu denilen o meşhur rahatsızlık, el bileğindeki median sinirin dar bir kanalda baskı altında kalmasıyla tetiklenir ve özellikle ilk üç parmakta yoğunlaşan bir uyuşukluk yapar. Klavyede saatlerce aralıksız yazı yazanlar, sürekli direksiyon sallayanlar ya da el emeğiyle çalışanlar bu derdi çok iyi bilir; bilek kanalı daralınca sinirler resmen feryat eder orada.
Boyun fıtıklarını da yabana atmamak gerek şimdi, neticede omurilikten çıkıp kollara yayılan sinir köklerindeki herhangi bir dejenerasyon direkt ellerde uyuşma olarak sinyal verir. Boyun bölgesindeki servikal disk herniasyonu, yani o bildiğimiz fıtıklaşma, sinir hattına baskı uyguladığı an ağrı omuzdan başlar, dirsekten geçer ve hoop parmak uçlarında biter...
Bazen de vücuttaki vitamin dengesizliği, bilhassa B12 eksikliği sinir kılıflarının yapısını bozarak bu uyuşmaları kronik bir hale getirebiliyor. Beslenme çantanıza kırmızı et, yumurta veya genel olarak hayvansal proteinleri yeterince eklemiyorsanız sinir sisteminiz bir süre sonra tekleme sinyalleri vermeye başlar, yani sinir iletimi sekteye uğrar resmen.
Periferik nöropati dediğimiz olay ise genellikle şeker hastalarının yakasını bırakmayan, sinir uçlarının yüksek kan şekeri yüzünden tahrip olması durumudur. Vallahi ihmale gelmeyecek bir mevzu bu; eğer kan şekeriniz uzun süre yüksek seyrediyorsa, ellerinizde ve ayaklarınızda eldiven-çorap tarzı diye tabir ettiğimiz o hissizlik yayılmaya başlar.
Dolaşım bozukluklarını, damar tıkanıklıklarını ya da Raynaud fenomeni gibi mikrosirkülasyon problemlerini de listeye eklemek lazım. Soğuk havada parmakların aniden beyazlaşması, kan akışının yavaşlaması ve ardından gelen o müthiş uyuşma hissi... Dokulara yeterli oksijen gitmeyince hücreler beslenemez ve doğal olarak ellerde geçici uyuşukluklar baş gösterir.
Çok fazla kahve tüketmek, aşırı stres altında kalmak veya kronik yorgunluk da sinir sistemini aşırı uyararak bu tarz semptomlara yol açabilir abi ya. Vücut bir nevi "yetişin, artık kaldıramıyorum" çığlığı atıyor olabilir o an, o yüzden dinlenmeyi ve stresten uzak durmayı hayat tarzı haline getirmek şart.
Geçmek bilmeyen, günlerce süren ve özellikle güç kaybıyla birlikte seyreden uyuşmalarda mutlaka bir nöroloğa görünmek, bir EMG testi yaptırmak en mantıklı yol olacaktır. Kendi kendinize teşhis koymaya çalışıp vakit kaybetmeyin, altından bambaşka nörolojik sebepler çıkabilir çünkü...
Karpal tünel sendromu denilen o meşhur rahatsızlık, el bileğindeki median sinirin dar bir kanalda baskı altında kalmasıyla tetiklenir ve özellikle ilk üç parmakta yoğunlaşan bir uyuşukluk yapar. Klavyede saatlerce aralıksız yazı yazanlar, sürekli direksiyon sallayanlar ya da el emeğiyle çalışanlar bu derdi çok iyi bilir; bilek kanalı daralınca sinirler resmen feryat eder orada.
Boyun fıtıklarını da yabana atmamak gerek şimdi, neticede omurilikten çıkıp kollara yayılan sinir köklerindeki herhangi bir dejenerasyon direkt ellerde uyuşma olarak sinyal verir. Boyun bölgesindeki servikal disk herniasyonu, yani o bildiğimiz fıtıklaşma, sinir hattına baskı uyguladığı an ağrı omuzdan başlar, dirsekten geçer ve hoop parmak uçlarında biter...
Bazen de vücuttaki vitamin dengesizliği, bilhassa B12 eksikliği sinir kılıflarının yapısını bozarak bu uyuşmaları kronik bir hale getirebiliyor. Beslenme çantanıza kırmızı et, yumurta veya genel olarak hayvansal proteinleri yeterince eklemiyorsanız sinir sisteminiz bir süre sonra tekleme sinyalleri vermeye başlar, yani sinir iletimi sekteye uğrar resmen.
Periferik nöropati dediğimiz olay ise genellikle şeker hastalarının yakasını bırakmayan, sinir uçlarının yüksek kan şekeri yüzünden tahrip olması durumudur. Vallahi ihmale gelmeyecek bir mevzu bu; eğer kan şekeriniz uzun süre yüksek seyrediyorsa, ellerinizde ve ayaklarınızda eldiven-çorap tarzı diye tabir ettiğimiz o hissizlik yayılmaya başlar.
Dolaşım bozukluklarını, damar tıkanıklıklarını ya da Raynaud fenomeni gibi mikrosirkülasyon problemlerini de listeye eklemek lazım. Soğuk havada parmakların aniden beyazlaşması, kan akışının yavaşlaması ve ardından gelen o müthiş uyuşma hissi... Dokulara yeterli oksijen gitmeyince hücreler beslenemez ve doğal olarak ellerde geçici uyuşukluklar baş gösterir.
Çok fazla kahve tüketmek, aşırı stres altında kalmak veya kronik yorgunluk da sinir sistemini aşırı uyararak bu tarz semptomlara yol açabilir abi ya. Vücut bir nevi "yetişin, artık kaldıramıyorum" çığlığı atıyor olabilir o an, o yüzden dinlenmeyi ve stresten uzak durmayı hayat tarzı haline getirmek şart.
Geçmek bilmeyen, günlerce süren ve özellikle güç kaybıyla birlikte seyreden uyuşmalarda mutlaka bir nöroloğa görünmek, bir EMG testi yaptırmak en mantıklı yol olacaktır. Kendi kendinize teşhis koymaya çalışıp vakit kaybetmeyin, altından bambaşka nörolojik sebepler çıkabilir çünkü...