Sibel Hoca
Kayıtlı Kullanıcı
Enseyi öyle bir kazıyorlar ki ilk günler insan aynaya bakmaya korkuyor vallahi. Ama korkmayın, o gerginlik ve noktasal kabuklanmalar tamamen geçici. İşin sırrı, ilk 72 saat boyunca o bölgeye adeta bir bebek gibi davranmakta saklı.
Yatış pozisyonu bu sürecin en kritik virajı diyebilirim. Kafayı sağa sola çok çevirmeden, sırtüstü ve medikal seyahat yastığı kullanarak uyumak gerekiyor abi ya. Yoksa o taze köklerin alındığı yerleri yastığa sürte sürte tahriş edersiniz, maazallah enfeksiyona davetiye çıkarırsınız.
İlk yıkama anına kadar bölgeye su değdirmemek kuralını bilmeyen kalmadı sanırım. Doktorun verdiği özel losyonu o enseye sürerken sakın ovalamayın, parmak uçlarıyla pıt pıt dokunuşlar yeterli. Zaten amaç orayı kazımak değil, sadece rahatlatmak ve nemlendirmek...
Kabuklar hafiften dökülmeye başladığında müthiş bir kaşıntı başlar, insanı çileden çıkarır. Sakın tırnaklamayın, tırnak izi demek iyileşme sürecini en az iki hafta geriye atmak demek. Kaşıntı krizi geldiğinde soğuk kompres yapın ya da doktorun yazdığı o spreyi sıkın geçsin.
Güneş ışınları bu dönemde en büyük düşmanınız, bunu net olarak aklınıza kazıyın. Dışarı çıkarken arkası ayarlanabilir, çok sıkı olmayan pamuklu bir şapka takmak şart. Güneş altındaki o ultraviyole ışınları donör bölgede kalıcı lekeler bırakabiliyor çünkü.
Sıcak suyla yıkanmayı bir süre unutun derim. Ilık, hatta kafa derinize dokunduğunda hafif serin hissettiren bir su sıcaklığı en doğrusudur. Suyun tazyiki de çok önemli; yukarıdan bodoslama vuran sert duş başlıkları oradaki dokuyu hırpalar.
Terlemek demek, o gözeneklerin mikrop kapması demek bir nevi. Dolayısıyla ağır sporları, fitness salonlarını veya halı saha maçlarını en azından birkaç haftalığına askıya alıyoruz. Terleten her aktivite, ense bölgesindeki o minik yaraların iyileşmesini geciktirir.
Beslenme konusunu çok hafife alıyorlar ama protein ve C vitamini eksik olursa o doku nasıl toplasın kendini? Vücudun yapı taşlarını eksik etmeyin ki hücreler orayı hızla onarabilsin. Bol su içmek de derinin elastikiyetini artırır, gerginlik hissini azaltır.
Kuaför koltuğuna oturmak için de acele etmeyin, en azından bir ay o makas ve tıraş makinesi enseden uzak dursun. Kimyasal içeren jöleler, spreyler, garip saç şekillendiriciler mi? Bir süre yanına bile yaklaşmayın derim...
Aslında her şey sabırda bitiyor, oradaki saçlar elbet uzayacak ve o kırmızı noktalar kaybolacak. Kendinize zaman tanıyın, aynayla çok fazla kavga etmeyin ve doktorun reçetesinden milim şaşmayın.
Yatış pozisyonu bu sürecin en kritik virajı diyebilirim. Kafayı sağa sola çok çevirmeden, sırtüstü ve medikal seyahat yastığı kullanarak uyumak gerekiyor abi ya. Yoksa o taze köklerin alındığı yerleri yastığa sürte sürte tahriş edersiniz, maazallah enfeksiyona davetiye çıkarırsınız.
İlk yıkama anına kadar bölgeye su değdirmemek kuralını bilmeyen kalmadı sanırım. Doktorun verdiği özel losyonu o enseye sürerken sakın ovalamayın, parmak uçlarıyla pıt pıt dokunuşlar yeterli. Zaten amaç orayı kazımak değil, sadece rahatlatmak ve nemlendirmek...
Kabuklar hafiften dökülmeye başladığında müthiş bir kaşıntı başlar, insanı çileden çıkarır. Sakın tırnaklamayın, tırnak izi demek iyileşme sürecini en az iki hafta geriye atmak demek. Kaşıntı krizi geldiğinde soğuk kompres yapın ya da doktorun yazdığı o spreyi sıkın geçsin.
Güneş ışınları bu dönemde en büyük düşmanınız, bunu net olarak aklınıza kazıyın. Dışarı çıkarken arkası ayarlanabilir, çok sıkı olmayan pamuklu bir şapka takmak şart. Güneş altındaki o ultraviyole ışınları donör bölgede kalıcı lekeler bırakabiliyor çünkü.
Sıcak suyla yıkanmayı bir süre unutun derim. Ilık, hatta kafa derinize dokunduğunda hafif serin hissettiren bir su sıcaklığı en doğrusudur. Suyun tazyiki de çok önemli; yukarıdan bodoslama vuran sert duş başlıkları oradaki dokuyu hırpalar.
Terlemek demek, o gözeneklerin mikrop kapması demek bir nevi. Dolayısıyla ağır sporları, fitness salonlarını veya halı saha maçlarını en azından birkaç haftalığına askıya alıyoruz. Terleten her aktivite, ense bölgesindeki o minik yaraların iyileşmesini geciktirir.
Beslenme konusunu çok hafife alıyorlar ama protein ve C vitamini eksik olursa o doku nasıl toplasın kendini? Vücudun yapı taşlarını eksik etmeyin ki hücreler orayı hızla onarabilsin. Bol su içmek de derinin elastikiyetini artırır, gerginlik hissini azaltır.
Kuaför koltuğuna oturmak için de acele etmeyin, en azından bir ay o makas ve tıraş makinesi enseden uzak dursun. Kimyasal içeren jöleler, spreyler, garip saç şekillendiriciler mi? Bir süre yanına bile yaklaşmayın derim...
Aslında her şey sabırda bitiyor, oradaki saçlar elbet uzayacak ve o kırmızı noktalar kaybolacak. Kendinize zaman tanıyın, aynayla çok fazla kavga etmeyin ve doktorun reçetesinden milim şaşmayın.