Cengiz Demir
Kayıtlı Kullanıcı
Aynaya bakıyorsun, önler açılmış, tepe seyrelmiş, kafaya koymuşsun o saçlar ekilecek. Ama doktor kafanın arkasına bakıp "Buradaki kökler yetersiz" dediği an dünya başına yıkılıyor sanki... Vallahi çok iyi anlıyorum o hissi, insan kendini bir anda çaresiz hissediyor. Donör alan dedikleri o ense bölgesi boşsa, hüsranla eve dönmek zorunda mıyız yani? Neyse ki tıp durmuyor, çareler tükenmiyor.
Enseyi hemen karartmamak lazım abi ya, çünkü tek ambar orası değil. Sakal altı ne güne duruyor? Özellikle çene altındaki o sert, kalın teller var ya, saç ekimi için resmen gizli birer kahraman. Oradaki kökler o kadar güçlüdür ki, ekildiği yerde saçtan daha gür durur, hacim verir. Tabii kalkıp da ön saç çizgisine sakal ekilmez, arkaları sıklaştırmak için birebirdir...
Gidip de donör bölgeyi son sınırına kadar zorlayanları görüyorum, yapmayın, etmeyin. Kafanın arkasını tamamen kel bırakıp öne saç ekmenin ne mantığı var? Arkadaki hüsranı kapatmak için önden vazgeçmek... İşte bu tam bir mühendislik hatası olur. Seyrek de olsa doğal dursun, homojen dağılsın ki arkadan bakanlar "Burada ne yaşanmış?" demesin.
Göğüs kılları falan filan diyorlar internette, duymuşsundur kesin. Vallahi billahi bana sorarsan o iş biraz kumar. Vücut kıllarının yapısı, büyüme evresi saç gibi değildir; ekersin, üç ay sonra dökülür ya da uzamaz, kuşa döner misal... Ha, hiç mi kullanılmaz? Çok çaresiz kalınırsa, çok ufak boşlukları doldurmak için belki denenebilir ama büyük hayaller kurmamak şartıyla.
Saç ekiminde mucize beklemeyi bir kenara bırakıp gerçekçi olmak hayat kurtarır. Mevcut sermayeyi en doğru şekilde dağıtmak, işte bütün mesele bu. Ön hat düzgün olsun, insan içine çıkınca yüzün çerçevesi dolu gözüksün yeter, tepe bölgesi biraz hafif kalsa da olur... Neticede kimse kafamızın tepesine büyüteçle bakmıyor.
Bazen de doku kalitesini artırmak için ekimden önce o bölgeyi beslemek gerekir, yani toprağı önceden gübrelemek gibi... PRP olur, mezoterapi olur, saç lazeri olur; mevcut zayıf tüyleri canlandırıp donör alanı az da olsa rahatlatmak mümkün olabiliyor. Bir bakmışsın o incecik, işe yaramaz görünen teller kalınlaşmış ve operasyona hazır hale gelmiş...
Peki ya tamamen kel olanlar, onlar ne yapacak? Protez saç var, saç simülasyonu var; yani dövme gibi kafaya minik saç efekti yapıyorlar, o da acayip illüzyon yaratıyor hani. İlla cerrahi bir müdahale şart değil ki, önemli olan o aynaya baktığında hissettiğin özgüven. Yolu yöntemi çok, yeter ki işin uzmanı, dürüst bir hekime denk gel...
Enseyi hemen karartmamak lazım abi ya, çünkü tek ambar orası değil. Sakal altı ne güne duruyor? Özellikle çene altındaki o sert, kalın teller var ya, saç ekimi için resmen gizli birer kahraman. Oradaki kökler o kadar güçlüdür ki, ekildiği yerde saçtan daha gür durur, hacim verir. Tabii kalkıp da ön saç çizgisine sakal ekilmez, arkaları sıklaştırmak için birebirdir...
Gidip de donör bölgeyi son sınırına kadar zorlayanları görüyorum, yapmayın, etmeyin. Kafanın arkasını tamamen kel bırakıp öne saç ekmenin ne mantığı var? Arkadaki hüsranı kapatmak için önden vazgeçmek... İşte bu tam bir mühendislik hatası olur. Seyrek de olsa doğal dursun, homojen dağılsın ki arkadan bakanlar "Burada ne yaşanmış?" demesin.
Göğüs kılları falan filan diyorlar internette, duymuşsundur kesin. Vallahi billahi bana sorarsan o iş biraz kumar. Vücut kıllarının yapısı, büyüme evresi saç gibi değildir; ekersin, üç ay sonra dökülür ya da uzamaz, kuşa döner misal... Ha, hiç mi kullanılmaz? Çok çaresiz kalınırsa, çok ufak boşlukları doldurmak için belki denenebilir ama büyük hayaller kurmamak şartıyla.
Saç ekiminde mucize beklemeyi bir kenara bırakıp gerçekçi olmak hayat kurtarır. Mevcut sermayeyi en doğru şekilde dağıtmak, işte bütün mesele bu. Ön hat düzgün olsun, insan içine çıkınca yüzün çerçevesi dolu gözüksün yeter, tepe bölgesi biraz hafif kalsa da olur... Neticede kimse kafamızın tepesine büyüteçle bakmıyor.
Bazen de doku kalitesini artırmak için ekimden önce o bölgeyi beslemek gerekir, yani toprağı önceden gübrelemek gibi... PRP olur, mezoterapi olur, saç lazeri olur; mevcut zayıf tüyleri canlandırıp donör alanı az da olsa rahatlatmak mümkün olabiliyor. Bir bakmışsın o incecik, işe yaramaz görünen teller kalınlaşmış ve operasyona hazır hale gelmiş...
Peki ya tamamen kel olanlar, onlar ne yapacak? Protez saç var, saç simülasyonu var; yani dövme gibi kafaya minik saç efekti yapıyorlar, o da acayip illüzyon yaratıyor hani. İlla cerrahi bir müdahale şart değil ki, önemli olan o aynaya baktığında hissettiğin özgüven. Yolu yöntemi çok, yeter ki işin uzmanı, dürüst bir hekime denk gel...