Sibel Hoca
Kayıtlı Kullanıcı
Aynaya bakarken bazen göz küçük bir detay takılır ya... İnsan dişinin ucundaki o ufak pürüzü, hafif sivriliği yıllarca dert eder kendine. İşte enameloplasty denilen şey tam olarak burada devreye giriyor. Dişin en dışındaki o sert mine tabakasından milimetrik, hatta hissedilmeyecek kadar az bir doku alınıyor. Bir nevi dişin kenarını düzeltme, törpüleme işlemi aslında.
Acır mı diye düşünür insan ilk başta, korkar haliyle. Ağrı falan hak getire, vallahi billahi hiçbir şey hissetmiyorsunuz. Çünkü o törpülenen mine tabakasında sinir ucu yok bir kere. Anesteziye, iğneye bile gerek kalmadan birkaç dakikada bitip gidiyor işlem. Bazen tek bir diş, bazen ön iki diş...
Doktor eline küçük bir alet alıyor, böyle hafifçe dokunarak dişin formunu yumuşatıyor. Hani tırnağınızı törpülersiniz de o pürüzsüzlük hissi gelir ya, aynı o hesap. Dişin yapısını bozmadan, doğallığına hiç dokunmadan yapılan bir rötuş bu. Fazla uzun duran bir kenar yontuluyor, sivri bir uç hafifçe yuvarlatılıyor.
Büyük değişimler, devasa estetik operasyonlar beklememek lazım tabii. Lamine ya da kaplama gibi dişin bütün çehresini değiştiren bir şey değil bu, bambaşka bir mevzu. Küçük bir dokunuşla ifadedeki o sertliği almak sadece... Bazen minicik bir milim bile insanın gülüşündeki o bütün havayı değiştiriveriyor işte.
Her dişe yapılır mı peki, herkes için uygun mu acaba? Diş minesi zaten incecik olan birinde pek maceraya girmemek lazım sanki. Hekim bakıyor, inceliyor; mine tabakası yeterince kalınsa 'tamam' diyor. Yoksa dişin sağlığını riske atmaya hiç ama hiç gerek yok.
İşlem bitip de o koltuktan kalkınca insan hemen diliyle dişinin arkasını, ucunu kontrol eder ya hani. O pürüzsüzlüğü hissetmek gerçekten garip bir rahatlık veriyor abi. Ne bir hassasiyet kalıyor geride, ne de uzun iyileşme süreçleri. Birkaç dakikada olup biten, mütevazı ama tatlı bir dokunuş...
Acır mı diye düşünür insan ilk başta, korkar haliyle. Ağrı falan hak getire, vallahi billahi hiçbir şey hissetmiyorsunuz. Çünkü o törpülenen mine tabakasında sinir ucu yok bir kere. Anesteziye, iğneye bile gerek kalmadan birkaç dakikada bitip gidiyor işlem. Bazen tek bir diş, bazen ön iki diş...
Doktor eline küçük bir alet alıyor, böyle hafifçe dokunarak dişin formunu yumuşatıyor. Hani tırnağınızı törpülersiniz de o pürüzsüzlük hissi gelir ya, aynı o hesap. Dişin yapısını bozmadan, doğallığına hiç dokunmadan yapılan bir rötuş bu. Fazla uzun duran bir kenar yontuluyor, sivri bir uç hafifçe yuvarlatılıyor.
Büyük değişimler, devasa estetik operasyonlar beklememek lazım tabii. Lamine ya da kaplama gibi dişin bütün çehresini değiştiren bir şey değil bu, bambaşka bir mevzu. Küçük bir dokunuşla ifadedeki o sertliği almak sadece... Bazen minicik bir milim bile insanın gülüşündeki o bütün havayı değiştiriveriyor işte.
Her dişe yapılır mı peki, herkes için uygun mu acaba? Diş minesi zaten incecik olan birinde pek maceraya girmemek lazım sanki. Hekim bakıyor, inceliyor; mine tabakası yeterince kalınsa 'tamam' diyor. Yoksa dişin sağlığını riske atmaya hiç ama hiç gerek yok.
İşlem bitip de o koltuktan kalkınca insan hemen diliyle dişinin arkasını, ucunu kontrol eder ya hani. O pürüzsüzlüğü hissetmek gerçekten garip bir rahatlık veriyor abi. Ne bir hassasiyet kalıyor geride, ne de uzun iyileşme süreçleri. Birkaç dakikada olup biten, mütevazı ama tatlı bir dokunuş...