Diş çekimi sonrası ne yenmeli?

Diş çekimi sonrası ne yenmeli?

Ahmet Katan

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
15 Haz 2026
Mesajlar
421
Tepkime puanı
0
Ahmet Katan
O koltuktan kalktığın an hayatının en uzun birkaç saati başlar; ağzındaki o devasa uyuşukluk hissi geçerken neyi, nasıl yiyeceğini düşünmek tam bir işkencedir. Kanamanın durması için tamponu ısırıp dururken midenin gurultusunu bastırmak zorundasın abi ya, başka çaren yok. İşte tam bu kriz anında mutfağa gidip dolabı açtığında karşına çıkan o soğuk, pürüzsüz yoğurt senin can kurtaranındır. Yoğurdu sadece bir yiyecek sanıyorsan yanılıyorsun, o resmen oradaki açık yaranın üzerine çekilen kadife bir perdedir. Ağzını yormadan, çiğneme refleksiyle o taze pıhtıyı yerinden oynatmadan beslenmenin en asil yoludur yoğurt yemek... Soğuk olması da cabası; hani o içten içe başlayan zonklamayı, şişliği dindirmek için buz koyarsın ya dışarıdan, yoğurt da içeriden aynı serinletici ilk yardımı yapar.

Sıcak bir çorbanın her derde deva olduğuna dair o eski inancı diş çekiminin ilk yirmi dört saatinde derhal çöpe atacaksın. Sıcağın damarları genişletip o zar zor durdurulan kanamayı yeniden başlatma riski var vallahi billahi, şakaya gelmez bu iş. Çorbayı yap, ocaktan al ve ocağın başında dakikalarca bekle ki tamamen oda sıcaklığına gelsin, hatta hafifçe serinlesin. Çorbayı kaşıklarken de sakın höpürdeterek, o vakum etkisini yaratarak içmeye kalkma. O dikişlerin, o oluşan hassas kan pıhtısının yerinde kalması gerekiyor zira o pıhtı giderse acıdan yerinde duramazsın... Blenderdan geçmiş, içinde tek bir pütür bile kalmamış mercimek veya balkabağı çorbası, o ilk günün akşamında sana krallar gibi bir ziyafet sunacaktır.

Pipet kullanmak, bu süreçte yapabileceğin en büyük, en geri dönüşü olmayan hatalardan biridir. Sıvı şeyleri daha rahat tüketirim mantığıyla o bardağa pipeti daldırdığın an, aslında kendi topuğuna sıkıyorsun demektir. Neden mi? Çünkü pipetten sıvıyı çekmek için ağzında yarattığın o güçlü emme kuvveti var ya, işte o kuvvet dişinin çekildiği yerdeki o koruyucu pıhtıyı yerinden söküp atar. Pıhtı gidince ne oluyor peki, kemik açıkta kalıyor ve o meşhur "alveolit" denen illetle baş başa kalıyorsun. Sıvıları bardağın kenarından, tıpkı yaşlı bir bilge gibi yavaşça, minik yudumlarla süzerek içeceksin.

Patatesi haşlayıp çatalla ezerken içine biraz tereyağı ve süt katmak, diş cerrahisi geçirmiş bir insanın kendine verebileceği en büyük ödüldür. Çiğneme fonksiyonunun tamamen devre dışı kaldığı o ikinci günde, püre haline gelmiş karbonhidratlar sana kaybettiğin o enerjiyi jet hızıyla geri verir. Dişinin çekildiği tarafı tamamen unutarak, dilinin yardımıyla damağında ezebileceğin bu püre, mideni de yormaz. Zaten canın acıyor, bir de açlıkla mı savaşacaksın... İyice pürüzsüzleştirilmiş patates püresi veya iyice olgunlaşmış, çatalla ezilmiş bir muz o halsizliğini anında alacaktır.

Dondurma yemek için diş çektiren insanlar var bu ülkede, işin bu tatlı tarafını da görmezden gelemeyiz. Ameliyattan çıkıp eve geldiğinde, o uyuşukluk yavaş yavaş dağılırken yenecek bir iki top sade dondurma damarları büzüştürür ve ağrıyı ciddi şekilde bloke eder. Tabii gidip de içinde fındık, fıstık, çikolata parçacıkları olan o lüks çeşitleri seçmeyeceksin; o küçük parçalar yara yerine bir kaçarsa... Sadece saf, katkısız, sade dondurma veya donmuş yoğurt tüketmek, hem o bölgeyi lokal olarak uyuşturur hem de moralini yerine getirir.

Katı, sert, kabuklu veya acılı yiyeceklere en az bir hafta boyunca elveda demek zorundasın, bu konuda hiçbir taviz verilemez. O çok sevdiğin cipslerin, kuruyemişlerin o keskin kenarları, daha yeni kapanmaya çalışan o hassas diş etini adeta bir bıçak gibi kesebilir. Baharatlar ise o açık yarayı resmen cayır cayır yakar, enfeksiyon riskini körükler. İyileşme sürecini kendi ellerinle uzatmak istemiyorsan, birkaç gün dişini sıkıp bebek maması kıvamındaki o yumuşak dünyada kalacaksın.
 
Geri