Sibel Hoca
Kayıtlı Kullanıcı
Yataktan soğumak öyle bir günde falan olmuyor aslında. Yavaş yavaş, sinsi sinsi yerleşiyor insanın hayatına. Bir bakmışsın, eskiden heyecanla beklediğin o anlar artık sadece birer yükümlülük gibi gelmeye başlamış...
Vallahi billahi bazen sadece çok yorgun oluyoruz, hepsi bu. Gün boyu patron dertleri, faturalar, geçim sıkıntısı derken akşam eve dönünce insanın canı sadece tavanı seyretmek istiyor. Modern hayat resmen ruhumuzu emiyor yani.
Hormonlar meselesi var bir de, o konu tam bir muamma. Vücuttaki o ufacık kimyasallar birazcık azaldı mı, içindeki o ateş bir anda sönüveriyor. Doktor kontrolünü pek sevmeyiz ama bazen bir kan tahlili her şeyi çözebilir.
İlişki dediğin şey zaten pamuk ipliği. Partnerine karşı biriken o küçük kırgınlıklar, zamanla yatak odasında devasa bir duvara dönüşüyor işte. İnsan kırılınca içine kapanır, içine kapanınca da uzaklaşır...
Stres bence bu işin en büyük düşmanı, açık ve net. Beyin bin tane tilkiyle uğraşırken, bedenin aşka meşke vakit ayırmasını beklemek biraz haksızlık değil mi? Kafayı rahatlatmadan o iş zor yani, çok zor.
Yaşadığın o yoğun kaygı bozuklukları veya o hiç bitmeyen depresif ruh hali... İlaç kullanıyorsan eğer, onların da böyle bir yan etkisi olabiliyor maalesef. Bir yeri yaparken diğer yeri yıkmak gibi bir şey bu.
Kendini aynada beğenmiyorsan, o kilolar gözüne batıyorsa zaten baştan kaybediyorsun. İnsan kendi bedenine yabancılaşınca, bir başkasının o bedene dokunmasını da istemiyor pek. Önce kendini sevmen lazım abi ya, gerçekten.
Rutine bağlamak da öldürüyor arzuyu. Her şey hep aynı gün, aynı saatte ve aynı şekilde olunca insan heyecanını kaybediyor bir süre sonra. Biraz değişiklik, küçük sürprizler falan iyi gelebilir aslında.
Hiç düşündün mü, belki de sorun sadece ikinizin arasındaki o kopuk iletişimdir? Konuşulmayan her şey yatakta ağırlık yapıyor insana. Derdini anlatmadıkça aradaki mesafe daha da açılıyor.
Öyle hemen panik yapıp "eyvah, bittim ben" moduna girmeye gerek yok. Bu durum geçici bir dönem olabilir, herkesin başına gelir. Kendine biraz zaman tanı, bedenini ve ruhunu dinlendir...
Vallahi billahi bazen sadece çok yorgun oluyoruz, hepsi bu. Gün boyu patron dertleri, faturalar, geçim sıkıntısı derken akşam eve dönünce insanın canı sadece tavanı seyretmek istiyor. Modern hayat resmen ruhumuzu emiyor yani.
Hormonlar meselesi var bir de, o konu tam bir muamma. Vücuttaki o ufacık kimyasallar birazcık azaldı mı, içindeki o ateş bir anda sönüveriyor. Doktor kontrolünü pek sevmeyiz ama bazen bir kan tahlili her şeyi çözebilir.
İlişki dediğin şey zaten pamuk ipliği. Partnerine karşı biriken o küçük kırgınlıklar, zamanla yatak odasında devasa bir duvara dönüşüyor işte. İnsan kırılınca içine kapanır, içine kapanınca da uzaklaşır...
Stres bence bu işin en büyük düşmanı, açık ve net. Beyin bin tane tilkiyle uğraşırken, bedenin aşka meşke vakit ayırmasını beklemek biraz haksızlık değil mi? Kafayı rahatlatmadan o iş zor yani, çok zor.
Yaşadığın o yoğun kaygı bozuklukları veya o hiç bitmeyen depresif ruh hali... İlaç kullanıyorsan eğer, onların da böyle bir yan etkisi olabiliyor maalesef. Bir yeri yaparken diğer yeri yıkmak gibi bir şey bu.
Kendini aynada beğenmiyorsan, o kilolar gözüne batıyorsa zaten baştan kaybediyorsun. İnsan kendi bedenine yabancılaşınca, bir başkasının o bedene dokunmasını da istemiyor pek. Önce kendini sevmen lazım abi ya, gerçekten.
Rutine bağlamak da öldürüyor arzuyu. Her şey hep aynı gün, aynı saatte ve aynı şekilde olunca insan heyecanını kaybediyor bir süre sonra. Biraz değişiklik, küçük sürprizler falan iyi gelebilir aslında.
Hiç düşündün mü, belki de sorun sadece ikinizin arasındaki o kopuk iletişimdir? Konuşulmayan her şey yatakta ağırlık yapıyor insana. Derdini anlatmadıkça aradaki mesafe daha da açılıyor.
Öyle hemen panik yapıp "eyvah, bittim ben" moduna girmeye gerek yok. Bu durum geçici bir dönem olabilir, herkesin başına gelir. Kendine biraz zaman tanı, bedenini ve ruhunu dinlendir...