Cengiz Demir
Kayıtlı Kullanıcı
Çene kemiğinin üzerine yerleştirilen o özel protezlerle yüzün alt bölgesini yeniden şekillendirme işine tıp dünyasında mentoplasti diyorlar, biz ise kısaca çene implantı diyoruz. Yüzünüzün profilden bakıldığında geride kalması ya da altın oran dediğimiz o simetriyi bir türlü yakalayamaması durumunda devreye giren bayağı somut bir çözüm aslında bu. Aynaya baktığınızda "Ya benim çenem niye böyle silik duruyor?" diye düşünüyorsanız, işte tam olarak bu yapısal eksikliği tıbbi materyallerle tamamlama işleminden bahsediyoruz.
Gidip de piyasada satılan rastgele bir malzemeyi çenenize yerleştirmiyorlar elbette, medikal sınıf silikon veya medpor dediğimiz gözenekli polietilen maddeler kullanılıyor. Vücudun dokularıyla inanılmaz uyumlu çalışan bu materyaller, kemiğin tam üzerine sabitlendiğinde ömür boyu orada kendi kemiğinizmiş gibi kalabiliyor. Hatta medpor maddesinin gözenekli yapısı sayesinde zamanla kendi dokularınız protezin içine doğru büyüyor, yani resmen sizin bir parçanız haline geliyor...
Operasyon sürecinin öyle gözünüzde büyüttüğünüz kadar korkunç bir tarafı yok vallahi. Ya ağız içinden alt dudağın hemen arkasından bir kesi açılıyor ya da çene altındaki o doğal katlanma çizgisinden minik bir giriş yapılıyor. İki yöntemin de kendine göre avantajı var; ağız içinden yapılınca dışarıdan bakıldığında sıfır iz kalıyor ama enfeksiyon riskine bir tık daha fazla dikkat etmek gerekiyor. Çene altı kesisinde ise belli belirsiz bir çizgi kalabiliyor fakat cerrah için alanı görmek ve protezi oturtmak çok daha rahat oluyor.
Peki, kimler için gerçekten mantıklı bir seçenek bu implant meselesi? Eğer diş diziliminizde veya çene kapanışınızda ciddi bir bozukluk yoksa, yani sorun tamamen kemiğin hacimsel olarak geride kalmasıysa tam sizlik bir prosedür. Ama öyle çene eklemi probleminiz varsa, alt ve üst dişleriniz birbirini hiç tutmuyorsa... Orada durup bir ortognatik cerrahi uzmanına görünmek şart, çünkü implant sadece estetik hacim kazandırır, çiğneme fonksiyonunu düzeltmez.
Geçici dolgularla zaman ve para kaybetmek yerine bir kere yaptırıp ömür boyu kurtulmak isteyenlerin ilk tercihi oluyor genelde. Hani her yıl gidip çene ucuna hyalüronik asit dolgusu yaptırıp o iğne acısını çekmek var, bir de tek seansta kalıcı sonuca ulaşmak var. Maliyet hesabı yaparken dolguların birkaç yılda bir tekrarlanması gerektiğini hesaba katarsanız, implantın uzun vadede ne kadar mantıklı bir yatırıma dönüştüğünü zaten kendiniz anlarsınız.
Ameliyat bitti, eve döndünüz diyelim, ilk birkaç gün öyle kebapları lahmacunları gömmeyi unutun bir kere. Çenenizde hafif bir baskı hissi, ödem ve morluk olması kadar doğal bir şey yok, sonuçta doku altına yabancı bir madde yerleştirildi. İlk günlerde sıvı ve yumuşak gıdalarla beslenmek, cerrahın verdiği gargara programını harfiyen uygulamak iyileşme hızınızı ikiye katlar. Ağız hijyenine dikkat etmezseniz o implantı oradan sökmek zorunda bile kalabilirler abi, riske atmaya değer mi hiç?
Bazen hastalar sadece çenesini büyüttürmek için masaya oturuyor ama protez takılınca burnunun aslında o kadar da büyük olmadığını fark ediyor. Profil dengesi dediğimiz şey tam olarak bu işte; geride duran bir çene, burnunuzu olduğundan çok daha kemerli ve baskın gösterir. Çene ucunu biraz öne çıkardığınızda bütün yüz hatlarınız bir anda dengelenir, yüzünüz daha keskin ve karakterli bir ifadeye kavuşur.
Her cerrahi müdahalede olduğu gibi bunda da ufak tefek riskler yok değil hani. Protezin milimetrik olarak kayması, asimetri oluşması ya da o bölgedeki his sinirlerinin geçici olarak uyuşması yaşanabilecek şeyler arasında. Doğru cerrahı seçmek, daha önce yaptığı işlerin referanslarına bakmak ve beklentiyi gerçekçi tutmak bu yüzden hayat kurtarır. Kendinizi kulaktan dolma bilgilerle değil, anatomiyi gerçekten iyi bilen uzman eline teslim etmeniz şart.
Gidip de piyasada satılan rastgele bir malzemeyi çenenize yerleştirmiyorlar elbette, medikal sınıf silikon veya medpor dediğimiz gözenekli polietilen maddeler kullanılıyor. Vücudun dokularıyla inanılmaz uyumlu çalışan bu materyaller, kemiğin tam üzerine sabitlendiğinde ömür boyu orada kendi kemiğinizmiş gibi kalabiliyor. Hatta medpor maddesinin gözenekli yapısı sayesinde zamanla kendi dokularınız protezin içine doğru büyüyor, yani resmen sizin bir parçanız haline geliyor...
Operasyon sürecinin öyle gözünüzde büyüttüğünüz kadar korkunç bir tarafı yok vallahi. Ya ağız içinden alt dudağın hemen arkasından bir kesi açılıyor ya da çene altındaki o doğal katlanma çizgisinden minik bir giriş yapılıyor. İki yöntemin de kendine göre avantajı var; ağız içinden yapılınca dışarıdan bakıldığında sıfır iz kalıyor ama enfeksiyon riskine bir tık daha fazla dikkat etmek gerekiyor. Çene altı kesisinde ise belli belirsiz bir çizgi kalabiliyor fakat cerrah için alanı görmek ve protezi oturtmak çok daha rahat oluyor.
Peki, kimler için gerçekten mantıklı bir seçenek bu implant meselesi? Eğer diş diziliminizde veya çene kapanışınızda ciddi bir bozukluk yoksa, yani sorun tamamen kemiğin hacimsel olarak geride kalmasıysa tam sizlik bir prosedür. Ama öyle çene eklemi probleminiz varsa, alt ve üst dişleriniz birbirini hiç tutmuyorsa... Orada durup bir ortognatik cerrahi uzmanına görünmek şart, çünkü implant sadece estetik hacim kazandırır, çiğneme fonksiyonunu düzeltmez.
Geçici dolgularla zaman ve para kaybetmek yerine bir kere yaptırıp ömür boyu kurtulmak isteyenlerin ilk tercihi oluyor genelde. Hani her yıl gidip çene ucuna hyalüronik asit dolgusu yaptırıp o iğne acısını çekmek var, bir de tek seansta kalıcı sonuca ulaşmak var. Maliyet hesabı yaparken dolguların birkaç yılda bir tekrarlanması gerektiğini hesaba katarsanız, implantın uzun vadede ne kadar mantıklı bir yatırıma dönüştüğünü zaten kendiniz anlarsınız.
Ameliyat bitti, eve döndünüz diyelim, ilk birkaç gün öyle kebapları lahmacunları gömmeyi unutun bir kere. Çenenizde hafif bir baskı hissi, ödem ve morluk olması kadar doğal bir şey yok, sonuçta doku altına yabancı bir madde yerleştirildi. İlk günlerde sıvı ve yumuşak gıdalarla beslenmek, cerrahın verdiği gargara programını harfiyen uygulamak iyileşme hızınızı ikiye katlar. Ağız hijyenine dikkat etmezseniz o implantı oradan sökmek zorunda bile kalabilirler abi, riske atmaya değer mi hiç?
Bazen hastalar sadece çenesini büyüttürmek için masaya oturuyor ama protez takılınca burnunun aslında o kadar da büyük olmadığını fark ediyor. Profil dengesi dediğimiz şey tam olarak bu işte; geride duran bir çene, burnunuzu olduğundan çok daha kemerli ve baskın gösterir. Çene ucunu biraz öne çıkardığınızda bütün yüz hatlarınız bir anda dengelenir, yüzünüz daha keskin ve karakterli bir ifadeye kavuşur.
Her cerrahi müdahalede olduğu gibi bunda da ufak tefek riskler yok değil hani. Protezin milimetrik olarak kayması, asimetri oluşması ya da o bölgedeki his sinirlerinin geçici olarak uyuşması yaşanabilecek şeyler arasında. Doğru cerrahı seçmek, daha önce yaptığı işlerin referanslarına bakmak ve beklentiyi gerçekçi tutmak bu yüzden hayat kurtarır. Kendinizi kulaktan dolma bilgilerle değil, anatomiyi gerçekten iyi bilen uzman eline teslim etmeniz şart.