Ahmet Katan
Kayıtlı Kullanıcı
Çocukken kapı eşiklerine çizdiğimiz o çizgiler vardı ya, hani her yaz sonunda boyumuzun ne kadar uzadığına bakıp sevinirdik... Meğer insan büyüdükçe o santimlerin peşinden koşmaktan vazgeçmiyormuş, ne tuhaf.
Genetik dediğimiz şey işin aslı tabii, kimse bunu inkar edemez ki; yani anne baba kısa ise mucize beklemek biraz saflık olur, vallahi billahi öyle.
Yine de ellerimizi kollarımızı bağlayıp oturmayacağız herhalde, değil mi? Süt içmek, zıplamak, ip atlamak falan derken vücuda o küçük sinyalleri göndermek hâlâ bizim elimizde.
Uyku denilen o sihirli zaman dilimi var ya, işte büyüme hormonu tam o sessizlikte salgılanıyor; sabaha karşı uykusunu almamış bir vücut nasıl uzasın abi ya, imkansız bence.
Basketbol potasına her gün zıplayıp dururduk eskiden, mahalle maçı bitmek bilmezdi; omurgayı esneten o hareketler, havuza atlayıp bacakları salmak... Ne güzel günlerdi be.
Kambur durmak boyu zaten üç santim kısa gösteriyor, baksana herkes biraz dik yürümeyi unuttu; omuzları geriye atıp şöyle bi' salınmak lazım aslında.
Beslenme meselesi de hakeza öyle, sadece karın doyurmakla bu işler yürümüyor; kalsiyumdur, proteinidr derken kemiğin o açlığını gidermek gerek tabii.
Kimi zaman genetik duvarına çarpıp kalıyoruz öylece, yapacak bir şey yok biliyorum ama... En azından potansiyelimizin son damlasına kadar zorlamak lazımdı sanki.
Genetik dediğimiz şey işin aslı tabii, kimse bunu inkar edemez ki; yani anne baba kısa ise mucize beklemek biraz saflık olur, vallahi billahi öyle.
Yine de ellerimizi kollarımızı bağlayıp oturmayacağız herhalde, değil mi? Süt içmek, zıplamak, ip atlamak falan derken vücuda o küçük sinyalleri göndermek hâlâ bizim elimizde.
Uyku denilen o sihirli zaman dilimi var ya, işte büyüme hormonu tam o sessizlikte salgılanıyor; sabaha karşı uykusunu almamış bir vücut nasıl uzasın abi ya, imkansız bence.
Basketbol potasına her gün zıplayıp dururduk eskiden, mahalle maçı bitmek bilmezdi; omurgayı esneten o hareketler, havuza atlayıp bacakları salmak... Ne güzel günlerdi be.
Kambur durmak boyu zaten üç santim kısa gösteriyor, baksana herkes biraz dik yürümeyi unuttu; omuzları geriye atıp şöyle bi' salınmak lazım aslında.
Beslenme meselesi de hakeza öyle, sadece karın doyurmakla bu işler yürümüyor; kalsiyumdur, proteinidr derken kemiğin o açlığını gidermek gerek tabii.
Kimi zaman genetik duvarına çarpıp kalıyoruz öylece, yapacak bir şey yok biliyorum ama... En azından potansiyelimizin son damlasına kadar zorlamak lazımdı sanki.