Hakan Ulu
Kayıtlı Kullanıcı
Gecenin bir yarısı o ağlama sesiyle uyanıp altını açtığınızda karşılaştığınız o kıpkırmızı tablo var ya... Yemin ederim insanın içi cız ediyor, hani o an ne yapacağınızı şaşırırsınız. Yıllardır gazetecilik dünyasında binbir çeşit sağlık haberi tahrir ettim, uzmanlarla dirsek çürüttüm ama kendi tecrübelerimden de biliyorum ki o hassas tene kimyasal sürmek bazen durumu daha da berbat edebiliyor. Bebek cildi dediğimiz şey zaten kağıt helva gibi, en ufak bir nem birikmesinde hemen reaksiyon veriyor, alev alıyor adeta.
Bez bölgesinin havalanması meselesi bana kalırsa bu işin alfa ve omegası. Yani ne yapıp edip o cildin nefes almasını sağlamak lazım, başka yolu yok. Her alt değişiminde çocuğu öyle hemen alelacele kapatmamak, birkaç dakika kendi haline bırakıp poposunu özgürleştirmek... Valla bak, en pahalı kremlerden bile daha hızlı sonuç veriyor bu basit havalandırma rutini.
Piyasadaki o mis kokulu, bol parfümlü ıslak mendiller yok mu, ah işte onlar gizli tehlike. Alıyorsun eline, pratik geliyor tabii ama o alkol ve sentetik esanslar zımpara etkisi yapıyor çocukta. Temiz suda ıslatılmış pamukla silmek varken ne diye riske giresin ki? Hele bir de o silme işleminden sonra bölgenin tamamen kuruduğundan emin olmadan bezi bağlarsan... Geçmiş olsun.
Hangi pişik kremini kullanmalı sorusu kafamı çok kurcalardı eskiden. Çinko oksit oranı yüksek, bariyer oluşturan ama cildi de boğmayan ürünler burada hayat kurtarıyor gerçekten. Kimyasal bombardımanına tutmaya gerek yok o minik bedeni, doal yağlar ve sade içerikler her zaman daha güvenli bir liman. Yalnız kremi öyle boca etmek de çözüm değil hani, incecik bir katman sürmek kafi.
Bez seçiminde yapılan hatalara hiç girmeyeyim diyorum ama duramıyorum, tamamen boyutuyla alakalı bir fiyasko yaşanabiliyor bazen. Bebeğin belini sıkan, bacaklarını sımsıkı kavrayan o daracık bezler sürtünmeyi öyle bir artırıyor ki... Sürtünme demek eşittir tahriş, tahriş demek de zaten pişiğe davetiye çıkarmak demek. Bir numara büyük bez kullanmak bazen bütün ezberleri bozabiliyor, benden söylemesi.
Beslenme düzeni değiştiği an cilt nasıl da hemen tepki veriyor ama? Ek gıdaya geçiş döneminde ya da bebeğin diş çıkardığı o sancılı günlerde kakadaki asit oranı bir anda fırlıyor. Haliyle o asitli tabakayla iki dakika bile temas etse cilt, hemen kızarmaya, tepki vermeye başlıyor. Dolayısıyla beslenme haritası değiştiğinde alt kontrolü frekansını iki katına çıkarmak şart oluyor.
Yıkama suyuna kimyasal sabunlar, köpükler katmak yapılan en büyük yanlışlardan biri belki de. Sadece ılık suyla durulayıp, ardından yumuşak bir müslin bezle tampon hareketlerle kurulamak yeterli aslında. Ovalayarak kurulamaya çalışmak mı... Sakın ha, o hassas deriyi soyup alırsınız valla.
Bez bölgesinin havalanması meselesi bana kalırsa bu işin alfa ve omegası. Yani ne yapıp edip o cildin nefes almasını sağlamak lazım, başka yolu yok. Her alt değişiminde çocuğu öyle hemen alelacele kapatmamak, birkaç dakika kendi haline bırakıp poposunu özgürleştirmek... Valla bak, en pahalı kremlerden bile daha hızlı sonuç veriyor bu basit havalandırma rutini.
Piyasadaki o mis kokulu, bol parfümlü ıslak mendiller yok mu, ah işte onlar gizli tehlike. Alıyorsun eline, pratik geliyor tabii ama o alkol ve sentetik esanslar zımpara etkisi yapıyor çocukta. Temiz suda ıslatılmış pamukla silmek varken ne diye riske giresin ki? Hele bir de o silme işleminden sonra bölgenin tamamen kuruduğundan emin olmadan bezi bağlarsan... Geçmiş olsun.
Hangi pişik kremini kullanmalı sorusu kafamı çok kurcalardı eskiden. Çinko oksit oranı yüksek, bariyer oluşturan ama cildi de boğmayan ürünler burada hayat kurtarıyor gerçekten. Kimyasal bombardımanına tutmaya gerek yok o minik bedeni, doal yağlar ve sade içerikler her zaman daha güvenli bir liman. Yalnız kremi öyle boca etmek de çözüm değil hani, incecik bir katman sürmek kafi.
Bez seçiminde yapılan hatalara hiç girmeyeyim diyorum ama duramıyorum, tamamen boyutuyla alakalı bir fiyasko yaşanabiliyor bazen. Bebeğin belini sıkan, bacaklarını sımsıkı kavrayan o daracık bezler sürtünmeyi öyle bir artırıyor ki... Sürtünme demek eşittir tahriş, tahriş demek de zaten pişiğe davetiye çıkarmak demek. Bir numara büyük bez kullanmak bazen bütün ezberleri bozabiliyor, benden söylemesi.
Beslenme düzeni değiştiği an cilt nasıl da hemen tepki veriyor ama? Ek gıdaya geçiş döneminde ya da bebeğin diş çıkardığı o sancılı günlerde kakadaki asit oranı bir anda fırlıyor. Haliyle o asitli tabakayla iki dakika bile temas etse cilt, hemen kızarmaya, tepki vermeye başlıyor. Dolayısıyla beslenme haritası değiştiğinde alt kontrolü frekansını iki katına çıkarmak şart oluyor.
Yıkama suyuna kimyasal sabunlar, köpükler katmak yapılan en büyük yanlışlardan biri belki de. Sadece ılık suyla durulayıp, ardından yumuşak bir müslin bezle tampon hareketlerle kurulamak yeterli aslında. Ovalayarak kurulamaya çalışmak mı... Sakın ha, o hassas deriyi soyup alırsınız valla.