Hakan Ulu
Kayıtlı Kullanıcı
Miniğin minicik gövdesi her sarsıldığında içimizin bir parça cız etmesi o kadar normal ki... İlk aylarda o kadar sık oluyor ki bu durum, insan ister istemez panikliyor ama aslında tamamen diyafram kasının kendi kendine yaptığı küçük bir antrenman bu. Diyafram dediğimiz o büyük kas, henüz dış dünyaya tam uyum sağlayamadığı için aniden kasılıveriyor ve ortaya o bildiğimiz ses çıkıyor. Endişelenmeyin vallahi, sandığınız gibi canı falan acımıyor, hatta çoğu zaman durumun farkında bile olmuyorlar.
Beslenirken acele etmek, o sütü hemen bitirme arzusu yok mu, işte en büyük etkenlerden biri tam olarak bu. Bebek ne kadar hızlı emerse, sütle beraber o kadar çok hava yutuyor ve mide bir anda genişleyiveriyor. Genişleyen mide gidip üstteki diyaframa baskı yapınca da gelsin hıçkırık nöbetleri... Memeyi ya da biberonu biraz daha dik tutarak emzirmek, havayı minimuma indirmek işi çözebilir aslında, denemek lazım.
Bazen de sadece üşüyorlar galiba diyoruz ya, aslında doğruluk payı var biliyor musunuz? Ortam sıcaklığı aniden değiştiğinde, oda biraz serinlediğinde bebeklerin refleksleri hemen devreye giriyor. Kaslar kasılıyor, solunum ritmi değişiyor ve bir bakmışsınız çocuk ritmik ritmik sallanmaya başlamış bile... Böyle anlarda üzerine ince bir battaniye atmak ya da onu göğsünüze bastırıp kendi vücut ısınızla ısıtmak en güzel çözüm, anında sakinleştiğini göreceksiniz.
Şu gaz çıkarma meselesini beslenme sonrasına bırakmamak, aralarda da yapmak gerekiyor sanırım. Emmeye kısa bir ara verdirip omzunuza yatırarak sırtını pışpışlamak, o biriken havayı yukarı atmak mucize gibi bir şey. Midedeki o baskı kalkınca diyafram da rahat nefes alıyor, dolayısıyla kasılma ihtimali de ciddi oranda azalıyor. Biraz sabır, biraz yavaşlık bu işin tek ilacı sanki...
Hani bazen çok gülerler, neşeyle çığlık atarlar ya, işte o heyecan anları da tetikleyici olabiliyor. Hava giriş çıkışı bir anda hızlanınca sinir sistemi ufak bir şok yaşıyor haliyle. Çok normal, daha yepyeni bir mekanizma var ortada ve her uyarana tepki veriyor. Öyle hemen telaş yapıp çocuğu dikerek ağzına su damlatmaya falan çalışmayın abi ya, gerçekten hiç gerek yok.
Kendi kendine geçmesini beklemek en doğrusu, zaten birkaç dakika içinde tık diye kesiliveriyor genellikle. Eğer çok uzadıysa, bebek artık rahatsız olmaya başladıysa onu yeniden kısa süreliğine memeye tutmak en kadim yöntemlerden biridir. O yutkunma refleksi, diyaframın ritmini hemen düzene sokuyor, kasılmayı bıçak gibi kesiyor. Ya da ne bileyim, biraz dik pozisyonda kucakta gezdirmek, dikkatini başka bir yöne çekmek de işe yarayabilir...
Doktora ne zaman gitmeli derseniz, eğer saatlerce sürüyorsa ve çocuk artık uykusundan uyanıp ağlıyorsa bir görünmekte fayda var elbette. Reflü gibi altta yatan başka bir sebep olabilir belki ama bu çok nadir görünen bir durum. Çoğunlukla büyümenin, gelişmenin, o minik bedenin hayata tutunma çabasının çok tatlı bir göstergesi bu sesler. İçinizi ferah tutun, büyüdükçe hepsi geçip gidecek zaten...
Beslenirken acele etmek, o sütü hemen bitirme arzusu yok mu, işte en büyük etkenlerden biri tam olarak bu. Bebek ne kadar hızlı emerse, sütle beraber o kadar çok hava yutuyor ve mide bir anda genişleyiveriyor. Genişleyen mide gidip üstteki diyaframa baskı yapınca da gelsin hıçkırık nöbetleri... Memeyi ya da biberonu biraz daha dik tutarak emzirmek, havayı minimuma indirmek işi çözebilir aslında, denemek lazım.
Bazen de sadece üşüyorlar galiba diyoruz ya, aslında doğruluk payı var biliyor musunuz? Ortam sıcaklığı aniden değiştiğinde, oda biraz serinlediğinde bebeklerin refleksleri hemen devreye giriyor. Kaslar kasılıyor, solunum ritmi değişiyor ve bir bakmışsınız çocuk ritmik ritmik sallanmaya başlamış bile... Böyle anlarda üzerine ince bir battaniye atmak ya da onu göğsünüze bastırıp kendi vücut ısınızla ısıtmak en güzel çözüm, anında sakinleştiğini göreceksiniz.
Şu gaz çıkarma meselesini beslenme sonrasına bırakmamak, aralarda da yapmak gerekiyor sanırım. Emmeye kısa bir ara verdirip omzunuza yatırarak sırtını pışpışlamak, o biriken havayı yukarı atmak mucize gibi bir şey. Midedeki o baskı kalkınca diyafram da rahat nefes alıyor, dolayısıyla kasılma ihtimali de ciddi oranda azalıyor. Biraz sabır, biraz yavaşlık bu işin tek ilacı sanki...
Hani bazen çok gülerler, neşeyle çığlık atarlar ya, işte o heyecan anları da tetikleyici olabiliyor. Hava giriş çıkışı bir anda hızlanınca sinir sistemi ufak bir şok yaşıyor haliyle. Çok normal, daha yepyeni bir mekanizma var ortada ve her uyarana tepki veriyor. Öyle hemen telaş yapıp çocuğu dikerek ağzına su damlatmaya falan çalışmayın abi ya, gerçekten hiç gerek yok.
Kendi kendine geçmesini beklemek en doğrusu, zaten birkaç dakika içinde tık diye kesiliveriyor genellikle. Eğer çok uzadıysa, bebek artık rahatsız olmaya başladıysa onu yeniden kısa süreliğine memeye tutmak en kadim yöntemlerden biridir. O yutkunma refleksi, diyaframın ritmini hemen düzene sokuyor, kasılmayı bıçak gibi kesiyor. Ya da ne bileyim, biraz dik pozisyonda kucakta gezdirmek, dikkatini başka bir yöne çekmek de işe yarayabilir...
Doktora ne zaman gitmeli derseniz, eğer saatlerce sürüyorsa ve çocuk artık uykusundan uyanıp ağlıyorsa bir görünmekte fayda var elbette. Reflü gibi altta yatan başka bir sebep olabilir belki ama bu çok nadir görünen bir durum. Çoğunlukla büyümenin, gelişmenin, o minik bedenin hayata tutunma çabasının çok tatlı bir göstergesi bu sesler. İçinizi ferah tutun, büyüdükçe hepsi geçip gidecek zaten...