Sibel Hoca
Kayıtlı Kullanıcı
Gecenin üçü, evde çıt yok derken birden o malum çığlık kopuyor işte. Mini minacık bir bedenden nasıl böyle bir ses çıkıyor, insan hayret ediyor valla. Karnı burnunda, bacaklar tamamen karnına çekilmiş, yüz kıpkırmızı... Evet, o meşhur gaz nöbetlerinden biriyle daha karşı karşıyayız.
Biz de geçtik bu yollardan, ne uykusuz geceler devirdik o ağlama sesleriyle. İlk kural sakin olmak desek de anne baba yüreği dayanmıyor, panik anında insanın eli ayağı birbirine dolanıyor bazen. Sakinleşin, derin bir nefes alın; çünkü bebekler bizim stresimizi aynen sünger gibi çekiyor.
Sindirimi henüz o kadar toy, o kadar ham ki garibimin. Bağırsaklar düzgün kasılmayı bile daha tam çözememiş, içeride hava kabarcıkları sıkışıp kalıyor haliyle. Tıpta buna bağırsak motilitesinin olgunlaşmaması diyorlar ama gel de bunu sabaha karşı avaz avaz ağlayan bebeğe anlat...
Hele o gazı çıkartmak için omuzda saatlerce pışpışlama seansları yok mu, insanı bel fıtığı eder vallahi. Ama durun, dik tutmak bu işin ilk altın kuralı aslında. Yerçekiminin gücünü kullanmak lazım; bebeğinizi göğsünüze yaslayıp aşağıdan yukarıya doğru hafifçe sıvazlayın sırtını.
Şu meşhur bisiklet çevirme hareketini denediniz mi hiç? Bebeği sırtüstü yatırıp bacaklarını yavaşça karnına doğru itip çekmekten bahsediyorum. Bağırsakları resmen harekete geçiriyor, içerideki o inatçı havayı resmen dışarı pompalıyor bu yöntem.
Masaj yaparken aktarlardan alınan ne idüğü belirsiz yağlara hiç gerek yok abi ya. Bildiğimiz temiz bir zeytinyağını elinizde biraz ısıtıp saat yönünde dairesel hareketlerle karnına sürün yeter. Saat yönü çok kritik yalnız; çünkü anatomi yalan söylemez, kalın bağırsak tam olarak o yöne doğru çalışıyor.
Beslenme sonrası o gazı illa alacağız, kaçarı yok. Memeyi ya da biberonu bırakır bırakmaz hemen yatırmayın çocuğu, biraz vakit tanıyın o havaya. Yoksa o kabarcıklar direkt bağırsağa iniyor ve asıl şenlik o zaman başlıyor işte...
Biberonla besliyorsanız antikolik olanları bir araştırın derim, hava geçişini engelleyen özel valfli sistemler gerçekten işe yarıyor. Bir de emzirirken bebeğin sadece meme ucunu değil, o kahverengi bölgenin tamamını kavramasını sağlamak şart. Sadece ucu yakalarsa yanlardan hüp diye hava yutuyor çocuk.
Sıcak banyo mucizesine ne demeli? Ilık suyun o gevşetici etkisi bağırsak kaslarını anında rahatlatıyor, çocuk banyoda resmen gevşeyip pıtır pıtır dökmeye başlıyor gazı. Sudan çıktıktan sonra ayak tabanlarına masaj yapmak da süreci inanılmaz hızlandırıyor.
Doktorlar kolik diyor, biz gaz sancısı diyoruz, günün sonunda değişen pek bir şey olmuyor. Genelde üçüncü haftada başlayıp dördüncü ay civarı bıçak gibi kesiliyor bu nöbetler, sabırlı olmak lazım. Geçmeyecekmiş gibi geliyor o an ama vallahi billahi geçiyor.
Yediklerimizden bebeğe gaz geçer mi geçmez mi tartışması tıp dünyasında hala tam çözülmüş değil gerçi. Ama yine de siz siz olun, o çok sevdiğiniz kuru fasulyeye, lahanaya, bol kafeinli kahvelere birkaç ay biraz mesafeli durun, ne olur ne olmaz...
Kundak yapmak, daha doğrusu yarım kundak, o anne karnındaki güven hissini geri getirdiği için bebeği acayip sakinleştiriyor. Sıkışıp kalmış o gazın yarattığı huzursuzluğu, hafif bir sarılma hissiyle bastırmak mümkün olabiliyor bazen.
Beyaz gürültü dedikleri o fön makinesi veya elektrik süpürgesi sesi... İlk duyduğunda insan "Bu gürültüde nasıl uyuyacak?" diyor ama çocuk resmen hipnotize oluyor o sesle. Anne karnındaki o uğultulu günleri hatırlatıyor onlara, sakinleşip gevşemelerini sağlıyor.
Unutmayın, her bebek kendine has bir dünya, birine iyi gelen yöntem diğerinde hiç çalışmayabilir. Deneye yanıla, onun dilini çöze çöze bu dönemi atlatacağız el birliğiyle. Kendinizi suçlamayı bırakın, harika bir iş çıkarıyorsunuz...
Biz de geçtik bu yollardan, ne uykusuz geceler devirdik o ağlama sesleriyle. İlk kural sakin olmak desek de anne baba yüreği dayanmıyor, panik anında insanın eli ayağı birbirine dolanıyor bazen. Sakinleşin, derin bir nefes alın; çünkü bebekler bizim stresimizi aynen sünger gibi çekiyor.
Sindirimi henüz o kadar toy, o kadar ham ki garibimin. Bağırsaklar düzgün kasılmayı bile daha tam çözememiş, içeride hava kabarcıkları sıkışıp kalıyor haliyle. Tıpta buna bağırsak motilitesinin olgunlaşmaması diyorlar ama gel de bunu sabaha karşı avaz avaz ağlayan bebeğe anlat...
Hele o gazı çıkartmak için omuzda saatlerce pışpışlama seansları yok mu, insanı bel fıtığı eder vallahi. Ama durun, dik tutmak bu işin ilk altın kuralı aslında. Yerçekiminin gücünü kullanmak lazım; bebeğinizi göğsünüze yaslayıp aşağıdan yukarıya doğru hafifçe sıvazlayın sırtını.
Şu meşhur bisiklet çevirme hareketini denediniz mi hiç? Bebeği sırtüstü yatırıp bacaklarını yavaşça karnına doğru itip çekmekten bahsediyorum. Bağırsakları resmen harekete geçiriyor, içerideki o inatçı havayı resmen dışarı pompalıyor bu yöntem.
Masaj yaparken aktarlardan alınan ne idüğü belirsiz yağlara hiç gerek yok abi ya. Bildiğimiz temiz bir zeytinyağını elinizde biraz ısıtıp saat yönünde dairesel hareketlerle karnına sürün yeter. Saat yönü çok kritik yalnız; çünkü anatomi yalan söylemez, kalın bağırsak tam olarak o yöne doğru çalışıyor.
Beslenme sonrası o gazı illa alacağız, kaçarı yok. Memeyi ya da biberonu bırakır bırakmaz hemen yatırmayın çocuğu, biraz vakit tanıyın o havaya. Yoksa o kabarcıklar direkt bağırsağa iniyor ve asıl şenlik o zaman başlıyor işte...
Biberonla besliyorsanız antikolik olanları bir araştırın derim, hava geçişini engelleyen özel valfli sistemler gerçekten işe yarıyor. Bir de emzirirken bebeğin sadece meme ucunu değil, o kahverengi bölgenin tamamını kavramasını sağlamak şart. Sadece ucu yakalarsa yanlardan hüp diye hava yutuyor çocuk.
Sıcak banyo mucizesine ne demeli? Ilık suyun o gevşetici etkisi bağırsak kaslarını anında rahatlatıyor, çocuk banyoda resmen gevşeyip pıtır pıtır dökmeye başlıyor gazı. Sudan çıktıktan sonra ayak tabanlarına masaj yapmak da süreci inanılmaz hızlandırıyor.
Doktorlar kolik diyor, biz gaz sancısı diyoruz, günün sonunda değişen pek bir şey olmuyor. Genelde üçüncü haftada başlayıp dördüncü ay civarı bıçak gibi kesiliyor bu nöbetler, sabırlı olmak lazım. Geçmeyecekmiş gibi geliyor o an ama vallahi billahi geçiyor.
Yediklerimizden bebeğe gaz geçer mi geçmez mi tartışması tıp dünyasında hala tam çözülmüş değil gerçi. Ama yine de siz siz olun, o çok sevdiğiniz kuru fasulyeye, lahanaya, bol kafeinli kahvelere birkaç ay biraz mesafeli durun, ne olur ne olmaz...
Kundak yapmak, daha doğrusu yarım kundak, o anne karnındaki güven hissini geri getirdiği için bebeği acayip sakinleştiriyor. Sıkışıp kalmış o gazın yarattığı huzursuzluğu, hafif bir sarılma hissiyle bastırmak mümkün olabiliyor bazen.
Beyaz gürültü dedikleri o fön makinesi veya elektrik süpürgesi sesi... İlk duyduğunda insan "Bu gürültüde nasıl uyuyacak?" diyor ama çocuk resmen hipnotize oluyor o sesle. Anne karnındaki o uğultulu günleri hatırlatıyor onlara, sakinleşip gevşemelerini sağlıyor.
Unutmayın, her bebek kendine has bir dünya, birine iyi gelen yöntem diğerinde hiç çalışmayabilir. Deneye yanıla, onun dilini çöze çöze bu dönemi atlatacağız el birliğiyle. Kendinizi suçlamayı bırakın, harika bir iş çıkarıyorsunuz...