Ahmet Katan
Kayıtlı Kullanıcı
Saat dokuzdan sonra o buzdolabının kapısını açıyorsan, kusura bakma ama kendi bedenine resmen ihanet ediyorsun. Bitti, bu kadar net. Bilim dünyası yıllardır bas bas bağırıyor, sirkadiyen ritim denilen o biyolojik saat gece yarısı tıkınmalarını asla affetmez diye. Vücut güneş battıktan sonra dinlenmeye, hücrelerini yenilemeye programlanmışken sen gidip midene o ağır yükü bindirirsen sistem çöker abi. Hormonlar altüst olur, ensülin tavan yapar, sonra da "neden kilo veremiyorum" diye dövünür durursun. Akşam yemeğini en geç akşam yedi, hadi bilemedin sekizde bitirmiş olman şart.
Günün tüm yorgunluğunu gece yarısı yenen o yağlı yemeklerden çıkarabileceğini sananlar tam bir yanılgı içinde. Vallahi billahi büyük bir aldatmaca bu, kendi kendinizi kandırmaktan başka bir şey değil yani. Beden dediğin mekanizma akşam altıdan sonra vitesi küçültür, sindirim enzimlerini yavaş yavaş kapatır. Sen ise tam o esnada masayı donatıp metabolizmanın canına okuyorsun. Erken yemek hayattır, erken yemek hafifliktir; bunu kafana ne kadar erken kazırsan o kadar iyi. Gece yatağa girdiğinde miden değil, beynin çalışmalı...
Hücrelerin yaşlanmasını jet hızıyla başlatmak istiyorsan, gece saat on birden sonra o ağır karbonhidratlara yumulmaya devam edebilirsin. Tercih senin tabii ama yaşayacağın o korkunç mide yanmalarını, sabahki o leş gibi yorgunluk hissini de peşinen kabul edeceksin. Bilim adamları kronobiyoloji diye boşuna yırtınmıyor, her organın bir çalışma saati var bu hayatta. Akşam yemeği saati bir beslenme detayı değil, doğrudan bir yaşam kalitesi standardıdır. Saat sekizden sonra ağzına atacağın her lokma, ertesi gününden çalınan bir saat demek.
Uykusuzluktan geberip gidiyorsun ama sebebi hep başka yerlerde arıyorsun, sence de komik değil mi bu durum? Yahu bir kere de dön bak bakalım, o deliksiz uykuya hasret kalmanın arkasında ne yatıyor? Sindirim sistemi harıl harıl çalışırken beynin derin uyku fazına geçmesi imkansızdır, doğaya aykırı bir kere. Vücut gece boyunca yağ yakmak, hasarlı dokuları onarmak yerine senin o geç saatte yediğin yemeği öğütmekle uğraşıyor. Bırak artık şu tıkınma sevdalarını da akşam yedi dedi mi mutfağın ışığını kapat.
Açlıktan ölmüyorsun, sadece günün stresini yemekle geçiştirmeye çalışıyorsun ve bu seni yavaş yavaş bitiriyor. Bak, bunu çok iyi düşün. Gerçek açlık ile duygusal açlık arasındaki o ince çizgiyi kaçırdığın an, sağlığını da masada bırakmış oluyorsun. İdeal bir akşam yemeği zamanı, uykuya yatmadan en az dört saat öncesidir; aksi takdirde o yemek seni beslemez, sadece zehirler. Kendine bir iyilik yap ve bu akşam o tabağı erkenden önünden kaldır...
Günün tüm yorgunluğunu gece yarısı yenen o yağlı yemeklerden çıkarabileceğini sananlar tam bir yanılgı içinde. Vallahi billahi büyük bir aldatmaca bu, kendi kendinizi kandırmaktan başka bir şey değil yani. Beden dediğin mekanizma akşam altıdan sonra vitesi küçültür, sindirim enzimlerini yavaş yavaş kapatır. Sen ise tam o esnada masayı donatıp metabolizmanın canına okuyorsun. Erken yemek hayattır, erken yemek hafifliktir; bunu kafana ne kadar erken kazırsan o kadar iyi. Gece yatağa girdiğinde miden değil, beynin çalışmalı...
Hücrelerin yaşlanmasını jet hızıyla başlatmak istiyorsan, gece saat on birden sonra o ağır karbonhidratlara yumulmaya devam edebilirsin. Tercih senin tabii ama yaşayacağın o korkunç mide yanmalarını, sabahki o leş gibi yorgunluk hissini de peşinen kabul edeceksin. Bilim adamları kronobiyoloji diye boşuna yırtınmıyor, her organın bir çalışma saati var bu hayatta. Akşam yemeği saati bir beslenme detayı değil, doğrudan bir yaşam kalitesi standardıdır. Saat sekizden sonra ağzına atacağın her lokma, ertesi gününden çalınan bir saat demek.
Uykusuzluktan geberip gidiyorsun ama sebebi hep başka yerlerde arıyorsun, sence de komik değil mi bu durum? Yahu bir kere de dön bak bakalım, o deliksiz uykuya hasret kalmanın arkasında ne yatıyor? Sindirim sistemi harıl harıl çalışırken beynin derin uyku fazına geçmesi imkansızdır, doğaya aykırı bir kere. Vücut gece boyunca yağ yakmak, hasarlı dokuları onarmak yerine senin o geç saatte yediğin yemeği öğütmekle uğraşıyor. Bırak artık şu tıkınma sevdalarını da akşam yedi dedi mi mutfağın ışığını kapat.
Açlıktan ölmüyorsun, sadece günün stresini yemekle geçiştirmeye çalışıyorsun ve bu seni yavaş yavaş bitiriyor. Bak, bunu çok iyi düşün. Gerçek açlık ile duygusal açlık arasındaki o ince çizgiyi kaçırdığın an, sağlığını da masada bırakmış oluyorsun. İdeal bir akşam yemeği zamanı, uykuya yatmadan en az dört saat öncesidir; aksi takdirde o yemek seni beslemez, sadece zehirler. Kendine bir iyilik yap ve bu akşam o tabağı erkenden önünden kaldır...