Cengiz Demir
Kayıtlı Kullanıcı
Vallahi billahi her şey bitti, o bulanık dünyadan kurtulduk, sıra geldi aynanın karşısına geçmeye diyorsunuz ama durun... Ameliyat masasından kalkar kalkmaz o çok sevdiğiniz maskaraya sarılmak, açık konuşalım, kelimenin tam anlamıyla ateşe yürümek gibi bir şey. Gözünüzün içine akıllı lens takılmış, orada taptaze bir dikişsiz yara yeri var ve siz oraya toz koparacak, bakteri üretecek kimyasallar sürmeyi düşünüyorsunuz; yapmayın gözünü sevilirse. Doktorların genelde ortaklaştığı bir sınır var: En az bir hafta, hatta mümkünse şöyle iki hafta kadar makyaj çantanızın ağzına kilit vurmanız gerekiyor.
Göz bu, şakaya gelmez derdi eskiler, ne kadar haklılar. İlk birkaç gün gözünüzde o kadar hassas bir dengelenme süreci yaşanıyor ki, içeri kaçacak ufacık bir pudra tanesi bile her şeyi altüst edebilir. Neden derseniz, o akıllı lenslerin göz içine yerleştirildiği o mikro kesi bölgesi henüz tam anlamıyla kapanmadı, yani enfeksiyona açık bir kapı gibi düşünebilirsiniz orayı. Hadi enfeksiyonu geçtim, o rimeli temizlemek için akşam gözünüzü çekiştire çekiştire sileceksiniz ya... İşte o baskı, o ovalama hareketi o kadar tehlikeli ki... Lensin yerinden oynaması riskini hiç saymıyorum bile.
Peki, iki hafta geçti ve artık aynadaki o solgun ifadeden sıkıldınız, ne yapacaksınız? Öncelikle eski dostlarla vedalaşma vakti geldi galiba, çünkü o içi bakteri yuvasına dönmüş eski maskaraları, kurumuş göz kalemlerini direkt çöp kutusuna fırlatmanız şart. Yepyeni, kapağı ilk kez açılacak, tercihen hipoalerjenik ürünlerle sıfırdan bir başlangıç yapmak en doğrusu. Ha bir de, gözün tam içine, o kirpik dibinin iç kısmına kalem çekme sevdası var ya, onu bir süreliğine tamamen unutun, hatta hayatınızdan çıkarın abi ya. Makyajı yaparken ne kadar nazikseniz, temizlerken iki kat daha nazik olmak zorundasınız, öyle gözü ovarak temizlemek falan kesinlikle yasak.
Aslında olay sadece rimel veya göz kalemiyle de bitmiyor, o yüzünüze sürdüğünüz allıklar, fondötenler veya uçuşan pudralar da havada süzülüp gözün içine kaçmak için yer arıyor resmen. İlk günlerde illa bir şeyler sürmek istiyorsanız, göz çevresini tamamen pas geçip sadece bir rujla idare etmek en mantıklısı galiba. İyileşme süreci kişiden kişiye o kadar değişiyor ki, birinin gözü üç günde kendine gelir, diğerininki iki haftada bile hala sulanır, batma yapar... Kendinizi başkalarıyla kıyaslamayın, gözünüzün sesini dinleyin. Eğer hala bir kuruluk, bir batma hissi varsa, o makyaj fırçasını elinize almaya hiç ama hiç gerek yok, biraz daha sabır...
Göz bu, şakaya gelmez derdi eskiler, ne kadar haklılar. İlk birkaç gün gözünüzde o kadar hassas bir dengelenme süreci yaşanıyor ki, içeri kaçacak ufacık bir pudra tanesi bile her şeyi altüst edebilir. Neden derseniz, o akıllı lenslerin göz içine yerleştirildiği o mikro kesi bölgesi henüz tam anlamıyla kapanmadı, yani enfeksiyona açık bir kapı gibi düşünebilirsiniz orayı. Hadi enfeksiyonu geçtim, o rimeli temizlemek için akşam gözünüzü çekiştire çekiştire sileceksiniz ya... İşte o baskı, o ovalama hareketi o kadar tehlikeli ki... Lensin yerinden oynaması riskini hiç saymıyorum bile.
Peki, iki hafta geçti ve artık aynadaki o solgun ifadeden sıkıldınız, ne yapacaksınız? Öncelikle eski dostlarla vedalaşma vakti geldi galiba, çünkü o içi bakteri yuvasına dönmüş eski maskaraları, kurumuş göz kalemlerini direkt çöp kutusuna fırlatmanız şart. Yepyeni, kapağı ilk kez açılacak, tercihen hipoalerjenik ürünlerle sıfırdan bir başlangıç yapmak en doğrusu. Ha bir de, gözün tam içine, o kirpik dibinin iç kısmına kalem çekme sevdası var ya, onu bir süreliğine tamamen unutun, hatta hayatınızdan çıkarın abi ya. Makyajı yaparken ne kadar nazikseniz, temizlerken iki kat daha nazik olmak zorundasınız, öyle gözü ovarak temizlemek falan kesinlikle yasak.
Aslında olay sadece rimel veya göz kalemiyle de bitmiyor, o yüzünüze sürdüğünüz allıklar, fondötenler veya uçuşan pudralar da havada süzülüp gözün içine kaçmak için yer arıyor resmen. İlk günlerde illa bir şeyler sürmek istiyorsanız, göz çevresini tamamen pas geçip sadece bir rujla idare etmek en mantıklısı galiba. İyileşme süreci kişiden kişiye o kadar değişiyor ki, birinin gözü üç günde kendine gelir, diğerininki iki haftada bile hala sulanır, batma yapar... Kendinizi başkalarıyla kıyaslamayın, gözünüzün sesini dinleyin. Eğer hala bir kuruluk, bir batma hissi varsa, o makyaj fırçasını elinize almaya hiç ama hiç gerek yok, biraz daha sabır...