Sibel Hoca
Kayıtlı Kullanıcı
Modern hayatın koşturmacasında hangimiz sakin kalabiliyoruz ki? Sabah çalan o alarm, bitmek bilmeyen e-postalar, yetişmesi gereken işler derken bir bakmışız ki dişlerimizi sıkmaktan çenemiz ağrıyor. Bedenimiz aslında mükemmel çalışan bir makine gibi ama bu kadar yükü de bir yere kadar kaldırabiliyor vallahi.
Stres anında beyin hemen kırmızı alarma basıyor ve böbrek üstü bezlerine "Kortizol salgıla!" talimatı veriyor. Bu hormon öyle bir şey ki, acil durumda hayat kurtarır ama sürekli salgılandığında resmen hücreleri kemirir. Kan basıncınız aniden fırlar, kalbiniz küt küt atmaya başlar; sanki karşınızda bir aslan varmış gibi...
Sindirim sisteminiz birden yavaşlar, mide asidiniz tavan yapar. Hani bazen çok heyecanlandığınızda veya gerildiğinizde midenize kramplar girer ya, işte tam olarak bundan bahsediyorum abi. Vücut o an hayatta kalmaya odaklandığı için yediğiniz o güzelim yemeği sindirmeyi ikinci plana atıyor, tüm enerjiyi kaslara gönderiyor.
Geceleri yatağa yattığınızda tavanı seyrediyorsanız sebebi yine o bitmek bilmeyen iç sesiniz olabilir. Beyin tehlike altında olduğunu düşündüğü için derin uyku evresine bir türlü geçemez, sizi sürekli tetikte tutar. Kalitesiz uyku da ertesi gün daha sinirli, daha yorgun bir insan olmanıza yol açar; yani tam bir kısır döngü.
Bağışıklık sisteminiz de bu durumdan nasibini alıyor haliyle. Sık sık şifayı kapıyorsanız, durup dururken uçuklar çıkarıyorsanız durup bir düşünmek lazım. Kronik gerginlik, savunma kalkanlarımızı yavaş yavaş aşağı indiriyor ve bizi mikroplara karşı tamamen savunmasız bırakıyor aslında.
Kaslar sürekli gergin, omuzlar kulaklara kadar kalkmış vaziyette gezmekten yorulmadık mı? Akşam eve gelip koltuğa yığıldığınızda boynunuzdaki o sertliği hissetmemek imkansız. Vücut kendini korumak için sürekli kasılıyor ve gevşemeyi tamamen unutuyor bir süre sonra.
Peki, bu girdaptan çıkış yolu yok mu dersiniz? Elbette var ama sihirli bir değnek beklememek lazım. Bazen sadece derin bir nefes almak, o an yaptığınız işi bırakıp beş dakika camdan dışarı bakmak bile sistemi resetlemeye yetiyor. Kendinize bu kötülüğü yapmayı bırakın, bu beden bize bir kere emanet ediliyor sonuçta...
Stres anında beyin hemen kırmızı alarma basıyor ve böbrek üstü bezlerine "Kortizol salgıla!" talimatı veriyor. Bu hormon öyle bir şey ki, acil durumda hayat kurtarır ama sürekli salgılandığında resmen hücreleri kemirir. Kan basıncınız aniden fırlar, kalbiniz küt küt atmaya başlar; sanki karşınızda bir aslan varmış gibi...
Sindirim sisteminiz birden yavaşlar, mide asidiniz tavan yapar. Hani bazen çok heyecanlandığınızda veya gerildiğinizde midenize kramplar girer ya, işte tam olarak bundan bahsediyorum abi. Vücut o an hayatta kalmaya odaklandığı için yediğiniz o güzelim yemeği sindirmeyi ikinci plana atıyor, tüm enerjiyi kaslara gönderiyor.
Geceleri yatağa yattığınızda tavanı seyrediyorsanız sebebi yine o bitmek bilmeyen iç sesiniz olabilir. Beyin tehlike altında olduğunu düşündüğü için derin uyku evresine bir türlü geçemez, sizi sürekli tetikte tutar. Kalitesiz uyku da ertesi gün daha sinirli, daha yorgun bir insan olmanıza yol açar; yani tam bir kısır döngü.
Bağışıklık sisteminiz de bu durumdan nasibini alıyor haliyle. Sık sık şifayı kapıyorsanız, durup dururken uçuklar çıkarıyorsanız durup bir düşünmek lazım. Kronik gerginlik, savunma kalkanlarımızı yavaş yavaş aşağı indiriyor ve bizi mikroplara karşı tamamen savunmasız bırakıyor aslında.
Kaslar sürekli gergin, omuzlar kulaklara kadar kalkmış vaziyette gezmekten yorulmadık mı? Akşam eve gelip koltuğa yığıldığınızda boynunuzdaki o sertliği hissetmemek imkansız. Vücut kendini korumak için sürekli kasılıyor ve gevşemeyi tamamen unutuyor bir süre sonra.
Peki, bu girdaptan çıkış yolu yok mu dersiniz? Elbette var ama sihirli bir değnek beklememek lazım. Bazen sadece derin bir nefes almak, o an yaptığınız işi bırakıp beş dakika camdan dışarı bakmak bile sistemi resetlemeye yetiyor. Kendinize bu kötülüğü yapmayı bırakın, bu beden bize bir kere emanet ediliyor sonuçta...