Ceren Kalaycı
Kayıtlı Kullanıcı
Cebimizdeki o parıltılı cam parçasının ruhumuzu nasıl kemirdiğini artık yüksek sesle söylemek zorundayız abi ya. Sabah gözümüzü açar açmaz ellerimiz istemsizce o lanet ekrana uzanıyor, vallahi billahi kendi irademizle değil adeta birer kukla gibi yaşıyoruz.
Bunca kalabalığın ortasında yalnız başımıza ekrana bakarak kaybolup gitmemiz ne kadar acı, farkında mısınız? Metroda, sokakta, yemek masasında herkes kilitlenmiş durumda; kimse karşısındakinin gözünün içine bakmıyor artık.
Ekranı aşağı kaydırdıkça ömrümüzden saatler çalınıyor, bunu bile bile neden durmuyoruz peki? Hayat dışarıda akıp giderken biz burada sadece başkalarının sahte mutluluklarını izleyip kendi gerçekliğimizi çöpe atıyoruz.
Bu uyuşturucudan kurtulmak o kadar da imkansız değil aslında, yeter ki gerçekten istiyelim. Telefonu eline aldığında kendine bir sor bakalım, gerçekten bir şey mi arıyorsun yoksa sadece kaçıyor musun?
Bildirim sesini duyduğunda içindeki o anlamsız heyecan var ya, işte o seni bitiren şey. Sessize al o lanet cihazı, hatta kökten kaldır gözünün önünden; bırak birkaç saat de dünyasız kalalım, hiçbir şey olmuyor inanın.
Gerçek bağlar kurmak, toprakta yürümek, göz göze gülüşmek varken bu cam kafeslere mahkûm olmak düpedüz haksızlık bize. Hadi silkelenip kendimize gelelim, bu köleliğe daha fazla boyun eğmeyelim...
Bunca kalabalığın ortasında yalnız başımıza ekrana bakarak kaybolup gitmemiz ne kadar acı, farkında mısınız? Metroda, sokakta, yemek masasında herkes kilitlenmiş durumda; kimse karşısındakinin gözünün içine bakmıyor artık.
Ekranı aşağı kaydırdıkça ömrümüzden saatler çalınıyor, bunu bile bile neden durmuyoruz peki? Hayat dışarıda akıp giderken biz burada sadece başkalarının sahte mutluluklarını izleyip kendi gerçekliğimizi çöpe atıyoruz.
Bu uyuşturucudan kurtulmak o kadar da imkansız değil aslında, yeter ki gerçekten istiyelim. Telefonu eline aldığında kendine bir sor bakalım, gerçekten bir şey mi arıyorsun yoksa sadece kaçıyor musun?
Bildirim sesini duyduğunda içindeki o anlamsız heyecan var ya, işte o seni bitiren şey. Sessize al o lanet cihazı, hatta kökten kaldır gözünün önünden; bırak birkaç saat de dünyasız kalalım, hiçbir şey olmuyor inanın.
Gerçek bağlar kurmak, toprakta yürümek, göz göze gülüşmek varken bu cam kafeslere mahkûm olmak düpedüz haksızlık bize. Hadi silkelenip kendimize gelelim, bu köleliğe daha fazla boyun eğmeyelim...