Sibel Hoca
Kayıtlı Kullanıcı
O hastane kapısından çıkarken göğsünüze oturan o ağır taş yok mu... Vallahi billahi bir anda hafifliyor sanırsınız ama asıl hikaye işte tam o an, o ilk adımla başlar.
Süreç bitti mi şimdi, her şey geride mi kaldı? Hücreleriniz o çetin savaştan çıktı belki ama bedenin hafızası kolay kolay silinmiyor.
Tıbbi tahliller, o soğuk odalarda çekilen tomografiler sadece birer kâğıt parçası değil ki... Onlar sizin geleceğinizin, o sessiz bekleyişinizin haritası.
Gidin o randevulara, ne olursa olsun aksatmayın abi ya. Biliyorum içiniz daralıyor, o koridorların kokusu bile yetiyor insanı altüst etmeye ama kaçmak hiçbir şeyi çözmüyor.
Doktorunuzun karşısına geçtiğinizde aklınızdaki her şeyi ama her şeyi sorun; sakın utanmayın, çekinmeyin. Bazen küçük bir sızı, önemsiz gördüğünüz basit bir yorgunluk bile...
İçinizdeki o ses var ya, hani geceleri aniden uyandıran, "Acaba yine mi?" diye fısıldayan o kuruntu... Onu bastırmanın tek yolu tıp biliminin o somut, net verilerine sığınmaktır.
Aynı yoldan yürümek zorunda kalan insanların gözlerinin içine bakın, orada yalnız olmadığınızı göreceksiniz. Çünkü bu takip süreci tek kişilik bir yalnızlık değil, ortak bir iyileşme mücadelesidir.
Kendi bedeninizin bekçisi olmak zorundasınız artık, en küçük bir değişimi bile bir kenara not edin. Deftere mi yazarsınız, telefona mı kaydedersiniz bilmem ama o küçük detaylar hayat kurtarır.
Beslenmenize, uykunuza gösterdiğiniz özen sadece fiziksel değil, ruhunuzu da iyileştirecek. Bedeninize bir şans daha verin, ona kibar davranın.
O tahlil sonuçlarını beklerken geçen saatler ömürden ömür götürür bilirim... Telefonun her çalışında kalp güm güm atar, nefesiniz kesilir gibi olur.
Yine de umudu asla heybenizden eksik etmeyin. Yaşamak, her şeye rağmen o kontrollerin getirdiği o küçük müjdelerle yeniden tutunmaktır hayata.
Süreç bitti mi şimdi, her şey geride mi kaldı? Hücreleriniz o çetin savaştan çıktı belki ama bedenin hafızası kolay kolay silinmiyor.
Tıbbi tahliller, o soğuk odalarda çekilen tomografiler sadece birer kâğıt parçası değil ki... Onlar sizin geleceğinizin, o sessiz bekleyişinizin haritası.
Gidin o randevulara, ne olursa olsun aksatmayın abi ya. Biliyorum içiniz daralıyor, o koridorların kokusu bile yetiyor insanı altüst etmeye ama kaçmak hiçbir şeyi çözmüyor.
Doktorunuzun karşısına geçtiğinizde aklınızdaki her şeyi ama her şeyi sorun; sakın utanmayın, çekinmeyin. Bazen küçük bir sızı, önemsiz gördüğünüz basit bir yorgunluk bile...
İçinizdeki o ses var ya, hani geceleri aniden uyandıran, "Acaba yine mi?" diye fısıldayan o kuruntu... Onu bastırmanın tek yolu tıp biliminin o somut, net verilerine sığınmaktır.
Aynı yoldan yürümek zorunda kalan insanların gözlerinin içine bakın, orada yalnız olmadığınızı göreceksiniz. Çünkü bu takip süreci tek kişilik bir yalnızlık değil, ortak bir iyileşme mücadelesidir.
Kendi bedeninizin bekçisi olmak zorundasınız artık, en küçük bir değişimi bile bir kenara not edin. Deftere mi yazarsınız, telefona mı kaydedersiniz bilmem ama o küçük detaylar hayat kurtarır.
Beslenmenize, uykunuza gösterdiğiniz özen sadece fiziksel değil, ruhunuzu da iyileştirecek. Bedeninize bir şans daha verin, ona kibar davranın.
O tahlil sonuçlarını beklerken geçen saatler ömürden ömür götürür bilirim... Telefonun her çalışında kalp güm güm atar, nefesiniz kesilir gibi olur.
Yine de umudu asla heybenizden eksik etmeyin. Yaşamak, her şeye rağmen o kontrollerin getirdiği o küçük müjdelerle yeniden tutunmaktır hayata.