Okula uyum sorunu nasıl çözülür?

Okula uyum sorunu nasıl çözülür?

Ceren Kalaycı

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
15 Haz 2026
Mesajlar
423
Tepkime puanı
0
Ceren Kalaycı
Kapıdan içeri adım attığı o ilk an var ya, hani arkasına dönüp "beni burada bırakma" der gibi bakan gözler... Bakanlığın o soğuk, resmi genelgelerindeki "uyum haftası" ibaresinin arkasında aslında ne kadar büyük bir evrensel sarsıntı saklı olduğunu ancak o eşikte duranlar bilir. Sadece bir okul binası değil ki mesele; düzen değişiyor, korunaklı kale yıkılıyor, çocuk resmen hayatla ilk ciddi kontratını imzalıyor. Kolay mı öyle pat diye alışmak, vallahi hiç kolay değil. Resmi prosedürler ne derse desin, o minik kalbin ritmini mevzuata uyduramıyorsunuz işte.

Geceleri aniden başlayan karın ağrıları, sabah yataktan kalkarken çekilen o bitmek bilmeyen nutuklar, kapı eşiğinde kriz yaratmalar falan... Hepsi aslında tek bir cümlenin dışa vurumu: "Ben orada güvende olacak mıyım?" Biz yetişkinler işe başlarken bile ne kadar geriliyoruz, bir düşünün abi; çocuk ne yapsın? Kurumların o rehberlik servisleri sabaha kadar form doldursun, günün sonunda olay ebeveyn ile çocuk arasındaki o görünmez bağda bitiyor. Güven duygusunu çocuğa geçiremediğin sürece, en prestijli okulun en süslü oryantasyon programı bile havada kalıyor maalesef.

Biz de geçtik bu yollardan, müdür odalarının önünde az nöbet tutmadık hani. Resmi yazışmalarda "öğrencinin kurumsal aidiyet geliştirmesi" diye geçer bu durum, komik geliyor kulağa bazen. Yahu çocuk daha sırasını paylaşmayı bilmiyor, ne aidiyeti? İlk günler biraz esnek olmakta fayda var, kuralları öyle anayasa maddesi gibi çocuğun kafasına kakmamak lazım. Bırakın biraz ağlasın, bıraksın içindeki o yabancılama hissini akıtsın... Zamanla o yabancı bina, arkadaş sesleriyle dolunca her şey kendiliğinden rayına oturuyor zaten.

Süreçte okulla iş birliği yapmak, idari kadroyla aynı dili konuşmak işin en bürokratik ama en hayati kısmı galiba. Öğretmene güvenmek, onun otoritesini çocuğun gözünde zedelememek gerekiyor. Bazen dayanamayıp sınıfa dalası geliyor insanın, "dur ben hallederim" demek istiyorsun ama yapma, lütfen yapma... Resmiyetin getirdiği o sınır çizgisi, aslında çocuğun bireyselleşmesi için en büyük fırsat. Kendini yalnız hissettiği o ilk derste kendi başının çaresine bakmayı öğrenmesi, hayat boyu alacağı en büyük ders olabilir.

Evdeki o eski konforlu, kuralsız günlerin bittiğini resmi bir dille ama şefkatle anlatmak gerekiyor galiba. Sabah kaçta kalkılacak, o çanta ne zaman hazırlanacak, hepsi bir disiplin çerçevesinde ama ev sıcaklığında olmalı. Rutinler diyorum yani, rutinler hayat kurtarır. Çocuk önünü görebilmeli, okuldan sonra onu kimin alacağını, akşam evde ne yeneceğini bilmeli. Belirsizlik kadar büyük bir düşman yok bu süreçte, insanı da çocuğu da bitiriyor o bilinmezlik...

Sonuçta bu bir süreç ve her sürecin bir yasal bekleme, bir olgunlaşma süresi var. Bugünden yarına mucize beklemek, o resmi uyum raporlarının hemen kusursuz olmasını istemek haksızlık. Sabır dedikleri şey tam da burada devreye giriyor işte, sabır ve tutarlılık. Bir gün öyle, bir gün böyle davranırsan o çocuk o okulun kapısından içeri asla huzurla girmez. Dik durmak lazım, anne baba olarak o kaygıyı yönetmek ilk görevimiz...
 
Geri