Obezite tedavisine nasıl başlanmalı?

Obezite tedavisine nasıl başlanmalı?

Ceren Kalaycı

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
15 Haz 2026
Mesajlar
423
Tepkime puanı
0
Ceren Kalaycı
Pazartesi sendromu gibi vallahi, her pazar gecesi "yarın kesin spora başlıyorum, o tatlıyı da ağzıma sürmeyeceğim" deyip duruyoruz ama sabah olunca o iş öyle olmuyor işte. Obezite tedavisi denen o devasa canavarla yüzleşmek için önce kafadaki o 'mükemmel anı bekleme' saçmalığını bir kenara fırlatmak lazım abi. Çünkü öyle bir an yok, hiçbir zaman da olmayacak. Tartıdaki rakamlar yukarı doğru tırmanırken insan genelde suçu metabolizmaya atıp sıyrılmak istiyor ama aslında ilk adım aynaya bakıp "Tamam, bir sorun var ve ben bunu tek başıma çözemiyorum" diyebilmekten geçiyor. Kendimize dürüst olmak, işin yarısı.

Geçenlerde bir arkadaşım anlattı, internetten bulduğu mucizevi bir diyetle üç günde beş kilo vermiş, dördüncü gün hastanelik olmuş... Değer mi yahu? Bu işin şakası yok, bir sabah uyanıp "Hadi bugün obeziteyi yeniyorum" diyerek aktardan alınan otlarla çöplerle yola çıkılmaz. İlk durağın neresi olacağını herkes biliyor aslında ama kimse o kapıyı çalmak istemiyor: Endokrinoloji uzmanı ya da iyi bir dahiliyeci. Kan değerlerine bakılmadan, hormonların ne alemde olduğunu bilmeden körü körüne aç kalmak, freni patlamış kamyonla yokuş aşağı inmeye benziyor. Önce bi' motorun içine bakacağız, yağ mı eksik, su mu kaçırmış...

Diyetisyen dediğimiz insanlar da öcü değil bu arada, neden onlardan bu kadar kaçıyoruz ki? Bana uymayan, benim yaşam tarzımla zerre alakası olmayan bir listeyi elime alıp kibrit kutusu kadar peynir yiyerek ne kadar dayanabilirim? Sürdürülebilir olmayan hiçbir şey tedavi falan değildir, sadece kendimizi kandırmaktır. Önemli olan o listeye uymak değil, o listenin senin hayatına uymasını sağlamak. Akşam evine yorgun argın gelen birine gurme salatalar, havyarlı bilmem neler yazarsan o iş daha ikinci günden patlar, net.

Bazen düşünüyorum da, biz kilo vermeyi sadece estetik bir mevzu sanıyoruz galiba. Aynadaki görüntü canımızı sıkıyor, kıyafetler olmuyor falan filan... Ama işin arka planında o iç organların feryat figan ağladığını görmüyoruz. Kalp orada her saniye fazladan yük taşımak için yırtınıyor, dizler "Yeter artık bizi bırak" diye yalvarıyor resmen. O yüzden tedaviye başlarken motivasyonu sadece plajda güzel görünmek üzerine kurarsan, ilk kış geldiğinde o motivasyon puf diye uçar gider. Sağlık için, nefes alabilmek için, merdivenleri çıkarken tıkanmamak için başlamalı insan.

Hareket etmeyi de çok gözümüzde büyütüyoruz, sanki herkes yarın maratona koşacakmış gibi bir hava esiyor ortalıkta. Yahu dur, bismillah daha yeni başladık... Çık dışarı, yarım saat mahallede tur at, bakkala yürüyerek git, asansörü kullanma mesela. Hepsini geçtim, evde en sevdiğin şarkıyı açıp deli gibi dans et, o bile bir başlangıçtır. Önemli olan vücuda "Bak dostum, biz artık paslanmayacağız, hareket edeceğiz" sinyalini çakabilmek. Birden yüklenirsen ertesi gün yataktan kalkamaz, sonra da "Spor bana göre değilmiş" der bırakırsın.

Bir de şu çevre baskısı yok mu, insanı dinden imandan çıkarır vallahi! Sen tam niyetlenmişsin, tabağına sebzeni koymuşsun, yanındaki dönüp "Aman iki günlük dünya, ye gitsin" der. Ya da tam tersi, azıcık kaçırdın diye seni dünyanın en büyük suçlusu ilan ederler. Kulakları tıkamak lazım bunlara. Bu senin bedenin, senin savaşın, senin sağlığın. Başkalarının ne dediğine bakarak ne kilo alınır ne kilo verilir. Herkes konuşur, günün sonunda o ağırlığı taşıyan yine sensin.

Aslında her şey o ilk küçük kararla başlıyor işte... Bugün kola yerine su içmek, akşam yemeğinden sonra o paketi açmamak, ne bileyim, porsiyonu birazcık küçültmek... Büyük devrimler küçük adımlarla yapılır derler ya, obezite tedavisinde de durum tam olarak bu. Kendine zaman tanıman lazım, bu kiloları bir gecede almadın ki bir gecede veresin? Acele ettikçe çuvallıyoruz, sakin kalıp sürece güvenmekten başka çare yok.
 
Geri