Obezite hangi hastalıklara yol açar?

Obezite hangi hastalıklara yol açar?

Ceren Kalaycı

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
15 Haz 2026
Mesajlar
423
Tepkime puanı
0
Ceren Kalaycı
Yıllarca haber peşinde koşarken ne dosyalar açtık, ne travmatik manşetler attık ama şu bizim "boğazı tutamama" meselesi kadar sinsisini az gördüm vallahi. Tartıdaki o ibre sağa doğru kaydıkça, arka planda vücudun sigortaları birer birer atmaya başlıyor işte. Hani derler ya, bir lokma bir hırka diye; biz işi lokma kısmında biraz fazla kaçırınca içeride resmen sessiz bir savaş başlıyor. Kalp dediğin o emektar pompa, fazladan her kilo için adeta çift mesai yapıyor, yoruluyor canım benim...

Hiç düşündünüz mü, o çok sevdiğimiz tatlılar, hamur işleri falan aslında hücrelerimizin baş düşmanı haline nasıl geliyor? Şeker hastalığı dediğimiz o illet, yani tıp dilindeki adıyla Tip 2 diyabet, kiloyla o kadar kol kola geziyor ki şaşırırsınız. İnsülin direnci denen o duvar bir kez örüldü mü, artık ne yesen yük oluyor bünyeye. İşin şakası yok, bir bakmışsın kan şekeri fırlamış gitmiş, toparlayabilene aşk olsun.

Geçen gün eski bir meslektaşla karşılaştım, adam resmen erimiş, tanıyamadım önce. "Abi," dedi, "geceleri nefesim kesiliyordu, meğer uykuda boğuluyormuşum da haberim yokmuş." Uyku apnesi dedikleri şey tam da bu işte; kilo arttıkça boğazdaki dokular gevşiyor, hava yolu tıkanıyor ve gece boyu uykun bölünüp duruyor. Sabahleyin dayak yemiş gibi uyanmanın, gün boyu esneyip durmanın müsebbibi hep o gitmek bilmeyen fazlalıklar...

Yahu o dizlerin, o zavallı eklemlerin günahı ne peki? Düşünsenize, taşıyabileceği kapasitenin katbekat üstünde bir yükü her gün metrelerce, kilometrelerce ileriye götürmeye çalışıyorlar. Kireçlenme dedikleri o ağrılı sızıntı, aslında tamamen bu aşırı baskının, o amansız sürtünmenin faturası. Yürürken "ah" edip oturmak, merdiven çıkarken o her basamakta ayrı bir işkence çekmek...

Damarların içi de tıpkı kireç tutmuş çaydanlıklar gibi doluyor zamanla, akış zorlaşıyor, tansiyon tavan yapıyor haliyle. Yüksek tansiyon dediğin şey o kadar sinsi ki, başın arkasından bir sızı yapar, geçer gidersin ama arkasında bıraktığı hasar felç riskine kadar uzanıyor maalesef. Kan o daracık yollardan geçmek için öyle bir basınç uyguluyor ki, bir yerde patlak vermesi an meselesi haline geliyor.

Karaciğer yağlanması meselesine hiç girmeyeyim diyorum ama o da apayrı bir dert be kardeşim. Alkol falan kullanmasan bile sırf o fazla kilolar yüzünden karaciğer bildiğin tereyağı gibi kaplanıyor içten içe. Sonra gelsin halsizlikler, gitsin metabolizma bozuklukları... Kendimize iyi bakmıyoruz, sonra da "neden hep yorgunum" diye dert yanıp duruyoruz.
 
Geri