Hakan Ulu
Kayıtlı Kullanıcı
Ameliyattan çıktığın an o sıkı, can sıkan kumaşla tanışıyorsun ve en az dört ila altı hafta boyunca onunla yaşamak zorundasın. Dile kolay geliyor tabii ama ilk üç hafta gece gündüz çıkarmadan taşımak o zırhı... Vallahi billahi insanı bazen canından bezdiriyor. Ama o ödemlerin başka türlü inmeyeceğini, derinin altındaki boşluğun ancak böyle kapanacağını bilince mecburen katlanıyorsun; yani o vücut ancak bu baskıyla oturuyor yerine.
İlk yirmi bir gün boyunca duş harici o korse asla gövdeden ayrılmayacak, kural bu kadar net ve sert. Çıkardığın an o yalancı rahatlığa aldanıp süreyi uzatırsan, emeğine de parana da yazık edersin abi ya. Doktorlar genelde ikinci haftadan sonra günde bir iki saatlik nefes alma molaları veriyor ama sen yine de gevşeme; gevşemek gevşek doku demek...
Dördüncü haftaya girdiğinde nihayet yarı zamanlı mesaiye geçiş yapıyoruz, artık sadece gündüzleri takıp geceleri özgür kalabilirsin. Ya da tam tersi, bazı hekimler geceleri takılmasını daha çok tercih ediyor çünkü uykudaki o kontrolsüz hareketler... İşte o hareketler sırasında dikişleri ve şekil alan dokuyu korumanın tek yolu yine o meşhur korse.
Erken bırakanların sonradan düştüğü o dalgalı deri görüntüsü pişmanlığı... "Benim canım çok acıdı, on beşinci günde attım kenara" diyenlerin o sarkan, tam iyileşmeyen bölgelerini görseniz koşa koşa geri giyersiniz o sıkı şeyi. Süreci kendi kafana göre kısaltmak, o düzgün hatlara sahip olma hayalini çöpe atmakla eşdeğer; neticede sabırla giyilen o medikal kumaş seni nihai sonuca ulaştıracak yegane araç.
Yedekli çalışmak bu işin en büyük sırrı, mutlaka iki tane korse edinin çünkü biri yıkanıp kururken çıplak kalmak tam bir felaket senaryosu. O arada geçen birkaç saatte bile vücudun nasıl hemen şişmeye başladığını, o gerginliğin nasıl kaybolduğunu kendi gözlerinle göreceksin zaten. Temiz temiz, hijyenik şekilde süreci tamamlamak varken pişiklerle uğraşmak istemezsin herhalde...
İlk yirmi bir gün boyunca duş harici o korse asla gövdeden ayrılmayacak, kural bu kadar net ve sert. Çıkardığın an o yalancı rahatlığa aldanıp süreyi uzatırsan, emeğine de parana da yazık edersin abi ya. Doktorlar genelde ikinci haftadan sonra günde bir iki saatlik nefes alma molaları veriyor ama sen yine de gevşeme; gevşemek gevşek doku demek...
Dördüncü haftaya girdiğinde nihayet yarı zamanlı mesaiye geçiş yapıyoruz, artık sadece gündüzleri takıp geceleri özgür kalabilirsin. Ya da tam tersi, bazı hekimler geceleri takılmasını daha çok tercih ediyor çünkü uykudaki o kontrolsüz hareketler... İşte o hareketler sırasında dikişleri ve şekil alan dokuyu korumanın tek yolu yine o meşhur korse.
Erken bırakanların sonradan düştüğü o dalgalı deri görüntüsü pişmanlığı... "Benim canım çok acıdı, on beşinci günde attım kenara" diyenlerin o sarkan, tam iyileşmeyen bölgelerini görseniz koşa koşa geri giyersiniz o sıkı şeyi. Süreci kendi kafana göre kısaltmak, o düzgün hatlara sahip olma hayalini çöpe atmakla eşdeğer; neticede sabırla giyilen o medikal kumaş seni nihai sonuca ulaştıracak yegane araç.
Yedekli çalışmak bu işin en büyük sırrı, mutlaka iki tane korse edinin çünkü biri yıkanıp kururken çıplak kalmak tam bir felaket senaryosu. O arada geçen birkaç saatte bile vücudun nasıl hemen şişmeye başladığını, o gerginliğin nasıl kaybolduğunu kendi gözlerinle göreceksin zaten. Temiz temiz, hijyenik şekilde süreci tamamlamak varken pişiklerle uğraşmak istemezsin herhalde...