Sibel Hoca
Kayıtlı Kullanıcı
Yahu şimdi dürüst olalım, hangimiz aynanın karşısına geçip "Şuradan iki parmak gitse fena mı olurdu?" demedik ki? Liposuction işte tam bu noktalarda devreye giren, o inatçı yağ depolarını vücuttan çekip alma operasyonu. Zayıflama yöntemi mi, kesinlikle hayır; bunu bir kere kafamızdan çıkaralım.
Tıbbi literatür buna "bölgesel lipodistrofi tedavisi" falan der ama işin Türkçesi net: Diyetle gitmeyen, spora inatla direnen o can sıkıcı simit bölgelerini, göbeği veya basenleri inceltme sanatı. Cerrahlar özel ince kanüllerle girip o hücreleri oradan çekiyor. Kulağa biraz ürkütücü geliyor değil mi...
Ameliyat masasına yatıp kalkınca sihirli bir değnek dokunmuş gibi sıfır beden uyanmayı beklemek, vallahi billahi en büyük hata olur. Bu işlem bir kilo verme aracı değil, tamamen bir hat belirleme, yani vücut kontürünü düzeltme işi. Zaten doktorlar da bas bas bağırıyor; önce ideal kilonuza yaklaşın, sonra gelin diye.
Peki süreç nasıl işliyor derseniz, aslında teknoloji çok değişti. Eskiden sadece kuru kuruya yağ çekilirdi ki morluktan geçilmezdi, şimdilerde ise ultrasonik dalgalar veya lazerler havada uçuşuyor. Vaser dedikleri yöntem mesela, yağları önce içeride bir güzel eritiyor, sonra tereyağından kıl çeker gibi alıyorlar.
Ameliyattan çıktınız, bitti mi? Yok abi, asıl macera şimdi başlıyor desek yeridir. O korseyi haftalarca giymek zorundasınız, sanki sizi birisi sıkı sıkıya sarmalamış gibi hissedeceksiniz. Ödemler, hafif sızlamalar, o derinin altındaki boşluğun iyileşme çabası...
Eğer "Ben ameliyattan sonra yine böreğe, çöreğe gömülürüm" diyorsanız, bu parayı hiç harcamayın, yazık günah. Vücuttaki yağ hücrelerinin sayısı azalıyor doğru, ama kalan hücreler yine genişleyebilir. Yani o yeni silueti korumak, tamamen sizin mutfaktaki iradenize bağlı.
Yine de yaptıranların o ilk birkaç aydan sonra aynaya bakarken gözlerinin içinin gülmesi... İnsanın özgüvenini tazeleyen, kıyafetlerin duruşunu tamamen değiştiren bir dokunuş olduğu kesin. Ama dediğim gibi, beklentiyi gerçekçi tutmak bu işin ilk kuralı.
Tıbbi literatür buna "bölgesel lipodistrofi tedavisi" falan der ama işin Türkçesi net: Diyetle gitmeyen, spora inatla direnen o can sıkıcı simit bölgelerini, göbeği veya basenleri inceltme sanatı. Cerrahlar özel ince kanüllerle girip o hücreleri oradan çekiyor. Kulağa biraz ürkütücü geliyor değil mi...
Ameliyat masasına yatıp kalkınca sihirli bir değnek dokunmuş gibi sıfır beden uyanmayı beklemek, vallahi billahi en büyük hata olur. Bu işlem bir kilo verme aracı değil, tamamen bir hat belirleme, yani vücut kontürünü düzeltme işi. Zaten doktorlar da bas bas bağırıyor; önce ideal kilonuza yaklaşın, sonra gelin diye.
Peki süreç nasıl işliyor derseniz, aslında teknoloji çok değişti. Eskiden sadece kuru kuruya yağ çekilirdi ki morluktan geçilmezdi, şimdilerde ise ultrasonik dalgalar veya lazerler havada uçuşuyor. Vaser dedikleri yöntem mesela, yağları önce içeride bir güzel eritiyor, sonra tereyağından kıl çeker gibi alıyorlar.
Ameliyattan çıktınız, bitti mi? Yok abi, asıl macera şimdi başlıyor desek yeridir. O korseyi haftalarca giymek zorundasınız, sanki sizi birisi sıkı sıkıya sarmalamış gibi hissedeceksiniz. Ödemler, hafif sızlamalar, o derinin altındaki boşluğun iyileşme çabası...
Eğer "Ben ameliyattan sonra yine böreğe, çöreğe gömülürüm" diyorsanız, bu parayı hiç harcamayın, yazık günah. Vücuttaki yağ hücrelerinin sayısı azalıyor doğru, ama kalan hücreler yine genişleyebilir. Yani o yeni silueti korumak, tamamen sizin mutfaktaki iradenize bağlı.
Yine de yaptıranların o ilk birkaç aydan sonra aynaya bakarken gözlerinin içinin gülmesi... İnsanın özgüvenini tazeleyen, kıyafetlerin duruşunu tamamen değiştiren bir dokunuş olduğu kesin. Ama dediğim gibi, beklentiyi gerçekçi tutmak bu işin ilk kuralı.