Ahmet Katan
Kayıtlı Kullanıcı
Vallahi o ameliyat masasına yatma fikri bile insanı germeye yetiyor, yalan yok. Ama işin aslı, liposuction öyle gözde büyütüldüğü gibi korkunç bir canavarlık değil, sadece vücudun o inatçı, diyetle sporla bir türlü erimeyen yerlerine çekilen tatlı sert bir ayar. Süreç aslında çok basit bir mantığa dayanıyor; doktor geliyor, o can sıkan fazlalıkların olduğu bölgeleri çiziyor, sonra oralara özel bir sıvı enjekte ediyorlar ki hem uyuşsun hem de o yağlar kolayca oradan kopup gelsin. İncecik kanüllerle, yani bildiğin içi boş metal pipetlerle o katılaşmış yağ dokusunu içeride ufak ufak parçalayıp vakumla çekiyorlar işte... O an hiçbir şey hissetmiyorsun zaten, genel anestezi ya da duruma göre lokal anesteziyle mışıl mışıl uyuyorsun, her şey bittiğinde bir bakıyorsun ki o gitmeyen fazlalıklar uçup gitmiş.
Hemen ertesi gün aynaya bakıp mucize beklemek ise yapılan en büyük hata, bunu kafadan bir silip atmak lazım abi. Ameliyattan çıkınca o bölgeler öyle hemen dümdüz, pürüzsüz olmuyor; aksine ödemden, o verilen sıvılardan dolayı eskisinden bile daha şiş, morarmış ve tuhaf görünebiliyor insan gözüne. Zaten bu işin asıl zor kısmı ameliyat masası değil, sonrasındaki o korseyle yaşama sanatı... Doktorun verdiği o sıkı, insanı adeta mumya gibi saran medikal korseyi haftalarca, hiç çıkarmadan giymek zorundasın ki deri altındaki boşluklar düzgünce kapansın, içeride sıvı birikmesin ve vücut tam o istediğin yeni kalıba otursun. Kolay mı dersen, valla hiç kolay değil, özellikle sıcak havalarda insanı canından bezdirebilir ama o korsenin her sıkışında gelecekteki o fit halini düşünmek insanı ayakta tutuyor.
İyileşme sürecinde o ilk haftalar geçtikten sonra vücutta garip bir sertlik, böyle eline gelen pütürlü dokular hissedebilirsin, sakın korkma. Vücut orada yapılan o büyük temizliğe, o travmaya karşı kendi içinde bir savunma mekanizması geliştiriyor ve içerideki dokuları iyileştirmek için sıkı sıkıya örüyor adeta. İşte tam bu aşamada sabır her şeydir diyerek sürece zaman tanımak, o sertliklerin yavaş yavaş yumuşayacağını bilmek gerekiyor. Bazen insan "Acaba hep böyle dalgalı mı kalacak bu göbek?" diye kendi kendini yiyip bitiriyor... Ama inan bana, bol su içtikçe, hafif yürüyüşlerle dolaşımı hızlandırdıkça ve belki doktorun önerisiyle o bölgelere hafif masajlar yaptırdıkça o sertliklerin nasıl eriyip gittiğine şahit oluyorsun.
Bu işe kalkışırken beklentileri çok doğru ayarlamak, her şeyden önce kendi bedenine karşı dürüst olmak şart. Liposuction kesinlikle bir zayıflama yöntemi, bir obezite tedavisi falan değil; bunu aklından tamamen çıkarman gerek. Bu ameliyat sadece ve sadece vücut hatlarını şekillendirme, hani o ne yapsan gitmeyen simit bölgesini, basenleri ya da gıdıyı törpüleme operasyonu... Eğer kilo vermek istiyorsan önce o kiloları diyetle vereceksin, sonra geriye kalan o gitmeyen inatçı yağ kaleleri için bu yönteme başvuracaksın. Zaten ameliyattan sonra eski yeme alışkanlıklarına aynen devam edersen, o alınan yağ hücrelerinin yerine yenileri gelir mi gelmez mi tartışılır ama vücudun başka yerlerinden mutlaka o fazla kalorileri depolamaya başlar, benden söylemesi.
Hemen ertesi gün aynaya bakıp mucize beklemek ise yapılan en büyük hata, bunu kafadan bir silip atmak lazım abi. Ameliyattan çıkınca o bölgeler öyle hemen dümdüz, pürüzsüz olmuyor; aksine ödemden, o verilen sıvılardan dolayı eskisinden bile daha şiş, morarmış ve tuhaf görünebiliyor insan gözüne. Zaten bu işin asıl zor kısmı ameliyat masası değil, sonrasındaki o korseyle yaşama sanatı... Doktorun verdiği o sıkı, insanı adeta mumya gibi saran medikal korseyi haftalarca, hiç çıkarmadan giymek zorundasın ki deri altındaki boşluklar düzgünce kapansın, içeride sıvı birikmesin ve vücut tam o istediğin yeni kalıba otursun. Kolay mı dersen, valla hiç kolay değil, özellikle sıcak havalarda insanı canından bezdirebilir ama o korsenin her sıkışında gelecekteki o fit halini düşünmek insanı ayakta tutuyor.
İyileşme sürecinde o ilk haftalar geçtikten sonra vücutta garip bir sertlik, böyle eline gelen pütürlü dokular hissedebilirsin, sakın korkma. Vücut orada yapılan o büyük temizliğe, o travmaya karşı kendi içinde bir savunma mekanizması geliştiriyor ve içerideki dokuları iyileştirmek için sıkı sıkıya örüyor adeta. İşte tam bu aşamada sabır her şeydir diyerek sürece zaman tanımak, o sertliklerin yavaş yavaş yumuşayacağını bilmek gerekiyor. Bazen insan "Acaba hep böyle dalgalı mı kalacak bu göbek?" diye kendi kendini yiyip bitiriyor... Ama inan bana, bol su içtikçe, hafif yürüyüşlerle dolaşımı hızlandırdıkça ve belki doktorun önerisiyle o bölgelere hafif masajlar yaptırdıkça o sertliklerin nasıl eriyip gittiğine şahit oluyorsun.
Bu işe kalkışırken beklentileri çok doğru ayarlamak, her şeyden önce kendi bedenine karşı dürüst olmak şart. Liposuction kesinlikle bir zayıflama yöntemi, bir obezite tedavisi falan değil; bunu aklından tamamen çıkarman gerek. Bu ameliyat sadece ve sadece vücut hatlarını şekillendirme, hani o ne yapsan gitmeyen simit bölgesini, basenleri ya da gıdıyı törpüleme operasyonu... Eğer kilo vermek istiyorsan önce o kiloları diyetle vereceksin, sonra geriye kalan o gitmeyen inatçı yağ kaleleri için bu yönteme başvuracaksın. Zaten ameliyattan sonra eski yeme alışkanlıklarına aynen devam edersen, o alınan yağ hücrelerinin yerine yenileri gelir mi gelmez mi tartışılır ama vücudun başka yerlerinden mutlaka o fazla kalorileri depolamaya başlar, benden söylemesi.