Ahmet Katan
Kayıtlı Kullanıcı
Bir otomobilin ciğerlerine çekilen o hırçın hava, BMW motorunun ruhudur ve turbo bittiğinde o ruh uçup gider. Direksiyon başındayken gaz pedalının altındaki o meşhur Alman mühendisliği hissi bir anda kaybolduysa, turbo milinin veda şarkısını dinliyorsunuz demektir. Hızlanmak istediğinizde motorun o eski, yırtıcı iştahı yerine derin bir sessizlik veya isteksizlik geliyorsa sağa çekmenin vakti gelmiştir. Performans kaybı öyle sinsidir ki bazen haftalarca anlamazsınız, bazen de tek bir rampada yüzünüze tokat gibi çarpar. Güç hissinin yerini alan o hantal ağırlık, turbonun artık havayı silindirlere üfleyemediğinin en net kanıtıdır.
Egzozdan çıkan o kapkara duman, aslında motorun içten içe kan ağladığının resmidir. Yakıt ve hava dengesi bozulduğunda, o asil BMW ambleminin arkasından adeta eski bir buharlı tren gibi kara dumanlar yükselmeye başlar... Ya da daha kötüsü; turbo yağ sızdırıyorsa, aynadan arkaya baktığınızda göreceğiniz şey maviye çalan yoğun bir sis bulutudur. Renklere dikkat edin, çünkü egzoz dumanının rengi motorun size yazdığı bir arıza raporudur aslında. Temiz bir yanma yerine arkanızda iz bırakarak ilerliyorsanız, o turbo salmastraları çoktan pes etmiştir.
Kaputun altından gelen o tuhaf, tiz ıslık sesi motorun içinde bir yerlerde bir şeylerin can çekiştiğini haykırır. Normalde o tatlı, hafif fısıltıyı seversiniz ama ses ambulans sirenine veya yırtıcı bir kuş çığlığına dönüştüyse iş değişir. Turbo pervaneleri gövdeye sürtünmeye başladığında ya da salyangozda küçük bir çatlak oluştuğunda rüzgar o delikten öyle bir geçer ki... Sesi duymazdan gelmek, faturayı kendi ellerinizle büyütmekten başka bir işe yaramaz. Kulak kabartın; BMW’niz normalde yapmadığı bir gürültüyle sizinle konuşmaya çalışıyorsa, orada yolunda gitmeyen bir şeyler mutlaka vardır.
O meşhur sarı motor arıza lambası göstergede yandığı an, beyninizden aşağı kaynar sular dökülmesi çok normal. Modern BMW’ler o kadar hassas sensörlerle doludur ki, turbo basıncındaki en ufak bir sapmayı bile anında yakalar ve paneli bir yılbaşı ağacı gibi aydınlatıverir. Sistem hemen "Tahrik" uyarısı verir, arabayı korumaya alır ve o canım makine bir anda çekişten düşer. Gösterge panelindeki o uyarıyı sadece bir lamba olarak görmeyin, o arabanın size "Lütfen beni bir uzmana götür" deme şeklidir.
Motor yağının eksildiğini fark ettiğinizde aklınıza ilk gelen yer karter olmasın, gözünüzü hemen turboya çevirin. Turbo mili dakikada yüz binlerce kez dönerken sadece motor yağı sayesinde hayatta kalır ve oradaki bir sızıntı, yağın doğrudan yanma odasına gitmesine yol açar. Çubuğu çektiğinizde seviyenin sürekli düştüğünü görüyorsanız ve yerde bir damla bile sızıntı yoksa... Yağ uçup gidiyordur, muhtemelen turbo pallerinin arasından egzoza doğru bir yol bulmuştur kendisine. Eksilen her damla yağ, turbonun ömründen çalınan bir saniyedir aslında.
Eski bir dost tavsiyesi; sabahları motor soğukken gaza yüklenmek, o narin turbo mekanizmasını kendi ellerinizle infaz etmektir. Yağ henüz en uç noktadaki turbo miline ulaşmamışken yapılan o ani hızlanmalar, metalin metale sürtünmesine ve mikro çatlaklara neden olur. Aynı şekilde, uzun yoldan gelip arabayı zınk diye stop etmek de turbonun içinde kalan sıcak yağın kömürleşmesine yol açar. Bir dakika rölantide beklemek bu kadar mı zor? Arabayı stop etmeden önce ona biraz nefes aldırmak, turbonun ömrünü iki katına çıkaracak en basit, en masrafsız reçetedir.
Egzozdan çıkan o kapkara duman, aslında motorun içten içe kan ağladığının resmidir. Yakıt ve hava dengesi bozulduğunda, o asil BMW ambleminin arkasından adeta eski bir buharlı tren gibi kara dumanlar yükselmeye başlar... Ya da daha kötüsü; turbo yağ sızdırıyorsa, aynadan arkaya baktığınızda göreceğiniz şey maviye çalan yoğun bir sis bulutudur. Renklere dikkat edin, çünkü egzoz dumanının rengi motorun size yazdığı bir arıza raporudur aslında. Temiz bir yanma yerine arkanızda iz bırakarak ilerliyorsanız, o turbo salmastraları çoktan pes etmiştir.
Kaputun altından gelen o tuhaf, tiz ıslık sesi motorun içinde bir yerlerde bir şeylerin can çekiştiğini haykırır. Normalde o tatlı, hafif fısıltıyı seversiniz ama ses ambulans sirenine veya yırtıcı bir kuş çığlığına dönüştüyse iş değişir. Turbo pervaneleri gövdeye sürtünmeye başladığında ya da salyangozda küçük bir çatlak oluştuğunda rüzgar o delikten öyle bir geçer ki... Sesi duymazdan gelmek, faturayı kendi ellerinizle büyütmekten başka bir işe yaramaz. Kulak kabartın; BMW’niz normalde yapmadığı bir gürültüyle sizinle konuşmaya çalışıyorsa, orada yolunda gitmeyen bir şeyler mutlaka vardır.
O meşhur sarı motor arıza lambası göstergede yandığı an, beyninizden aşağı kaynar sular dökülmesi çok normal. Modern BMW’ler o kadar hassas sensörlerle doludur ki, turbo basıncındaki en ufak bir sapmayı bile anında yakalar ve paneli bir yılbaşı ağacı gibi aydınlatıverir. Sistem hemen "Tahrik" uyarısı verir, arabayı korumaya alır ve o canım makine bir anda çekişten düşer. Gösterge panelindeki o uyarıyı sadece bir lamba olarak görmeyin, o arabanın size "Lütfen beni bir uzmana götür" deme şeklidir.
Motor yağının eksildiğini fark ettiğinizde aklınıza ilk gelen yer karter olmasın, gözünüzü hemen turboya çevirin. Turbo mili dakikada yüz binlerce kez dönerken sadece motor yağı sayesinde hayatta kalır ve oradaki bir sızıntı, yağın doğrudan yanma odasına gitmesine yol açar. Çubuğu çektiğinizde seviyenin sürekli düştüğünü görüyorsanız ve yerde bir damla bile sızıntı yoksa... Yağ uçup gidiyordur, muhtemelen turbo pallerinin arasından egzoza doğru bir yol bulmuştur kendisine. Eksilen her damla yağ, turbonun ömründen çalınan bir saniyedir aslında.
Eski bir dost tavsiyesi; sabahları motor soğukken gaza yüklenmek, o narin turbo mekanizmasını kendi ellerinizle infaz etmektir. Yağ henüz en uç noktadaki turbo miline ulaşmamışken yapılan o ani hızlanmalar, metalin metale sürtünmesine ve mikro çatlaklara neden olur. Aynı şekilde, uzun yoldan gelip arabayı zınk diye stop etmek de turbonun içinde kalan sıcak yağın kömürleşmesine yol açar. Bir dakika rölantide beklemek bu kadar mı zor? Arabayı stop etmeden önce ona biraz nefes aldırmak, turbonun ömrünü iki katına çıkaracak en basit, en masrafsız reçetedir.