Sibel Hoca
Kayıtlı Kullanıcı
Erkeklerin belli bir yaştan sonra geceleri neden sık sık uyandığını hiç düşündünüz mü? Cevap genellikle çok uzakta değil, hemen idrar torbasının altında bekliyor. Prostat denilen o küçük bez büyüdükçe hayatı resmen zindana çevirebiliyor insana.
İşte tam bu noktada devreye lazer giriyor. Hani şu filmlerdeki gibi ışınlar değil tabii, tamamen tıbbi ve mucizevi bir dokunuş. Doktorlar bu yönteme kısaca prostatın içeriden lazerle buharlaştırılması veya sıyırılması diyorlar.
Eski usul ameliyatları unutun abi ya, devir artık teknoloji devri. Eskiden günlerce hastanede yatılırdı, kanamalar bitmek bilmezdi... Şimdi ise durum çok farklı, resmen çağ atladık.
Lazer prostat ameliyatı aslında kapalı bir işlem, yani vücutta herhangi bir kesi falan açılmıyor. İdrar kanalından çok ince bir kamerayla giriyorlar. O büyüyen, yolu tıkayan dokuları tek tek lazerle temizliyorlar. Resmen tıkanmış bir borunun içini açmak gibi bir şey, vallahi billahi.
Peki, bu işlem can yakıyor mu derseniz? Anestezi altında olduğunuz için ruhunuz bile duymuyor. Zaten ameliyattan sonraki o ilk rahatlama hissi, çekilen tüm o eski sıkıntılara değdiğini gösteriyor insana.
Bazı hastalar bana gelip soruyor, "Hocam gerçekten o kadar rahat mı?" diye. İnanın, ertesi gün ayağa kalkıp normal hayatına dönen o kadar çok insan gördüm ki... İnsan hayret ediyor.
Eğer gecede dört beş kere tuvalete kalkmaktan bıktıysanız, bu seçeneği mutlaka bir düşünün derim. Sürekli idrarınız varmış gibi hissetmek, yarıda kalması, tam boşalamama hissi... İnsanın psikolojisini altüst ediyor bu durum.
Lazerin en güzel tarafı ne biliyor musunuz? Kanama riskinin neredeyse hiç olmaması. Özellikle kalp hastaları veya kan sulandırıcı kullananlar için bulunmaz bir nimet bu. Eski yöntemlerde bu durum büyük bir kriz yaratabiliyordu.
Hastanede kalış süresi de komik denecek kadar azaldı artık. Çoğu zaman bir gün yatıp, ertesi sabah çantanızı alıp çıkıyorsunuz. Hatta bazı merkezlerde aynı gün taburcu olanlar bile var, şaka gibi ama gerçek.
Ameliyattan sonraki ilk birkaç gün hafif bir yanma hissi olabilir tabii, o kadar kılcal dokuya müdahale ediliyor sonuçta. Ama o geçici sızıyı, eski çilenizle kıyasladığınızda devede kulak kalır.
Yani uzun lafın kısası, teknoloji erkeklerin en büyük kabuslarından birini resmen çocuk oyuncağına çevirdi. Korkup ertelemek yerine, bir uzmana görünüp bu konuyu detaylıca konuşmak en mantıklısı. Hayatı ertelemeye gelmez...
İşte tam bu noktada devreye lazer giriyor. Hani şu filmlerdeki gibi ışınlar değil tabii, tamamen tıbbi ve mucizevi bir dokunuş. Doktorlar bu yönteme kısaca prostatın içeriden lazerle buharlaştırılması veya sıyırılması diyorlar.
Eski usul ameliyatları unutun abi ya, devir artık teknoloji devri. Eskiden günlerce hastanede yatılırdı, kanamalar bitmek bilmezdi... Şimdi ise durum çok farklı, resmen çağ atladık.
Lazer prostat ameliyatı aslında kapalı bir işlem, yani vücutta herhangi bir kesi falan açılmıyor. İdrar kanalından çok ince bir kamerayla giriyorlar. O büyüyen, yolu tıkayan dokuları tek tek lazerle temizliyorlar. Resmen tıkanmış bir borunun içini açmak gibi bir şey, vallahi billahi.
Peki, bu işlem can yakıyor mu derseniz? Anestezi altında olduğunuz için ruhunuz bile duymuyor. Zaten ameliyattan sonraki o ilk rahatlama hissi, çekilen tüm o eski sıkıntılara değdiğini gösteriyor insana.
Bazı hastalar bana gelip soruyor, "Hocam gerçekten o kadar rahat mı?" diye. İnanın, ertesi gün ayağa kalkıp normal hayatına dönen o kadar çok insan gördüm ki... İnsan hayret ediyor.
Eğer gecede dört beş kere tuvalete kalkmaktan bıktıysanız, bu seçeneği mutlaka bir düşünün derim. Sürekli idrarınız varmış gibi hissetmek, yarıda kalması, tam boşalamama hissi... İnsanın psikolojisini altüst ediyor bu durum.
Lazerin en güzel tarafı ne biliyor musunuz? Kanama riskinin neredeyse hiç olmaması. Özellikle kalp hastaları veya kan sulandırıcı kullananlar için bulunmaz bir nimet bu. Eski yöntemlerde bu durum büyük bir kriz yaratabiliyordu.
Hastanede kalış süresi de komik denecek kadar azaldı artık. Çoğu zaman bir gün yatıp, ertesi sabah çantanızı alıp çıkıyorsunuz. Hatta bazı merkezlerde aynı gün taburcu olanlar bile var, şaka gibi ama gerçek.
Ameliyattan sonraki ilk birkaç gün hafif bir yanma hissi olabilir tabii, o kadar kılcal dokuya müdahale ediliyor sonuçta. Ama o geçici sızıyı, eski çilenizle kıyasladığınızda devede kulak kalır.
Yani uzun lafın kısası, teknoloji erkeklerin en büyük kabuslarından birini resmen çocuk oyuncağına çevirdi. Korkup ertelemek yerine, bir uzmana görünüp bu konuyu detaylıca konuşmak en mantıklısı. Hayatı ertelemeye gelmez...