Ahmet Katan
Kayıtlı Kullanıcı
Vücudun verdiği en net sinyallerden biridir o can sıkıcı sızı ve tuvalette dakikalarca beklemek... İdrar yaparken zorlanmak asla geçiştirilecek, "aman canım sıcaklardandır" deyip rafa kaldırılacak bir şey değil vallahi. Hissedilen o ilk keskin acı veya bir türlü gelmeyen o rahatlama hissi, aslında içeride bir şeylerin yolunda gitmediğinin en açık kanıtı. Bazen basit bir su eksikliği, bazen de sinsice ilerleyen bir enfeksiyon bu duruma yol açabiliyor. Kendinizi sürekli tuvalete koşarken ama her seferinde hüsranla dönerken buluyorsanız, bedeniniz size çoktan kırmızı alarmı vermiş demektir.
İdrar yolları şakaya gelmez, hele ki işin ucu böbreklere kadar uzanabiliyorsa... Genellikle "idrar yolu enfeksiyonu" deyip geçtiğimiz o mikrobik durumlar, aslında tedavi edilmediğinde hayatı resmen zindana çevirir abi ya. Bakteri dediğin o küçük istilacılar mesaneye bir yerleşti mi, her tuvalet seansı adeta bir işkenceye dönüşüverir birden. Sık sık idrara çıkma isteğiyle uyanırsınız ama her defasında sadece birkaç damla ve beraberinde gelen o tarifsiz yanma hissi...
Erkeklerde durum biraz daha farklı ve açıkçası biraz daha can sıkıcı bir hal alabiliyor yaş ilerledikçe. Prostat bezi denilen o küçük organ büyümeye başladığında, idrar kanalına resmen barikat kuruyor. "Eskisi gibi tazyikli değil" ya da "kesik kesik geliyor" diyorsanız, prostat size oradan el sallıyor olabilir. Sadece yaşlılık hastalığı da değil bu; bazen genç yaşta geçirilen bir prostatit, yani prostat iltihabı da hayatı kabusa çevirmeye yeter. İdrar akışının önünde fiziksel bir engel varmış gibi hissetmek, tam olarak bu yüzden...
Kadın anatomisi ise bu konuda maalesef çok daha hassas ve savunmasız. Kısa idrar yolu sebebiyle dışarıdaki mikroplar mesaneye ulaşmak için adeta otoyol kullanıyor gibi hızlı davranırlar. Soğukta kalmak, ıslak mayoyla beklemek ya da sadece yanlış hijyen alışkanlıkları bile o tanıdık yanmayı hemen tetikler. Hani derler ya, ayağını sıcak tut başını serin; bu sözün doğruluk payı gerçekten çok büyük. Kendinize dikkat etmediğiniz ilk anda o sancı kapıyı çalar.
Mesane taşları ve kum dökmek ise bu zorlanmanın en gürültülü, en sancılı sebeplerinden biridir şüphesiz. O küçücük kristaller idrar kanalından aşağı süzülmeye çalışırken resmen yolları çizer, tahriş eder. Öyle bir ağrı saplanır ki bazen kasıklara, insan ne yapacağını, nereye sığınacağını şaşırır vallahi billahi. İdrarın renginde koyulaşma, hatta bazen hafif pembelik görüyorsanız, o taşlar çoktan yola çıkmış demektir. Bol bol su içip o kanalları sürekli yıkamak, bu yüzden hayati bir önem taşıyor.
Psikolojik baskı ve stresin idrar torbasını doğrudan yönettiğini biliyor muydunuz, yoksa bunu sadece fiziksel bir sorun mu sanıyordunuz? Kaygılı olduğunuz anlarda mesane kasları da sizinle birlikte kasım kasım kasılır ve idrarınızı rahatça bırakmanıza engel olur. Sınav öncesi ya da önemli bir toplantıdan hemen önce gelen o sıkışma hissi ama tuvalete gidince hiçbir şey gelmemesi... Tamamen zihnin bedenle oynadığı ufak, sinir bozucu bir oyun bu aslında. Rahatlamak, kasları serbest bırakmak her şeyin ilacı.
Asla kendi kendinizin doktoru olmaya çalışmayın, hele ki konu bu kadar hassasken! "Komşunun önerdiği şu antibiyotik bana iyi gelir" mantığıyla hareket etmek, yapacağınız en büyük hatalardan biri olur. Yanlış ilaç kullanımı mikropları sadece daha güçlü yapar, onları öldürmez. Yapacağınız en mantıklı hareket, hemen bir üroloji uzmanının kapısını çalmak ve idrar tahlili yaptırmak olmalı. İşin kolayına kaçıp geçici çözümlerle vakit kaybetmek, ileride çok daha büyük operasyonlara zemin hazırlar...
İdrar yolları şakaya gelmez, hele ki işin ucu böbreklere kadar uzanabiliyorsa... Genellikle "idrar yolu enfeksiyonu" deyip geçtiğimiz o mikrobik durumlar, aslında tedavi edilmediğinde hayatı resmen zindana çevirir abi ya. Bakteri dediğin o küçük istilacılar mesaneye bir yerleşti mi, her tuvalet seansı adeta bir işkenceye dönüşüverir birden. Sık sık idrara çıkma isteğiyle uyanırsınız ama her defasında sadece birkaç damla ve beraberinde gelen o tarifsiz yanma hissi...
Erkeklerde durum biraz daha farklı ve açıkçası biraz daha can sıkıcı bir hal alabiliyor yaş ilerledikçe. Prostat bezi denilen o küçük organ büyümeye başladığında, idrar kanalına resmen barikat kuruyor. "Eskisi gibi tazyikli değil" ya da "kesik kesik geliyor" diyorsanız, prostat size oradan el sallıyor olabilir. Sadece yaşlılık hastalığı da değil bu; bazen genç yaşta geçirilen bir prostatit, yani prostat iltihabı da hayatı kabusa çevirmeye yeter. İdrar akışının önünde fiziksel bir engel varmış gibi hissetmek, tam olarak bu yüzden...
Kadın anatomisi ise bu konuda maalesef çok daha hassas ve savunmasız. Kısa idrar yolu sebebiyle dışarıdaki mikroplar mesaneye ulaşmak için adeta otoyol kullanıyor gibi hızlı davranırlar. Soğukta kalmak, ıslak mayoyla beklemek ya da sadece yanlış hijyen alışkanlıkları bile o tanıdık yanmayı hemen tetikler. Hani derler ya, ayağını sıcak tut başını serin; bu sözün doğruluk payı gerçekten çok büyük. Kendinize dikkat etmediğiniz ilk anda o sancı kapıyı çalar.
Mesane taşları ve kum dökmek ise bu zorlanmanın en gürültülü, en sancılı sebeplerinden biridir şüphesiz. O küçücük kristaller idrar kanalından aşağı süzülmeye çalışırken resmen yolları çizer, tahriş eder. Öyle bir ağrı saplanır ki bazen kasıklara, insan ne yapacağını, nereye sığınacağını şaşırır vallahi billahi. İdrarın renginde koyulaşma, hatta bazen hafif pembelik görüyorsanız, o taşlar çoktan yola çıkmış demektir. Bol bol su içip o kanalları sürekli yıkamak, bu yüzden hayati bir önem taşıyor.
Psikolojik baskı ve stresin idrar torbasını doğrudan yönettiğini biliyor muydunuz, yoksa bunu sadece fiziksel bir sorun mu sanıyordunuz? Kaygılı olduğunuz anlarda mesane kasları da sizinle birlikte kasım kasım kasılır ve idrarınızı rahatça bırakmanıza engel olur. Sınav öncesi ya da önemli bir toplantıdan hemen önce gelen o sıkışma hissi ama tuvalete gidince hiçbir şey gelmemesi... Tamamen zihnin bedenle oynadığı ufak, sinir bozucu bir oyun bu aslında. Rahatlamak, kasları serbest bırakmak her şeyin ilacı.
Asla kendi kendinizin doktoru olmaya çalışmayın, hele ki konu bu kadar hassasken! "Komşunun önerdiği şu antibiyotik bana iyi gelir" mantığıyla hareket etmek, yapacağınız en büyük hatalardan biri olur. Yanlış ilaç kullanımı mikropları sadece daha güçlü yapar, onları öldürmez. Yapacağınız en mantıklı hareket, hemen bir üroloji uzmanının kapısını çalmak ve idrar tahlili yaptırmak olmalı. İşin kolayına kaçıp geçici çözümlerle vakit kaybetmek, ileride çok daha büyük operasyonlara zemin hazırlar...