Ceren Kalaycı
Kayıtlı Kullanıcı
Diş hekimi koltuğuna oturup da o malum soruyla baş başa kalmak, insanın bütün sinir sistemini aniden altüst etmeye yeter de artar bile. Yıllardır ihmal edilen o çürükler, bir gün gelir kapıyı çalar ve "Artık bir karar vermeliyiz" der. Hareketli protez mi, yoksa o imrenerek baktığımız sabit protez mi? Vallahi billahi işin içinden çıkmak deveye hendek atlatmaktan beter.
Ağzınızda sallanan birkaç dişle yaşamanın ne demek olduğunu ancak çeken bilir, başkası sadece dışarıdan gazel okur. "Aman efendim, ne olacak canım, tak çıkar kullanırsın işte" derler; ama o hareketli protezin gece komodinin bardağın içinde öylece durması insana kendini bir tuhaf hissettiriyor abi ya. Dişsizliğin psikolojik ağırlığı zaten omuzlardayken, bir de protezin damakta yaptığı o garip baskı yok mu... Tam lokmayı çiğneyeceksin, hop yerinden oynamaya yelteniyor sanki.
Oysa sabit protez dediğin öyle mi? Adı üstünde, köküne kadar sağlam, yapıştırıldığı yere çivilenmiş gibi duran, adeta kendi gerçek dişinmiş hissiyatı veren bir mucize. İmplant üzerine yapılanlar ya da sağlam dişlerden destek alınan köprüler... Adamlar resmen sanatkarlık konuşturuyorlar. Sabit dişin konforunu tatdıktan sonra geriye dönüşü yok zaten, insan adeta yeniden dünyaya gelmiş gibi hissediyor. Gülerken eliyle ağzını kapatma devri kapanıyor, kahkahalar özgürleşiyor.
Tabii her güzel şeyin bir bedeli var, maalesef bu işin parası da sağlığı da epey tuzlu. Çene kemiğin eridiyse, implant için günlerce cerrahi operasyon bekle, kemik tozu eklet... Kolay mı sanıyorsunuz bu işleri? Herkesin bütçesi sabit proteze el vermiyor ki; kimi vatandaş da mecburen damak dediğimiz, o pratik ama bir o kadar da zahmetli hareketli modellere razı geliyor. İhtiyaca göre şekilleniyor hayat işte, ne yaparsın...
Aynaya baktığınızda kendinizi eksik hissetmemek için doğru seçimi yapmak boynunuzun borcu. Diş hekiminizle oturup çene yapınızı, bütçenizi, hatta sabrınızı bile masaya yatırmanız şart. Belki de doktor "Sana ancak hareketli takabiliriz" diyecek, orasını kim bilebilir ki... Önemli olan sabah uyandığınızda ağzınızda yabancı bir cisimle değil, huzurla güne başlayabilmek. Kararı aceleye getirmeyin sakın, sonra pişmanlıklar dağ gibi büyüyor.
Ağzınızda sallanan birkaç dişle yaşamanın ne demek olduğunu ancak çeken bilir, başkası sadece dışarıdan gazel okur. "Aman efendim, ne olacak canım, tak çıkar kullanırsın işte" derler; ama o hareketli protezin gece komodinin bardağın içinde öylece durması insana kendini bir tuhaf hissettiriyor abi ya. Dişsizliğin psikolojik ağırlığı zaten omuzlardayken, bir de protezin damakta yaptığı o garip baskı yok mu... Tam lokmayı çiğneyeceksin, hop yerinden oynamaya yelteniyor sanki.
Oysa sabit protez dediğin öyle mi? Adı üstünde, köküne kadar sağlam, yapıştırıldığı yere çivilenmiş gibi duran, adeta kendi gerçek dişinmiş hissiyatı veren bir mucize. İmplant üzerine yapılanlar ya da sağlam dişlerden destek alınan köprüler... Adamlar resmen sanatkarlık konuşturuyorlar. Sabit dişin konforunu tatdıktan sonra geriye dönüşü yok zaten, insan adeta yeniden dünyaya gelmiş gibi hissediyor. Gülerken eliyle ağzını kapatma devri kapanıyor, kahkahalar özgürleşiyor.
Tabii her güzel şeyin bir bedeli var, maalesef bu işin parası da sağlığı da epey tuzlu. Çene kemiğin eridiyse, implant için günlerce cerrahi operasyon bekle, kemik tozu eklet... Kolay mı sanıyorsunuz bu işleri? Herkesin bütçesi sabit proteze el vermiyor ki; kimi vatandaş da mecburen damak dediğimiz, o pratik ama bir o kadar da zahmetli hareketli modellere razı geliyor. İhtiyaca göre şekilleniyor hayat işte, ne yaparsın...
Aynaya baktığınızda kendinizi eksik hissetmemek için doğru seçimi yapmak boynunuzun borcu. Diş hekiminizle oturup çene yapınızı, bütçenizi, hatta sabrınızı bile masaya yatırmanız şart. Belki de doktor "Sana ancak hareketli takabiliriz" diyecek, orasını kim bilebilir ki... Önemli olan sabah uyandığınızda ağzınızda yabancı bir cisimle değil, huzurla güne başlayabilmek. Kararı aceleye getirmeyin sakın, sonra pişmanlıklar dağ gibi büyüyor.