Ceren Kalaycı
Kayıtlı Kullanıcı
İnsan bedeninin o en mahrem, en saklı alanına dokunmak, oradaki dokuları şöyle biraz toparlamak ya da aynadaki o görünüşü değiştirmek fikri ilk akla düştüğünde, herkesin zihninde tek bir fırtına kopuyor aslında. Görünüş tamam da, peki ya o dokunuşların getirdiği o eşsiz haz ne olacak, o da uçup gidecek mi aradan? Kadınların birbirine fısıldadığı, hatta bazen kendi kendine bile yüksek sesle sormaya çekindiği o büyük korku bu işte; estetik ameliyat masasından kalktıktan sonra o hissi tamamen kaybetmek, sanki o bölge mermer gibi hissizleşecekmiş sanmak... Vallahi billahi her gün bu endişeyle kıvranan yüzlerce kadın çalıyor uzmanların kapısını, oysa işin aslı hiç de kulaktan kulağa yayılan o şehir efsanelerindeki gibi vahim değil. Bilakis, tecrübeli ve anatomyi avucunun içi gibi bilen bir cerrahın elinde yapılan doğru bir müdahale, hissi alıp götürmek şöyle dursun, Bazen tam tersine o bastırılmış, dokuların arasında kaybolmuş hazzı adeta yeniden özgür bırakıyor, üzerindeki o ağır perdeyi kaldırıyor.
Klitoris denilen o mucizevi yapıyı sadece dışarıdan gördüğümüz o minicik tomurcuktan ibaret sanıyoruz çoğunlukla, oysa onun derinlerde, dokuların altına sarmaşık gibi uzanan binlerce sinir ucuyla dolu koca bir harita olduğunu unutuyoruz. İşte tam da bu yüzden labioplasti yani iç dudak küçültme yapılırken o sarkık, kalınlaşmış ve o hassas bölgenin üzerini adeta bir zırh gibi kapatan fazla dokular temizlendiğinde, sinir yapısına hiç dokunulmadan sadece yol açılmış oluyor. Bazen o fazla deri katlantıları o kadar baskı yapıyor, o kadar örtüyor ki hissi, kadın senelerce kendi bedenindeki o yüksek potansiyelden habersiz yaşayıp gidiyor... İşin özü şu ki, doğru teknikle yapılan bir kesi sinirleri teğet geçer, hatta o bölgeyi hava almaya, temasa daha açık hale getirir; yani korkulanın aksine dokunuşlar çok daha net, çok daha derin hissedilmeye başlar.
Peki hiç mi risk yok, her şey güllük gülistanlık mı derseniz... Ha işte orada biraz duralım, durup o neşterin kımın elinde olduğuna bakmak lazım. Hani derler ya her sakallıyı deden sanma diye, anatomiyi tam kavramamış, oradaki o hassas sinir ağının nereden geçip nereye kıvrıldığını ezbere bilmeyen bir elle yapılan acemice müdahaleler elbette o korkulu rüyayı gerçeğe dönüştürebilir. Kızarık, ödemli dokunun iyileşme sürecinde yaşanan o birkaç haftalık geçici uyuşukluğu saymıyorum bile, o zaten vücudun kendini tamir etme telaşından ibaret; ama kalıcı bir his kaybı tamamen yanlış cerrahi tekniklerin, rastgele atılan kesilerin ve ölçüsüz doku çıkarmanın bir cezasıdır adeta. O yüzden bu öyle herhangi bir güzellik salonunda, iki süslü lafa kanıp da gözü kapalı teslim olunacak bir mesele değil; bedeninizin en değerli haritasını teslim edeceğiniz kişinin tecrübesine sırtınızı yaslamanız şart.
Vajinoplasti gibi daha derin, kas yapısını ilgilendiren sıkılaştırma operasyonlarında ise hikaye biraz daha farklı bir kulvara kayıyor sanki. Zamanla, doğumlarla ya da tamamen yılların getirdiği o doğal esnemeyle gevşeyen kaslar bir araya getirildiğinde, ilişki sırasındaki o temas hissi hem kadın hem de partner için katbekat artıyor doğal olarak. Yani aslında estetik denilip geçilen şey, burada doğrudan fonksiyonel bir iyileşmeye, sürtünmenin ve dolayısıyla hissin kuvvetlenmesine dönüşüyor; his kaybolmuyor, aksine silikleşen o temas adeta yeniden yüksek sesle konuşmaya başlıyor. Tabii burada da aşırıya kaçmamak, o dokuları gereğinden fazla sıkıp hayatı dar etmemek gerekiyor... Denge, illa ki o altın denge korunmalı.
Zihnin bedene oynadığı o tuhaf oyunları da görmezden gelemeyiz abi ya, insan kafasında bir kere 'acaba hissizleşecek miyim' şüphesini büyüttü mü, ameliyat mükemmel geçse bile o beyin hazzı engelliyor bir şekilde. Kadın kendini aynada daha güzel, daha özgüvenli, o sarkan ya da simetrisi bozuk dokuların yarattığı Utanç duygusundan arınmış hissettiğinde, yatakta da o kadar özgürleşiyor, o kadar kendini akışa bırakabiliyor aslında. Ruhun üzerindeki o ağır yük kalkınca, beden de otomatik olarak temasa daha açık, hazzı kabul etmeye daha hazır hale geliyor; yani işin psikolojik boyutu bazen fiziksel boyutundan çok daha güçlü bir his patlaması yaratıyor. Kendini beğenen kadın hazza da daha kolay ulaşıyor, bu kadar basit.
Toparlamak gerekirse, uzaktan bakıldığında insana ürpertici gelen o 'hissiyatım bitecek' korkusu, doğru ellerde tamamen temelsız bir kaygıdan öteye geçmiyor. Eğer kararınızı verdiyseniz, sizi anlayan, anatomiyi bir sanatçı gibi işleyen doğru uzmanı bulduysanız arkanıza yaslanın ve bedeninizin yenilenme hakkına saygı duyun. Unutmayın ki estetik ameliyatlar doğru yapıldığında eksiltmez, aksine hayatınızdan çalan o özgüvensizliği alıp götürürken geriye sadece daha derin ve engelsiz bir his bırakır... Kendinize ve bedeninize bu şansı tanırken sadece acele etmeyin, doğru adrese teslim olun yeter.
Klitoris denilen o mucizevi yapıyı sadece dışarıdan gördüğümüz o minicik tomurcuktan ibaret sanıyoruz çoğunlukla, oysa onun derinlerde, dokuların altına sarmaşık gibi uzanan binlerce sinir ucuyla dolu koca bir harita olduğunu unutuyoruz. İşte tam da bu yüzden labioplasti yani iç dudak küçültme yapılırken o sarkık, kalınlaşmış ve o hassas bölgenin üzerini adeta bir zırh gibi kapatan fazla dokular temizlendiğinde, sinir yapısına hiç dokunulmadan sadece yol açılmış oluyor. Bazen o fazla deri katlantıları o kadar baskı yapıyor, o kadar örtüyor ki hissi, kadın senelerce kendi bedenindeki o yüksek potansiyelden habersiz yaşayıp gidiyor... İşin özü şu ki, doğru teknikle yapılan bir kesi sinirleri teğet geçer, hatta o bölgeyi hava almaya, temasa daha açık hale getirir; yani korkulanın aksine dokunuşlar çok daha net, çok daha derin hissedilmeye başlar.
Peki hiç mi risk yok, her şey güllük gülistanlık mı derseniz... Ha işte orada biraz duralım, durup o neşterin kımın elinde olduğuna bakmak lazım. Hani derler ya her sakallıyı deden sanma diye, anatomiyi tam kavramamış, oradaki o hassas sinir ağının nereden geçip nereye kıvrıldığını ezbere bilmeyen bir elle yapılan acemice müdahaleler elbette o korkulu rüyayı gerçeğe dönüştürebilir. Kızarık, ödemli dokunun iyileşme sürecinde yaşanan o birkaç haftalık geçici uyuşukluğu saymıyorum bile, o zaten vücudun kendini tamir etme telaşından ibaret; ama kalıcı bir his kaybı tamamen yanlış cerrahi tekniklerin, rastgele atılan kesilerin ve ölçüsüz doku çıkarmanın bir cezasıdır adeta. O yüzden bu öyle herhangi bir güzellik salonunda, iki süslü lafa kanıp da gözü kapalı teslim olunacak bir mesele değil; bedeninizin en değerli haritasını teslim edeceğiniz kişinin tecrübesine sırtınızı yaslamanız şart.
Vajinoplasti gibi daha derin, kas yapısını ilgilendiren sıkılaştırma operasyonlarında ise hikaye biraz daha farklı bir kulvara kayıyor sanki. Zamanla, doğumlarla ya da tamamen yılların getirdiği o doğal esnemeyle gevşeyen kaslar bir araya getirildiğinde, ilişki sırasındaki o temas hissi hem kadın hem de partner için katbekat artıyor doğal olarak. Yani aslında estetik denilip geçilen şey, burada doğrudan fonksiyonel bir iyileşmeye, sürtünmenin ve dolayısıyla hissin kuvvetlenmesine dönüşüyor; his kaybolmuyor, aksine silikleşen o temas adeta yeniden yüksek sesle konuşmaya başlıyor. Tabii burada da aşırıya kaçmamak, o dokuları gereğinden fazla sıkıp hayatı dar etmemek gerekiyor... Denge, illa ki o altın denge korunmalı.
Zihnin bedene oynadığı o tuhaf oyunları da görmezden gelemeyiz abi ya, insan kafasında bir kere 'acaba hissizleşecek miyim' şüphesini büyüttü mü, ameliyat mükemmel geçse bile o beyin hazzı engelliyor bir şekilde. Kadın kendini aynada daha güzel, daha özgüvenli, o sarkan ya da simetrisi bozuk dokuların yarattığı Utanç duygusundan arınmış hissettiğinde, yatakta da o kadar özgürleşiyor, o kadar kendini akışa bırakabiliyor aslında. Ruhun üzerindeki o ağır yük kalkınca, beden de otomatik olarak temasa daha açık, hazzı kabul etmeye daha hazır hale geliyor; yani işin psikolojik boyutu bazen fiziksel boyutundan çok daha güçlü bir his patlaması yaratıyor. Kendini beğenen kadın hazza da daha kolay ulaşıyor, bu kadar basit.
Toparlamak gerekirse, uzaktan bakıldığında insana ürpertici gelen o 'hissiyatım bitecek' korkusu, doğru ellerde tamamen temelsız bir kaygıdan öteye geçmiyor. Eğer kararınızı verdiyseniz, sizi anlayan, anatomiyi bir sanatçı gibi işleyen doğru uzmanı bulduysanız arkanıza yaslanın ve bedeninizin yenilenme hakkına saygı duyun. Unutmayın ki estetik ameliyatlar doğru yapıldığında eksiltmez, aksine hayatınızdan çalan o özgüvensizliği alıp götürürken geriye sadece daha derin ve engelsiz bir his bırakır... Kendinize ve bedeninize bu şansı tanırken sadece acele etmeyin, doğru adrese teslim olun yeter.