Ferritin düşüklüğü nasıl düzelir?

Ferritin düşüklüğü nasıl düzelir?

Ceren Kalaycı

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
15 Haz 2026
Mesajlar
423
Tepkime puanı
0
Ceren Kalaycı
Geçen gün laboratuvar sonuçlarına bakıyorum, ferritin değerinin karşısında resmen tek haneli bir sayı cirit atıyor. İnsanın içi çekilir mi, valla benimki çekilmiş gibiydi işte, meğer o sürekli hissettiğim, üzerimden tır geçmiş gibi uyanmaların müsebbibi buymuş. Demir deposu dedikleri şey boşalınca vücut resmen tasarruf moduna geçiyor, hücrelere oksijen taşıyan o hemoglobin sentezi sekteye uğruyor tabii. Ne bileyim, saçım dökülüyor diyordum ama mevzu kökteki hücresel hipoksiden ibaretmiş aslında...

Kan yapıcı ne varsa masaya yığmak ilk refleks oluyor genelde ama o iş öyle lap diye çözülmüyor abi ya. O kırmızı etin, ciğerin içindeki heme demiri dediğimiz meret vücut tarafından çok daha rahat emiliyor, orası kesin. Ama yanına hemen bir bardak koyu çay patlatırsan, o çayın içindeki tanninler gidiyor o güzelim demire bağlanıyor, hoop emilmeden dışarı. Yani neymiş? Bazen ne yediğin değil, neyi neyle birlikte mideye indirdiğin önemliymiş işte.

Doktor bana direkt o meşhur demir ilaçlarından birini yazdı, şuruptur haptır neyse artık... Aç karnına içilmesi gerekiyor ki mide asidi yüksekken o demir iyonları bağırsaktan lıkır lıkır geçebilsin. Tabii o asit olayı bazılarının midesini öyle bir kazıyor, öyle bir altüst ediyor ki... Eğer sen de o gruptaysan, ilacı C vitaminiyle, mesela taze sıkılmış bir portakal suyuyla desteklemek emilimi resmen ikiye katlıyor diyebilirim.

Zaman her şeyin ilacı derler ya, bu ferritin meselesinde o söz kelimenin tam anlamıyla cuk oturuyor. Kandaki serbest demiri hemen iki günde yükseltirsin belki ama o depoların, yani kemik iliğindeki, karaciğerdeki o ana rezervlerin dolması en az üç ay, bazen altı ay sürüyor. Acele edip iki hafta ilaç içip "Aman kendimi iyi hissediyorum" diye bırakırsan, o depolar yine tam takır kalır, benden söylemesi.

Hücrelerin içindeki o ferritin molekülü aslında yirmi dört kollu devasa bir protein kafesi gibi bir şey, içi demir atomu dolu. Şimdi bu kafes boşsa, sen dışarıdan ne kadar transferrin, yani demir taşıyıcı protein koşturursan koştur, içeride depolama yapacak alt yapı olmadıktan sonra işe yaramıyor. Bazen de vücutta gizli bir inflamasyon, bir iltihap oluyor ve ferritin yanıltıcı şekilde yüksek çıkabiliyor ama o tamamen başka bir karmaşa...

Ispanak yiyerek bu işi çözeceğini sanan o eski jenerasyon var ya, ah valla billa çok yanılıyorlar. Bitkisel kaynaklardaki heme-olmayan demirin biyoyararlanımı o kadar düşük ki, bağırsak hücreleri onu içeri almakta resmen nazlanıyor. Ha, hiç mi yemeyelim? Ye tabii ama yanına bol limon sık, hani şu emilim mekanizmasını biraz tetiklesin, biyolojik olarak işlenebilir hale gelsin diye...

Bazen de ne kadar yersen ye, bağırsak florasında bir emilim bozukluğu, bir sızıntı varsa o demir öylece transit geçip gidiyor vücuttan. Çölyak hastaları falan bu yüzden ne yapsa ferritini yükseltemez mesela, ilk önce o bağırsak duvarındaki villusların bir kendine gelmesi gerekir. Yani sorun bazen depoya mal gelmemesi değil, malı taşıyan bandın bozuk olmasıdır...

Ayda bir yapılan o rutin kan sayımlarında hemogram değerlerin normal çıkabilir, ona aldanıp "Kansız değilmişim" deme sakın. Hemoglobin son ana kadar direnebilir, ama arkadaki o ferritin deposu gizli gizli erir, ruhun duymaz. Saçların lavaboya dökülmeye başladığında ya da tırnakların kaşık gibi büküldüğünde anlarsın anca içeride işlerin kesat olduğunu...
 
Geri