Sibel Hoca
Kayıtlı Kullanıcı
Kaputu açtığınızda oradaki onlarca parça arasında belki de en sinsisi o kauçuk şerit. Triger kayışı, motorun kalbindeki o kusursuz senkronizasyonu sağlayan gizli kahraman ama eskidikçe öyle "ben kopuyorum" diye bağırmaz. Çoğu sürücü yolda kalana kadar onun varlığını bile unutur. Oysa o incecik lastik parça, supaplar ile pistonların birbirine çarpıp motoru hurdaya çevirmesini engelleyen yegane şey.
Sabah aracı ilk çalıştırdığınızda motor kompartımanından gelen o tuhaf ritmik tıkırtıyı duydunuz mu? Hani böyle metalin metale sürtünmesi gibi değil de, sanki bir şey bir yere sürekli sürtüyormuş, çarpıyormuş gibi bir ses... İşte bu, kayışın gevşediğine ya da üzerindeki dişlerin aşınmaya başladığına dair ilk ciddi kopya olabilir. Eğer devir yükseldikçe bu ses hızlanıyor, yavaşladıkça kayboluyorsa vakit daralıyor demektir. Kulak kabartmakta, radyoyu biraz kısıp motorun sesini dinlemekte fayda var.
Bazen de araba durduk yere saçmalamaya başlar, çekişten düşer, gaz yemez. Pistonlar ve supaplar arasındaki o milimetrik zamanlama kayışın esnemesi yüzünden bozulmuştur çünkü. Egzozdan çıkan o kapkara duman da cabası... Yakıt tam yanmadığı için motor çiğ gaz atar, araba adeta nefes alamaz hale gelir. Performansın durduk yere düşmesi, motorun sarsıntılı çalışması sadece basit bir buji arızası olmayabilir yani.
Görsel kontrol hayat kurtarır, bunu asla aklınızdan çıkarmayın. Şöyle bir hafta sonu kaputu kaldırıp koruma kapağının aralığından kayışa bir göz atmak topu topu iki dakikanızı alır. Üzerinde kılcal çatlaklar oluşmuş mu, kenarları saçaklanmış mı, yoksa o simsiyah mat doku yerini parlak, yağlı bir görüntüye mi bırakmış? Eğer bu saydıklarımdan biri bile varsa, o kayış ömrünü tamamlamış demektir. Hele o tehlikeli çatlaklar...
Yolda giderken motorun aniden, hiç kayda değer bir gürültü koparmadan çat diye stop etmesi tam bir kabustur. Marşa basarsınız, motor normalden çok daha hafif, adeta boştaymış gibi çok hızlı döner ama bir türlü çalışmaz. Geçmiş olsun, büyük ihtimalle kayış koptu ve pistonlar supaplara çoktan hasar verdi. İşte bu yüzden üreticinin belirlediği o kilometre sınırını, o kritik değişim zamanını asla es geçmemek gerekiyor. Kumar oynamaya değmeyecek kadar pahalı bir parça bu motor bloğu.
Sabah aracı ilk çalıştırdığınızda motor kompartımanından gelen o tuhaf ritmik tıkırtıyı duydunuz mu? Hani böyle metalin metale sürtünmesi gibi değil de, sanki bir şey bir yere sürekli sürtüyormuş, çarpıyormuş gibi bir ses... İşte bu, kayışın gevşediğine ya da üzerindeki dişlerin aşınmaya başladığına dair ilk ciddi kopya olabilir. Eğer devir yükseldikçe bu ses hızlanıyor, yavaşladıkça kayboluyorsa vakit daralıyor demektir. Kulak kabartmakta, radyoyu biraz kısıp motorun sesini dinlemekte fayda var.
Bazen de araba durduk yere saçmalamaya başlar, çekişten düşer, gaz yemez. Pistonlar ve supaplar arasındaki o milimetrik zamanlama kayışın esnemesi yüzünden bozulmuştur çünkü. Egzozdan çıkan o kapkara duman da cabası... Yakıt tam yanmadığı için motor çiğ gaz atar, araba adeta nefes alamaz hale gelir. Performansın durduk yere düşmesi, motorun sarsıntılı çalışması sadece basit bir buji arızası olmayabilir yani.
Görsel kontrol hayat kurtarır, bunu asla aklınızdan çıkarmayın. Şöyle bir hafta sonu kaputu kaldırıp koruma kapağının aralığından kayışa bir göz atmak topu topu iki dakikanızı alır. Üzerinde kılcal çatlaklar oluşmuş mu, kenarları saçaklanmış mı, yoksa o simsiyah mat doku yerini parlak, yağlı bir görüntüye mi bırakmış? Eğer bu saydıklarımdan biri bile varsa, o kayış ömrünü tamamlamış demektir. Hele o tehlikeli çatlaklar...
Yolda giderken motorun aniden, hiç kayda değer bir gürültü koparmadan çat diye stop etmesi tam bir kabustur. Marşa basarsınız, motor normalden çok daha hafif, adeta boştaymış gibi çok hızlı döner ama bir türlü çalışmaz. Geçmiş olsun, büyük ihtimalle kayış koptu ve pistonlar supaplara çoktan hasar verdi. İşte bu yüzden üreticinin belirlediği o kilometre sınırını, o kritik değişim zamanını asla es geçmemek gerekiyor. Kumar oynamaya değmeyecek kadar pahalı bir parça bu motor bloğu.