Ceren Kalaycı
Kayıtlı Kullanıcı
Gaza basıyorsun, devir yükseliyor ama o beklediğin ivmelenme bir türlü gelmiyor değil mi? Motor kaputunun altından gelen o tuhaf ıslık sesini duyduğun an zaten keyfin kaçıyor. Kia modellerinde sıkça karşılaşılan bu turbo basınç kaybı, genellikle seni yolda bırakmaz ama sürüş zevkinin canına okur. Sorunun kaynağı bazen çok basittir, bazen de cüzdanını hafifletecek cinsten...
Turbonun basınç üretmesi yetmez, o basıncı doğru yönetmesi gerekir. Egzoz gazının tahliyesini ayarlayan wastegate valfi ya da onu kumanda eden aktüatör mekanik olarak sıkışıp kaldığında sistem çuvallıyor. Bilgisayara bağlarsın, karşına hemen o meşhur "P0234" veya "P0299" arıza kodları çıkıverir. Ustanın "bunun turbosu bitmiş" demesine hemen inanma, önce elektrovanayı kontrol ettir.
Hortumlarda gözle görülmeyen küçücük bir çatlak bile bütün basıncı havaya uçurur. İntercooler bağlantı noktalarını, emme manifolduna giden o kalın boruları hiç inceledin mi? Zamanla sıcaktan ve yüksek basınçtan dolayı bu plastik ve kauçuk aksamlar eskir, gevşer, yırtılır. Kaçak varsa motor nefes alamaz, çekişten düşer ve sen de boşuna gaza yüklenip durursun.
Yağlama bu işin kalbi, bunu asla aklından çıkarma. Kalitesiz yağ kullanırsan veya değişim periyotlarını aksatırsan turbonun mili anında aşınmaya başlar. Yağlama eksikliğinden dolayı mil yatakları zarar gördüğünde, turbo pervanesi gövdeye sürtünür ve o an geri dönüşü olmayan yola girersin. Sonrası malum; duman atan bir egzoz ve çekici üstünde sanayi yolları...
Aracı stop etmeden önce neden biraz beklemiyorsun ki? Uzun yoldan gelmişsin, motoru yüksek devirlerde zorlamışsın ve durur durmaz kontağı kapatıyorsun. İşte o an turbonun içindeki kızgın yağ borularda kalıyor, kuruyor ve kurum bağlıyor. O kurumlar zamanla yağ kanallarını tıkıyor, basınç sorunlarının fitilini kendi elinle ateşliyorsun.
Peki, şimdi ne yapacaksın? İlk iş olarak o çok güvendiğin ustanın yolunu tut ama hemen turbo revizyonuna girişme. Bazen sadece sensör temizliği, bazen de küçük bir hortum değişimi seni binlerce liralık masraftan kurtarır. Arabanı dinle, o sana neye ihtiyacı olduğunu aslında fısıldıyor...
Turbonun basınç üretmesi yetmez, o basıncı doğru yönetmesi gerekir. Egzoz gazının tahliyesini ayarlayan wastegate valfi ya da onu kumanda eden aktüatör mekanik olarak sıkışıp kaldığında sistem çuvallıyor. Bilgisayara bağlarsın, karşına hemen o meşhur "P0234" veya "P0299" arıza kodları çıkıverir. Ustanın "bunun turbosu bitmiş" demesine hemen inanma, önce elektrovanayı kontrol ettir.
Hortumlarda gözle görülmeyen küçücük bir çatlak bile bütün basıncı havaya uçurur. İntercooler bağlantı noktalarını, emme manifolduna giden o kalın boruları hiç inceledin mi? Zamanla sıcaktan ve yüksek basınçtan dolayı bu plastik ve kauçuk aksamlar eskir, gevşer, yırtılır. Kaçak varsa motor nefes alamaz, çekişten düşer ve sen de boşuna gaza yüklenip durursun.
Yağlama bu işin kalbi, bunu asla aklından çıkarma. Kalitesiz yağ kullanırsan veya değişim periyotlarını aksatırsan turbonun mili anında aşınmaya başlar. Yağlama eksikliğinden dolayı mil yatakları zarar gördüğünde, turbo pervanesi gövdeye sürtünür ve o an geri dönüşü olmayan yola girersin. Sonrası malum; duman atan bir egzoz ve çekici üstünde sanayi yolları...
Aracı stop etmeden önce neden biraz beklemiyorsun ki? Uzun yoldan gelmişsin, motoru yüksek devirlerde zorlamışsın ve durur durmaz kontağı kapatıyorsun. İşte o an turbonun içindeki kızgın yağ borularda kalıyor, kuruyor ve kurum bağlıyor. O kurumlar zamanla yağ kanallarını tıkıyor, basınç sorunlarının fitilini kendi elinle ateşliyorsun.
Peki, şimdi ne yapacaksın? İlk iş olarak o çok güvendiğin ustanın yolunu tut ama hemen turbo revizyonuna girişme. Bazen sadece sensör temizliği, bazen de küçük bir hortum değişimi seni binlerce liralık masraftan kurtarır. Arabanı dinle, o sana neye ihtiyacı olduğunu aslında fısıldıyor...