Sibel Hoca
Kayıtlı Kullanıcı
Cinsellik dediğin şey, aslında hayatın en doğal, en keyifli ritimlerinden biri olmalı değil mi? Ama bazen işler yolunda gitmez, o çok özel an birdenbire bir kabusa, can yakıcı bir tecrübeye dönüşüverir. Yalnız değilsin, vallahi bak, tahmin ettiğinden çok daha fazla insan bu dertten muzdarip.
Bedenimiz bazen öyle tuhaf sinyaller verir ki, çözene kadar akla karayı seçersin. Cinsel ilişki sırasında yaşanan o keskin ya da sızılı ağrı, aslında vücudunun "Hey, burada yolunda gitmeyen bir şeyler var!" deme şeklidir. Bir nevi kırmızı alarm...
Kuruluk meselesi var mesela, en sık rastlanan ama konuşulmaktan en çok çekinilen mevzu. Yeterince ıslanma gerçekleşmediğinde o sürtünme hissi resmen işkenceye dönüşebilir; kayganlaştırıcı kullanmaktan çekinmeyin abi, dünyanın sonu değil ya.
Bazen de işin içinde enfeksiyonlar parmağını oynatır. Mantar olur, idrar yolu enfeksiyonu olur, bakteriyel bir durum olur... Beden orada bir savaş verirken senin yukarıda keyif çatmana izin verir mi hiç?
Psikolojiyi hafife alıyoruz, en büyük hatayı da orada yapıyoruz zaten. Kafan doluyken, stres tavan yapmışken ya da geçmişten gelen bir korku bilinçaltını kemirirken bedenin kendini kapatması kadar doğal bir şey olamaz. Vücut resmen kasılıp kalıyor işte.
Vajinismus denen o meşhur canavar da tam olarak burada devreye giriyor. Kadın istiyor, beyni onaylıyor ama pelvis kasları "Hayır, geçemezsin!" diye barikat kuruyor resmen. İstemsiz bir refleks, elinde olan bir şey değil ki insanın.
Derindeki o batma hissi var ya, hani sanki içeride bir duvara çarpıyormuş gibi olan acı... İşte o durum genellikle enfeksiyonlardan ziyade anatomik ya da kronik sorunlara işaret eder. Çikolata kisti olabilir, miyom olabilir, hatta bağırsak problemleri bile oraya vurabilir.
Pozisyon meselesini de yabana atmamak lazım şimdi. Her beden her açıya uyum sağlayacak diye bir kaide yok, zorlamanın alemi ne? Bazen sadece açıyı değiştirmek, o ağrıyı bıçak gibi kesebilir.
Menopoz dönemi de hormonal dengeleri altüst ettiği için östrojen azalır, dokular incelir ve hassasiyet tavan yapar. Yaşla gelen bu değişimi kabul edip ona göre önlemler almak şart, yoksa cinsel hayat erken emekliye ayrılır.
Geçer diye beklemek en büyük zaman kaybı, inan bana. Kendi kendine teşhis koymaya çalışıp internette saatlerce felaket senaryoları okumak yerine bir uzmana görünmek en temizi. Ayıp değil, günah değil; sağlık bu.
Eşinle konuşmayı denedin mi hiç bu konuyu açık açık? "Canım yanıyor" diyebilmek, o anı durdurup partnerine durumu anlatmak aradaki bağı zedelemek yerine tam tersine güçlendirir. İletişimsizlik acıyı ikiye katlar.
Geçici bir durum olduğunu bilmek bile insanı rahatlatıyor aslında. Çözümsüz dert yok bu devirde, yeter ki sorunun üzerine gitmekten, yardım istemekten korkma. Hayatı kendine zemetmeye değmez...
Bedenimiz bazen öyle tuhaf sinyaller verir ki, çözene kadar akla karayı seçersin. Cinsel ilişki sırasında yaşanan o keskin ya da sızılı ağrı, aslında vücudunun "Hey, burada yolunda gitmeyen bir şeyler var!" deme şeklidir. Bir nevi kırmızı alarm...
Kuruluk meselesi var mesela, en sık rastlanan ama konuşulmaktan en çok çekinilen mevzu. Yeterince ıslanma gerçekleşmediğinde o sürtünme hissi resmen işkenceye dönüşebilir; kayganlaştırıcı kullanmaktan çekinmeyin abi, dünyanın sonu değil ya.
Bazen de işin içinde enfeksiyonlar parmağını oynatır. Mantar olur, idrar yolu enfeksiyonu olur, bakteriyel bir durum olur... Beden orada bir savaş verirken senin yukarıda keyif çatmana izin verir mi hiç?
Psikolojiyi hafife alıyoruz, en büyük hatayı da orada yapıyoruz zaten. Kafan doluyken, stres tavan yapmışken ya da geçmişten gelen bir korku bilinçaltını kemirirken bedenin kendini kapatması kadar doğal bir şey olamaz. Vücut resmen kasılıp kalıyor işte.
Vajinismus denen o meşhur canavar da tam olarak burada devreye giriyor. Kadın istiyor, beyni onaylıyor ama pelvis kasları "Hayır, geçemezsin!" diye barikat kuruyor resmen. İstemsiz bir refleks, elinde olan bir şey değil ki insanın.
Derindeki o batma hissi var ya, hani sanki içeride bir duvara çarpıyormuş gibi olan acı... İşte o durum genellikle enfeksiyonlardan ziyade anatomik ya da kronik sorunlara işaret eder. Çikolata kisti olabilir, miyom olabilir, hatta bağırsak problemleri bile oraya vurabilir.
Pozisyon meselesini de yabana atmamak lazım şimdi. Her beden her açıya uyum sağlayacak diye bir kaide yok, zorlamanın alemi ne? Bazen sadece açıyı değiştirmek, o ağrıyı bıçak gibi kesebilir.
Menopoz dönemi de hormonal dengeleri altüst ettiği için östrojen azalır, dokular incelir ve hassasiyet tavan yapar. Yaşla gelen bu değişimi kabul edip ona göre önlemler almak şart, yoksa cinsel hayat erken emekliye ayrılır.
Geçer diye beklemek en büyük zaman kaybı, inan bana. Kendi kendine teşhis koymaya çalışıp internette saatlerce felaket senaryoları okumak yerine bir uzmana görünmek en temizi. Ayıp değil, günah değil; sağlık bu.
Eşinle konuşmayı denedin mi hiç bu konuyu açık açık? "Canım yanıyor" diyebilmek, o anı durdurup partnerine durumu anlatmak aradaki bağı zedelemek yerine tam tersine güçlendirir. İletişimsizlik acıyı ikiye katlar.
Geçici bir durum olduğunu bilmek bile insanı rahatlatıyor aslında. Çözümsüz dert yok bu devirde, yeter ki sorunun üzerine gitmekten, yardım istemekten korkma. Hayatı kendine zemetmeye değmez...