Ceren Kalaycı
Kayıtlı Kullanıcı
Geçen gün bizim eski şefle kahve içiyoruz, gözlüğü masaya bırakırken "Yahu" dedi, "gazetede kırk yıl her habere büyüteçle baktık, şimdi çayı doldururken bardağı tutturamıyorum." İnsan yaşlanınca ya da gözü erkenden pes edince o her şeyi puslu görme hissi canını sıkıyor tabii. Neyse ki teknoloji acayip bir yere geldi, hastaneye girip çıkman bir oluyor neredeyse. Akıllı lens dedikleri o küçük mucizeyi gözün içine yerleştirmek topu topu on beş, bilemedin yirmi dakika sürüyor abi... İnanması güç ama öyle.
Hani bazen bir işe girişirsin de hazırlığı, sonrasındaki temizliği asıl işten uzun sürer ya, tam olarak o hesap işte. Doktorun steril önlüğünü giymesi, gözü özel bir damlayla uyuşturması, o koltuğa yerleşmen falan derken geçen süre, ameliyatın kendi süresini ikiye katlıyor vallahi billahi. Gerçek cerrahi müdahale o kadar tıkır tıkır işliyor ki, sen daha "Başladık mı hocam?" demeye kalmadan iş bitiyor. Zaten narkoz falan yok, sadece damla... Acı sızı var mı dersen, yani yok denecek kadar az, sadece hafif bir dokunma hissi.
Bizim bir komşu vardı, ameliyathanenin kapısında beklerken koridorda dokuz doğurmuştu, adam içeri girdi, on beş dakika sonra yürüyerek çıktı, şaka gibi! İki gözü aynı anda yapmıyorlar yalnız, orası mühim; önce biri bitiyor, birkaç gün sonra diğeri. Neden derseniz, hem enfeksiyon riskini sıfırlamak hem de ilk gözün adaptasyon sürecini bir görmek istiyor hekimler haliyle. Yani aslında toplamda harcadığın safi zamanı toplasan, alt alta koysan bir saat bile etmez...
Yıllar önce bir katarakt haberi yapmıştık, o zamanlar hastanede günlerce yatılırdı, dikişler falan havada uçuşurdu. Şimdi o minicik merceği gözün içine katlayıp yerleştiriyorlar, içeride kendi kendine açılıyor keratife. Dikiş yok, bandaj yok, ertesi gün kalkıp televizyondaki altyazıları okumaya başlıyorsun. Tabii ilk günler biraz ışıklar saçılabilir, etraf hafif flulaşabilir ama o kadar kusur kadı kızında da olur...
Kendine bir iyilik yapıp bu süreci gözünde hiç büyütme bence, çünkü gerçekten bir diş dolgusundan daha kısa sürüyor operasyonun kendisi. Kliniğe adım atmanla elinde reçeteyle kapıdan çıkman arasında taş çatlasın iki saatlik bir mevzu var. Ha, sonrasında damlalarını saatine sadık kalarak damlatacaksın, gözünü öyle paldır küldür ovuşturmayacaksın, orası ayrı. Gerisi zaten vücudun o yeni dünyaya alışma hızına kalmış...
Hani bazen bir işe girişirsin de hazırlığı, sonrasındaki temizliği asıl işten uzun sürer ya, tam olarak o hesap işte. Doktorun steril önlüğünü giymesi, gözü özel bir damlayla uyuşturması, o koltuğa yerleşmen falan derken geçen süre, ameliyatın kendi süresini ikiye katlıyor vallahi billahi. Gerçek cerrahi müdahale o kadar tıkır tıkır işliyor ki, sen daha "Başladık mı hocam?" demeye kalmadan iş bitiyor. Zaten narkoz falan yok, sadece damla... Acı sızı var mı dersen, yani yok denecek kadar az, sadece hafif bir dokunma hissi.
Bizim bir komşu vardı, ameliyathanenin kapısında beklerken koridorda dokuz doğurmuştu, adam içeri girdi, on beş dakika sonra yürüyerek çıktı, şaka gibi! İki gözü aynı anda yapmıyorlar yalnız, orası mühim; önce biri bitiyor, birkaç gün sonra diğeri. Neden derseniz, hem enfeksiyon riskini sıfırlamak hem de ilk gözün adaptasyon sürecini bir görmek istiyor hekimler haliyle. Yani aslında toplamda harcadığın safi zamanı toplasan, alt alta koysan bir saat bile etmez...
Yıllar önce bir katarakt haberi yapmıştık, o zamanlar hastanede günlerce yatılırdı, dikişler falan havada uçuşurdu. Şimdi o minicik merceği gözün içine katlayıp yerleştiriyorlar, içeride kendi kendine açılıyor keratife. Dikiş yok, bandaj yok, ertesi gün kalkıp televizyondaki altyazıları okumaya başlıyorsun. Tabii ilk günler biraz ışıklar saçılabilir, etraf hafif flulaşabilir ama o kadar kusur kadı kızında da olur...
Kendine bir iyilik yapıp bu süreci gözünde hiç büyütme bence, çünkü gerçekten bir diş dolgusundan daha kısa sürüyor operasyonun kendisi. Kliniğe adım atmanla elinde reçeteyle kapıdan çıkman arasında taş çatlasın iki saatlik bir mevzu var. Ha, sonrasında damlalarını saatine sadık kalarak damlatacaksın, gözünü öyle paldır küldür ovuşturmayacaksın, orası ayrı. Gerisi zaten vücudun o yeni dünyaya alışma hızına kalmış...