Cengiz Demir
Kayıtlı Kullanıcı
Zirkonyum kaplamanın ömrü ne kadardır sorusu, aslında hekimin koltuğuna oturduğunuz an kafayı kurcalamaya başlayan o meşhur sorulardan biri. Genelde on ila on beş yıl arası bir süre telaffuz edilir kliniklerde. Ama bu işin bir garantisi, ne bileyim kesin bir son kullanma tarihi falan yok tabii ki. Bakarsınız yirmi yıl tık demez, bakarsınız yedi yılda elinizde kalır... Her şey tamamen o beyaz kabukların altındaki kendi dişinizin sağlığına ve en çok da sizin ona nasıl baktığınıza bağlı aslında.
Diş hekiminin el emeği göz nuru işçiliği bu noktada inanılmaz bir rol oynuyor diyebiliriz. Eğer kaplama, diş etiyle tam bir milimetrik uyumla birleşmediyse, araya sızan mikroskobik yemek artıkları yüzünden içeride gizli bir çürüme başlayabiliyor. Hani dışarıdan bakınca pırıl pırıl, bembeyaz duruyor ama gel gelelim içeride işler hiç de öyle değil... Vallahi billahi, bazen en pahalı malzemeyi bile kullansanız, kötü bir yapıştırma tekniği yüzünden birkaç yıla kalmadan o güzelim kaplamanın altından kokular gelmeye başlayabiliyor. O yüzden malzeme kadar, o koltuğa kimin için oturduğunuz da önemli.
Gece dişlerini gıcırdatanlar, stresten çenesini sıkanlar buraya bir baksın lütfen. Zirkonyum dediğimiz materyal aslında metal kadar sert, kırılması neredeyse imkansız bir element, evet. Fakat siz uyurken o dişleri birbirine öyle bir sürtüyorsunuz ki, üstündeki o estetik porselen tabaka çatlayabiliyor zamanla. Hatta bazen çatlamakla kalmıyor, resmen un ufak olup dökülüyor. Eğer böyle bir probleminiz varsa, doktorun verdiği o şeffaf gece plaklarını sakın ola ihmal etmeyin, yoksa verdiğiniz paraya da yazık olur, çekilen çileye de.
Günde iki kez diş fırçalamak yetiyor mu peki? Asla yetmez, bunu hepimiz çok iyi biliyoruz artık. O kaplamaların arasını temizlemek için arayüz fırçası kullanmak, diş ipini hayatın merkezine koymak şart oğlu şart. Çünkü zirkonyum kendisi çürümez ama onun tutunduğu o canlı diş dokusu çürümeye son derece müsaittir. Kendi dişiniz elden gidince, üzerindeki zirkonyum da haliyle boşa çıkıyor. Yani kısacası, ağız hijyeni bu işin tam olarak kalbi, can damarı diyebiliriz.
Sert kabuklu yemişleri dişle kırmaya çalışmak, kapak açmak falan... Abi yok artık, gerçekten yapmayın bunu. Zirkonyum ne kadar dayanıklı derseniz deyin, neticede insan yapımı bir malzeme ve biyolojik bir mucize olan ana dişinizin yerini tam olarak tutamaz. Doğal dişinizi bile kırabilecek o sert baskılar, zirkonyumu hayli hayli yerinden oynatır veya çatlatır. Kibar davranmak, çok sert şeyleri ön dişlerle ısırmaktan kaçınmak ömrünü direkt iki katına çıkarır.
Bazen hastalar geliyor, "On yıldır kullanıyorum, hala ilk günkü gibi" diyorlar. İşte o şanslı gruptan olmak tamamen sizin elinizde. Altı ayda bir düzenli olarak o muayene koltuğuna oturup bir röntgen çektirmek, doktorun gözünden kaçabilecek ufak bir sızıntıyı erkenden yakalamak hayat kurtarır. Erken teşhis sadece genel sağlıkta değil, dişin ömrünü uzatmada da bir numara. Bir bakın bakalım, en son ne zaman sadece kontrol için diş hekimine gittiniz?
Diş hekiminin el emeği göz nuru işçiliği bu noktada inanılmaz bir rol oynuyor diyebiliriz. Eğer kaplama, diş etiyle tam bir milimetrik uyumla birleşmediyse, araya sızan mikroskobik yemek artıkları yüzünden içeride gizli bir çürüme başlayabiliyor. Hani dışarıdan bakınca pırıl pırıl, bembeyaz duruyor ama gel gelelim içeride işler hiç de öyle değil... Vallahi billahi, bazen en pahalı malzemeyi bile kullansanız, kötü bir yapıştırma tekniği yüzünden birkaç yıla kalmadan o güzelim kaplamanın altından kokular gelmeye başlayabiliyor. O yüzden malzeme kadar, o koltuğa kimin için oturduğunuz da önemli.
Gece dişlerini gıcırdatanlar, stresten çenesini sıkanlar buraya bir baksın lütfen. Zirkonyum dediğimiz materyal aslında metal kadar sert, kırılması neredeyse imkansız bir element, evet. Fakat siz uyurken o dişleri birbirine öyle bir sürtüyorsunuz ki, üstündeki o estetik porselen tabaka çatlayabiliyor zamanla. Hatta bazen çatlamakla kalmıyor, resmen un ufak olup dökülüyor. Eğer böyle bir probleminiz varsa, doktorun verdiği o şeffaf gece plaklarını sakın ola ihmal etmeyin, yoksa verdiğiniz paraya da yazık olur, çekilen çileye de.
Günde iki kez diş fırçalamak yetiyor mu peki? Asla yetmez, bunu hepimiz çok iyi biliyoruz artık. O kaplamaların arasını temizlemek için arayüz fırçası kullanmak, diş ipini hayatın merkezine koymak şart oğlu şart. Çünkü zirkonyum kendisi çürümez ama onun tutunduğu o canlı diş dokusu çürümeye son derece müsaittir. Kendi dişiniz elden gidince, üzerindeki zirkonyum da haliyle boşa çıkıyor. Yani kısacası, ağız hijyeni bu işin tam olarak kalbi, can damarı diyebiliriz.
Sert kabuklu yemişleri dişle kırmaya çalışmak, kapak açmak falan... Abi yok artık, gerçekten yapmayın bunu. Zirkonyum ne kadar dayanıklı derseniz deyin, neticede insan yapımı bir malzeme ve biyolojik bir mucize olan ana dişinizin yerini tam olarak tutamaz. Doğal dişinizi bile kırabilecek o sert baskılar, zirkonyumu hayli hayli yerinden oynatır veya çatlatır. Kibar davranmak, çok sert şeyleri ön dişlerle ısırmaktan kaçınmak ömrünü direkt iki katına çıkarır.
Bazen hastalar geliyor, "On yıldır kullanıyorum, hala ilk günkü gibi" diyorlar. İşte o şanslı gruptan olmak tamamen sizin elinizde. Altı ayda bir düzenli olarak o muayene koltuğuna oturup bir röntgen çektirmek, doktorun gözünden kaçabilecek ufak bir sızıntıyı erkenden yakalamak hayat kurtarır. Erken teşhis sadece genel sağlıkta değil, dişin ömrünü uzatmada da bir numara. Bir bakın bakalım, en son ne zaman sadece kontrol için diş hekimine gittiniz?