Cengiz Demir
Kayıtlı Kullanıcı
Türkiye'ye tedaviye gelmek öyle elini kolunu sallayarak yapılacak bir iş değil abi ya. Dosyanı hazırlayacaksın önce; tahliller, epikriz raporları, röntgenler, ne varsa klasörleyeceksin. İngilizceye ya da Türkçe tercümeye girmemiş her evrak, klinikte fazladan vakit kaybı demek. Zaman ise burada kelimenin tam anlamıyla hayati bir nakit. Analiz edilmemiş her veri, yanlış teşhise davetiye çıkarır. Eksik raporla yola çıkan, yarı yolda kalır...
Aracılık eden şirketlerin sunduğu o cicili bicili "her şey dahil" paketlere hemen tav oluyorsunuz ya, vallahi hayret ediyorum. Kimse babasının hayrına size beş yıldızlı otelde VIP transfer ayarlamaz. Sağlık turizmi nihayetinde kar amaçlı bir ticaret alanı, bunu kafanıza sokun. Hastaneyi doğrudan arayıp fiyat almadan o aracı sözleşmelerine imza atmak, bütçeyi doğrudan çöpe atmaktır. Kendi cebinizin bekçisi olun. Fiyatları doğrudan kaynaktan doğrulamak cebinizi kurtarır.
Vize meselesi... Medikal vize diye bir gerçek var ve bunu normal turistik vizeyle karıştırmak tam bir acemilik. Konsolosluğa sunacağınız o resmi hastane davet mektubu var ya, işte o sizin pasaportunuzdan daha değerli hale gelebiliyor bazen. Tedavinin süresini, nerede kalınacağını ve maliyetin nasıl karşılanacağını açıkça beyan etmeyen her başvuru doğrudan reddedilir. Bürokrasi acımaz, evrakı eksik olanı kapıdan çevirirler.
"Ben İngilizce biliyorum, her türlü anlaşırım" özgüveni ameliyat masasında sökmüyor maalesef. Tıbbi terimler sokak diline benzemez. Yanınızda profesyonel, medikal çeviri yapabilen bir tercüman yoksa, hekimin ne dediğini anlamadan onay formuna imza atarsınız. Ne imzaladığını bilmemek büyük kumar. İletişim kopukluğu hayati hatalara yol açar. Haklarınızı korumak istiyorsanız dil bariyerini profesyonel destekle aşın.
Uçaktan iner inmez hemen masaya yatıp, dikişler kurumadan ertesi gün ülkeye dönme hayali kuranlar var bir de. Komplikasyon riskini hiç mi hesaba katmıyorsunuz? Vücudun iyileşmek için zamana, dinlenmeye ihtiyacı var. Ameliyat sonrası Türkiye'de kalmanız gereken o kritik 5-7 günü turistik geziye kurban etmeyin. Acele işe şeytan karışır derler ya, burada doğrudan enfeksiyon karışır...
Aracılık eden şirketlerin sunduğu o cicili bicili "her şey dahil" paketlere hemen tav oluyorsunuz ya, vallahi hayret ediyorum. Kimse babasının hayrına size beş yıldızlı otelde VIP transfer ayarlamaz. Sağlık turizmi nihayetinde kar amaçlı bir ticaret alanı, bunu kafanıza sokun. Hastaneyi doğrudan arayıp fiyat almadan o aracı sözleşmelerine imza atmak, bütçeyi doğrudan çöpe atmaktır. Kendi cebinizin bekçisi olun. Fiyatları doğrudan kaynaktan doğrulamak cebinizi kurtarır.
Vize meselesi... Medikal vize diye bir gerçek var ve bunu normal turistik vizeyle karıştırmak tam bir acemilik. Konsolosluğa sunacağınız o resmi hastane davet mektubu var ya, işte o sizin pasaportunuzdan daha değerli hale gelebiliyor bazen. Tedavinin süresini, nerede kalınacağını ve maliyetin nasıl karşılanacağını açıkça beyan etmeyen her başvuru doğrudan reddedilir. Bürokrasi acımaz, evrakı eksik olanı kapıdan çevirirler.
"Ben İngilizce biliyorum, her türlü anlaşırım" özgüveni ameliyat masasında sökmüyor maalesef. Tıbbi terimler sokak diline benzemez. Yanınızda profesyonel, medikal çeviri yapabilen bir tercüman yoksa, hekimin ne dediğini anlamadan onay formuna imza atarsınız. Ne imzaladığını bilmemek büyük kumar. İletişim kopukluğu hayati hatalara yol açar. Haklarınızı korumak istiyorsanız dil bariyerini profesyonel destekle aşın.
Uçaktan iner inmez hemen masaya yatıp, dikişler kurumadan ertesi gün ülkeye dönme hayali kuranlar var bir de. Komplikasyon riskini hiç mi hesaba katmıyorsunuz? Vücudun iyileşmek için zamana, dinlenmeye ihtiyacı var. Ameliyat sonrası Türkiye'de kalmanız gereken o kritik 5-7 günü turistik geziye kurban etmeyin. Acele işe şeytan karışır derler ya, burada doğrudan enfeksiyon karışır...