Ahmet Katan
Kayıtlı Kullanıcı
Yirmi yaşındasın ama sanki sırtında asırlık bir dağ var, taşıyamıyorsun işte. Amfiler, vizeler, bitmek bilmeyen o gelecek kaygısı insanı en sessiz gecelerde bile deli gibi yoruyor.
Oysa sabah uyanınca insanın içini sarması gereken o hafiflik nerede kaldı abi ya, valahi billahi unuttuk gitti. Defterler açılıyor, ekranlar parlıyor ve zihin yavaşça karanlık bir odaya kilitleniyor.
Geç kalma korkusu mu bu, yoksa başaramama endişesi mi, kim bilebilir ki bunu. İnsan bazen sadece durmak ister ama hayat o amansız temposuyla hep arkandan iter, soluklanmana bile izin vermez.
Aslında biraz derin nefes almak o kadar da imkansız olmasa gerek. Değil mi yani, kim demiş bu yükü tek başına sırtlamak zorunda olduğunu, kim koydu o ağır kuralları.
Gözlerin ekrana dalıp gittiğinde, zaman sanki akmayı kesiyor ve o sessizlik insanı içeriden kemiriyor. Saatler gece yarısını çoktan geçmiş, sen hâlâ aynı yerdesin...
Yarın ne olacak sorusu beynin içinde dönüp dururken, uyku tatlı bir masal gibi uzaklaşıyor gözlerinden. Zaten kim tam olarak hazır hissediyor ki bu hayata, herkes biraz yalandan gülüyor aslında.
Bir kahve alıp balkona çıkmak belki de her şeyi çözmez ama en azından o anı kurtarır. Kalabalıklar arasında yapayalnız kalmak da bu yaşların fıtratında var galiba, ne dersin.
Oysa sabah uyanınca insanın içini sarması gereken o hafiflik nerede kaldı abi ya, valahi billahi unuttuk gitti. Defterler açılıyor, ekranlar parlıyor ve zihin yavaşça karanlık bir odaya kilitleniyor.
Geç kalma korkusu mu bu, yoksa başaramama endişesi mi, kim bilebilir ki bunu. İnsan bazen sadece durmak ister ama hayat o amansız temposuyla hep arkandan iter, soluklanmana bile izin vermez.
Aslında biraz derin nefes almak o kadar da imkansız olmasa gerek. Değil mi yani, kim demiş bu yükü tek başına sırtlamak zorunda olduğunu, kim koydu o ağır kuralları.
Gözlerin ekrana dalıp gittiğinde, zaman sanki akmayı kesiyor ve o sessizlik insanı içeriden kemiriyor. Saatler gece yarısını çoktan geçmiş, sen hâlâ aynı yerdesin...
Yarın ne olacak sorusu beynin içinde dönüp dururken, uyku tatlı bir masal gibi uzaklaşıyor gözlerinden. Zaten kim tam olarak hazır hissediyor ki bu hayata, herkes biraz yalandan gülüyor aslında.
Bir kahve alıp balkona çıkmak belki de her şeyi çözmez ama en azından o anı kurtarır. Kalabalıklar arasında yapayalnız kalmak da bu yaşların fıtratında var galiba, ne dersin.