Sibel Hoca
Kayıtlı Kullanıcı
Aynaya bakıp "Şuramı biraz düzelttirsem mi?" dediğiniz o an var ya... İşte her şey o ilk kıvılcımla başlıyor aslında. Ama interneti açıp doktor aramaya başladığınızda kafanızın öyle bir karışacağını biliyorsunuz ki, sanki dipsiz bir kuyuya taş atıyormuşsunuz gibi hissetmeniz çok normal. Vallahi billahi kolay iş değil, bin tane unvan, yüzlerce süslü klinik fotoğrafı arasında kaybolup gitmek işten bile değil.
Doktorun sosyal medyadaki o pırıl pırıl, ultra lüks videolarına hemen kanmasak mı acaba? Yani tabii ki önemli, adam işini gösteriyor neticede ama ameliyathanenin o soğuk ışığı altında sadece takipçi sayısı kurtarmıyor insanı. Bize gerçekten o zor diplomaları almış, Türk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği'ne üye olmuş, tabiri caizse dirsek çürütmüş bir isim lazım.
Gidip muayene koltuğuna oturduğunuzda size bir müşteri gibi mi davranıyorlar, yoksa gerçekten iyiliğinizi isteyen bir sırdaş gibi mi? Eğer doktorunuz sizi dinlerken gözlerinizin içine bakıyor, korkularınızı anlıyor ve en önemlisi "Bak bu istediğin şey senin yüzüne hiç gitmez" diyebiliyorsa... İşte orada durun derim, çünkü dürüstlük bu yoldaki en büyük hazine.
Ameliyat dediğin şey bir nevi güven teslimiyeti, canını emanet ediyorsun sonuçta boru değil. O yüzden içinize sinmeyen, "Ya acaba?" dediğiniz en ufak bir detay bile varsa o kapıdan yavaşça geri çıkın. Doktorun enerjisiyle sizin enerjinizin uyuşması, o frekansı yakalamak her şeyden daha kıymetli sanki.
Daha önce aynı yoldan geçmiş, o ameliyat masasına yatıp kalkmış gerçek insanların hikayelerine kulak kabartmak gerek bazen. Ama böyle reklam kokan, ajans elinden çıkmış yorumları değil de; acısıyla tatlısıyla, süreci tüm çıplaklığıyla anlatan o samimi dost tavsiyelerini arayıp bulmak lazım. Hani derler ya, damdan düşenin halini en iyi damdan düşen anlar...
İlk görüşmede size mucizeler vaat eden, "Seni bambaşka bir insan yapacağım, sıfır risk" diyen birine denk gelirseniz orada bir durup düşünün derim abi. Tıpta risksiz hiçbir şey yoktur, her cerrahi müdahalenin kendine göre bir nazı, tuzu, olası yan etkisi bulunur muhakkak. Gerçek bir profesyonel size pembe rüyalar satmaz, olabilecek her senaryoyu önünüze açık açık koyar.
Doktorun sosyal medyadaki o pırıl pırıl, ultra lüks videolarına hemen kanmasak mı acaba? Yani tabii ki önemli, adam işini gösteriyor neticede ama ameliyathanenin o soğuk ışığı altında sadece takipçi sayısı kurtarmıyor insanı. Bize gerçekten o zor diplomaları almış, Türk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği'ne üye olmuş, tabiri caizse dirsek çürütmüş bir isim lazım.
Gidip muayene koltuğuna oturduğunuzda size bir müşteri gibi mi davranıyorlar, yoksa gerçekten iyiliğinizi isteyen bir sırdaş gibi mi? Eğer doktorunuz sizi dinlerken gözlerinizin içine bakıyor, korkularınızı anlıyor ve en önemlisi "Bak bu istediğin şey senin yüzüne hiç gitmez" diyebiliyorsa... İşte orada durun derim, çünkü dürüstlük bu yoldaki en büyük hazine.
Ameliyat dediğin şey bir nevi güven teslimiyeti, canını emanet ediyorsun sonuçta boru değil. O yüzden içinize sinmeyen, "Ya acaba?" dediğiniz en ufak bir detay bile varsa o kapıdan yavaşça geri çıkın. Doktorun enerjisiyle sizin enerjinizin uyuşması, o frekansı yakalamak her şeyden daha kıymetli sanki.
Daha önce aynı yoldan geçmiş, o ameliyat masasına yatıp kalkmış gerçek insanların hikayelerine kulak kabartmak gerek bazen. Ama böyle reklam kokan, ajans elinden çıkmış yorumları değil de; acısıyla tatlısıyla, süreci tüm çıplaklığıyla anlatan o samimi dost tavsiyelerini arayıp bulmak lazım. Hani derler ya, damdan düşenin halini en iyi damdan düşen anlar...
İlk görüşmede size mucizeler vaat eden, "Seni bambaşka bir insan yapacağım, sıfır risk" diyen birine denk gelirseniz orada bir durup düşünün derim abi. Tıpta risksiz hiçbir şey yoktur, her cerrahi müdahalenin kendine göre bir nazı, tuzu, olası yan etkisi bulunur muhakkak. Gerçek bir profesyonel size pembe rüyalar satmaz, olabilecek her senaryoyu önünüze açık açık koyar.