Kireçlenme (Osteoartrit) nasıl tedavi edilir?

Kireçlenme (Osteoartrit) nasıl tedavi edilir?

Hakan Ulu

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
15 Haz 2026
Mesajlar
427
Tepkime puanı
0
Hakan Ulu
Dizlerinizden o tuhaf çatırtı sesleri gelmeye başladığında ya da sabahları yataktan kalkarken beliniz hafiften "ben buradayım" dediğinde ilk akla gelen şey genellikle yaşlılık oluyor. Hiç öyle kendinizi hemen ihtiyar hissetmeyin vallahi, bu meret artık genç yaşlarda da kapıyı çalıyor. Hani o eklemleri koruyan kıkırdak doku var ya, işte o yavaş yavaş aşınıp incelmeye başladığı zaman kemikler birbirine sürtünüyor ve o malum ağrılar başlıyor... İşin sırrı, o kıkırdağı daha fazla yıpratmadan hayat kalitesini yüksek tutabilmekte.

Sabahları o yataktan kalkarken yaşanan ilk 15-20 dakikalık tutukluk varya abi, insanı gerçekten hayattan soğutur. Tam da bu noktada hemen ilaca sarılmak yerine biraz durup eklemleri nazikçe ısıtmak gerekiyor. Mesela ılık bir duş almak ya da ağrıyan bölgeye hafifçe sıcak bir havlu koymak o kilitlenmiş hissedilen yeri anında yumuşatır. Tabii eklemde sıcaklık, kızarıklık veya belirgin bir şişlik varsa iş değişir; o zaman sıcağı unutun, hemen soğuk kompres yapmanız lazım...

Biliyorum, ağrıyan bir eklemi hareket ettirmek kulağa hiç ama hiç cazip gelmiyor. Ama inanın bana, koltuğa kurulup hareketsiz kaldıkça o eklem daha da sertleşiyor, adeta pas tutuyor. Ağrıyı tetiklemeyecek kadar hafif yürüyüşler yapmak, imkan varsa yüzmek veya sabit bisiklet çevirmek oradaki kan dolaşımını canlandırır. Kaslar güçlendikçe ekleme binen yük azalır, yük azaldıkça da rahat bir nefes alırsınız.

Kilo meselesi... Ah o fazla kilolar yok mu! Yürürken dizlerimize vücut ağırlığımızın yaklaşık üç ila dört katı kadar yük bindiğini biliyor muydunuz? Yani verdiğiniz her bir kilo, dizleriniz üzerinden en az üç-dört kiloluk devasa bir baskıyı söküp alıyor. Şöyle düşünün; sırtınızda ağır bir çuvalla akşama kadar gezmek mi, yoksa o çuvalı yavaşça yere bırakmak mı? İnanın sadece birkaç kilo vermek bile o sızlayan eklemlere bayram ettirir.

Doktorunuzun yazdığı o ağrı kesiciler veya kıkırdak destekleri tek başına mucize yaratmaz, bunu bir kenara yazalım. İlaçlar sadece o anki yangını söndürür, size rahat hareket edebileceğiniz bir alan açar. Ağrı geçti diye hemen gidip ağır yükler taşımak ya da eklemleri zorlamak yapılan en büyük hata... İlaç bir tedavi değil, sadece iyileşme yolculuğunda elinizden tutan geçici bir değnektir.

Güne başlarken veya gün içinde atacağınız minik adımlar, uzun vadede devasa farklar yaratır. Mesela sert sandalyelerde oturmak, uzun süre aynı pozisyonda kalmamak, merdiven inip çıkarken diğer bacaktan destek almak gibi küçük alışkanlıklar... Bazen hayatı biraz yavaşlatmak gerekir ya, işte eklemleriniz de tam olarak sizden bunu istiyor. Kendinize biraz zaman tanıyın, vücudunuzun sesine kulak verin.

Eklemin içine yapılan o hyaluronik asit veya PRP iğneleri falan var ya, hani milletin sürekli birbirine tavsiye ettiği... Onlar her hasta için aynı mucizevi sonucu vermeyebilir. Kimine ilaç gibi gelir, aylar boyunca rahat ettirir; kiminde ise yapıldığıyla kalır, pek bir işe yaramaz. Bu yüzden komşunun ya da akrabanın "bana çok iyi geldi" dediği yönteme körü körüne atlamamak, mutlaka işin uzmanıyla karar vermek lazım.

Son olarak şu ayakkabı konusuna değinmeden geçmek imkansız. Tabanı dümdüz veya sert olan, ya da tam aksine yüksek topuklu ayakkabılar eklemlerin en büyük düşmanıdır. Yürürken zeminden gelen o darbe dalgasını emecek yumuşak, esnek ve tabanı destekli ayakkabılar tercih etmek yükü dengeli dağıtır. Hatta gerekiyorsa kişiye özel tabanlık kullanmak bile... Zeminle aranızdaki ilişkiyi düzeltmeden dizlerinizdeki ağrıyı kesemezsiniz.
 
Geri