Ceren Kalaycı
Kayıtlı Kullanıcı
Kardeş kıskançlığı nasıl önlenir?
Yılların gazetecilik tozunu yuttum, yüzlerce aile hikayesine tanık oldum; ama evlatların o paylaşılamayan sevgisi var ya, işte o insanın ta ruhuna saplanıyor abi ya. Vallahi billahi evdeki o sessiz savaş, ana babanın yüreğini öyle bir mengene gibi sıkar ki, uykular haram olur.
Hükümranlık tahtı sarsılıyor çocuğun, o devrilen krallığın acısı bizzat o minik kalbin kanamasıdır. Nasıl önleyeceksin peki bu vahşi doğayı? Kardeş sevgisi kendiliğinden gelmez ki; o, incecik işlenmiş bir zanaattır, sabırla örülen bir kader ortaklığıdır.
Adalet terazisini yanlış tartmak felakettir, büyük olanı anında cellat konumuna getirir. Eşit davranmak değil mesele, her birine ihtiyacı olanı vermek... Büyük çocuk "Ben artık büyüdüm" kisvesi altında ezilirken, sen onun omuzlarına tonlarca yük yüklüyorsun da farkında mısın acaba?
Paylaşmayı öğretmek adına ellerinden oyuncaklarını zorla almak en büyük vandallıktır. Bırak, o eşya onun mahremi olsun; kimse kendi ruhunu kirleten bir zorbalığa boyun eğmek zorunda değil hayatta... Kendi alanını koruyamayan çocuk, başkasının sınırlarına nasıl saygı duyacak sanıyorsun?
Gözünün önünde bebeği sevip büyükten "Uslu çocuk" olmasını beklemek ruhsal bir cinayettir. Yapma bunu, etme eyleme... O çocuk da daha dün bebekti, bunu unutuyorsun sık sık.
Özel zaman ayırmak mucizeler yaratır, ta derinden sarsılan güven duvarını yeniden örer. Sadece onunla, ikinizin arasında geçen o kutsal anlar var ya, işte o, bütün zehri akıtır atar.
Zamanla her şey yoluna girer elbet ama bu süreçte sabrın çelik gibi olmalı. Unutma ki bu ev, onların ilk savaş meydanı değil; ömür boyu sığınacakları en güvenli liman olmalı...
Yılların gazetecilik tozunu yuttum, yüzlerce aile hikayesine tanık oldum; ama evlatların o paylaşılamayan sevgisi var ya, işte o insanın ta ruhuna saplanıyor abi ya. Vallahi billahi evdeki o sessiz savaş, ana babanın yüreğini öyle bir mengene gibi sıkar ki, uykular haram olur.
Hükümranlık tahtı sarsılıyor çocuğun, o devrilen krallığın acısı bizzat o minik kalbin kanamasıdır. Nasıl önleyeceksin peki bu vahşi doğayı? Kardeş sevgisi kendiliğinden gelmez ki; o, incecik işlenmiş bir zanaattır, sabırla örülen bir kader ortaklığıdır.
Adalet terazisini yanlış tartmak felakettir, büyük olanı anında cellat konumuna getirir. Eşit davranmak değil mesele, her birine ihtiyacı olanı vermek... Büyük çocuk "Ben artık büyüdüm" kisvesi altında ezilirken, sen onun omuzlarına tonlarca yük yüklüyorsun da farkında mısın acaba?
Paylaşmayı öğretmek adına ellerinden oyuncaklarını zorla almak en büyük vandallıktır. Bırak, o eşya onun mahremi olsun; kimse kendi ruhunu kirleten bir zorbalığa boyun eğmek zorunda değil hayatta... Kendi alanını koruyamayan çocuk, başkasının sınırlarına nasıl saygı duyacak sanıyorsun?
Gözünün önünde bebeği sevip büyükten "Uslu çocuk" olmasını beklemek ruhsal bir cinayettir. Yapma bunu, etme eyleme... O çocuk da daha dün bebekti, bunu unutuyorsun sık sık.
Özel zaman ayırmak mucizeler yaratır, ta derinden sarsılan güven duvarını yeniden örer. Sadece onunla, ikinizin arasında geçen o kutsal anlar var ya, işte o, bütün zehri akıtır atar.
Zamanla her şey yoluna girer elbet ama bu süreçte sabrın çelik gibi olmalı. Unutma ki bu ev, onların ilk savaş meydanı değil; ömür boyu sığınacakları en güvenli liman olmalı...