Cengiz Demir
Kayıtlı Kullanıcı
Çocukken o siyah kemik çerçeveli gözlüğü burnunun ucuna konduran mahalle bakkalını hatırlar mısın? Adamcağız her seferinde "Şunu taktıkça gözüm iyice tembelleşti, numaram büyüdü vallahi billahi" diye dert yanardı. Hani neredeyse suçluyu gözlük camı ilan edecekti. Toplum olarak en sevdiğimiz şehir efsanelerinden biridir bu; o şeffaf camların gözümüzü bozduğuna, numarayı tırmandırdığına nedense yürekten inanırız. Oysa mesele hiç de düşündüğümüz gibi gelişmiyor... İşin aslı bambaşka.
Göz dedicated bir mercek sistemi gibidir aslında, kendi yolculuğunu çizer. Yaş ilerler, kornea şekil değiştirir, aks uzar; yani organın kendisi büyür veya form değiştirir. Sen o gözlüğü taksan da büyüyecek, takmasan da... Gözlük dediğin nesne netliği yakalamanı sağlayan bir dış araçtır sadece, gözün biyolojik kaderine müdahale etmez. Etseydi keşke, ama etmiyor işte abi ya! Cam sadece ışığı kırma açısını ayarlar, retina tabakasına görüntünün tam oturmasını sağlar, hepsi bu.
Peki o zaman niye gözlüğü çıkarınca etrafı eskisinden daha çok bulanık görüyoruz? Hah, işte bütün numara burada kopuyor zaten. Gözlük takmadığın zamanlarda beynin o bulanık dünyaya adapte oluyordu, sürekli bir çaba, sürekli bir kasılma hali... Sonra bir gün tam numara bir cam takıyorsun ve beyin diyor ki: "Vay be, dünya meğer ne kadar netmiş!" Ardından gözlüğü çıkardığında, o eski zifiri bulanıklık sana katbekat daha fazla batmaya başlıyor. Tembelleşmek değil bu; netliğin tadını alan zihnin, yetersiz görüntüye tepki vermesi durumu... Şımardı tabii zihin bir kere net görüntüyle.
Bazen de tam tersi bir yanılgıya düşüyoruz işte, yanlış numara gözlük takınca numaranın fırlayacağını sanıyoruz. Belki hafif bir baş ağrısı yapar, gözünü yorar, yatakta sızıp kalmış gibi sersemletir ama... Numaranı kalıcı olarak ilerletmez. Büyüme çağındaki bir çocuğa yetersiz numara verirsen, evet, görme gelişimi sekteye uğrayabilir, o ayrı bir hikaye. Fakat yetişkin bir insanda? Yanlış cam sadece konforunu çalar, biyolojini değiştiremez.
Eğer şu mercekler numarayı artırıyor olsaydı, her gözlük takan birkaç yıla kalmaz körleşirdi herhalde. Mantığa sığmıyor ki... Yapılan araştırmalar, gözlüğün miyop ya da hipermetrop seyrini hızlandırmadığını defalarca kanıtladı. Doğan güneşin engellenemeyeceği gibi, genetik altyapında yazılı olan numara artışı da vakti geldiğinde kapını çalar. Sen sadece o süreci ne kadar berrak göreceğine karar verirsin.
Aynanın karşısına geçip gözlükleri çıkarıp gözleri kısarak bakmak var ya... İşte o göz kısma hareketi tam bir yanılsama tuzağıdır. Gözü kısarak odağı daraltırsın, geçici bir netlik sağlarsın ve "Bak görünce düzeliyor" sanırsın. Alakası yok. Kendine işkence etmeyi bırakıp burnunun üstündeki o camın kıymetini bilmek gerek. Doğru bildiğimiz yanlışları bir kenara bırakıp rahat bir nefes almalı insan... Çünkü gözlük senin düşmanın değil, dünyayı ayırt etmeni sağlayan en sadık dostundur.
Göz dedicated bir mercek sistemi gibidir aslında, kendi yolculuğunu çizer. Yaş ilerler, kornea şekil değiştirir, aks uzar; yani organın kendisi büyür veya form değiştirir. Sen o gözlüğü taksan da büyüyecek, takmasan da... Gözlük dediğin nesne netliği yakalamanı sağlayan bir dış araçtır sadece, gözün biyolojik kaderine müdahale etmez. Etseydi keşke, ama etmiyor işte abi ya! Cam sadece ışığı kırma açısını ayarlar, retina tabakasına görüntünün tam oturmasını sağlar, hepsi bu.
Peki o zaman niye gözlüğü çıkarınca etrafı eskisinden daha çok bulanık görüyoruz? Hah, işte bütün numara burada kopuyor zaten. Gözlük takmadığın zamanlarda beynin o bulanık dünyaya adapte oluyordu, sürekli bir çaba, sürekli bir kasılma hali... Sonra bir gün tam numara bir cam takıyorsun ve beyin diyor ki: "Vay be, dünya meğer ne kadar netmiş!" Ardından gözlüğü çıkardığında, o eski zifiri bulanıklık sana katbekat daha fazla batmaya başlıyor. Tembelleşmek değil bu; netliğin tadını alan zihnin, yetersiz görüntüye tepki vermesi durumu... Şımardı tabii zihin bir kere net görüntüyle.
Bazen de tam tersi bir yanılgıya düşüyoruz işte, yanlış numara gözlük takınca numaranın fırlayacağını sanıyoruz. Belki hafif bir baş ağrısı yapar, gözünü yorar, yatakta sızıp kalmış gibi sersemletir ama... Numaranı kalıcı olarak ilerletmez. Büyüme çağındaki bir çocuğa yetersiz numara verirsen, evet, görme gelişimi sekteye uğrayabilir, o ayrı bir hikaye. Fakat yetişkin bir insanda? Yanlış cam sadece konforunu çalar, biyolojini değiştiremez.
Eğer şu mercekler numarayı artırıyor olsaydı, her gözlük takan birkaç yıla kalmaz körleşirdi herhalde. Mantığa sığmıyor ki... Yapılan araştırmalar, gözlüğün miyop ya da hipermetrop seyrini hızlandırmadığını defalarca kanıtladı. Doğan güneşin engellenemeyeceği gibi, genetik altyapında yazılı olan numara artışı da vakti geldiğinde kapını çalar. Sen sadece o süreci ne kadar berrak göreceğine karar verirsin.
Aynanın karşısına geçip gözlükleri çıkarıp gözleri kısarak bakmak var ya... İşte o göz kısma hareketi tam bir yanılsama tuzağıdır. Gözü kısarak odağı daraltırsın, geçici bir netlik sağlarsın ve "Bak görünce düzeliyor" sanırsın. Alakası yok. Kendine işkence etmeyi bırakıp burnunun üstündeki o camın kıymetini bilmek gerek. Doğru bildiğimiz yanlışları bir kenara bırakıp rahat bir nefes almalı insan... Çünkü gözlük senin düşmanın değil, dünyayı ayırt etmeni sağlayan en sadık dostundur.