Hakan Ulu
Kayıtlı Kullanıcı
Gökyüzüne ya da bembeyaz bir duvara bakarken önünüzden aniden kaçışan o küçük iplikçikler, toz bulutları veya tüy benzeri gölgeler... Gözümüzün içini dolduran, yumurta akı kıvamındaki o devasa jel kütlesi, yani vitreus sıvısı yaş aldıkça yavaş yavaş sulanmaya, o homojen ve pürüzsüz yapısını kaybetmeye başlıyor maalesef. Kolajen liflerinin zamanla birbirinden ayrışıp büzüşmesi ve sıvı içinde serbestçe yüzen küçük kümelere dönüşmesiyle oluşuyor tüm bu tantana aslında. İşin aslı, siz o liflerin kendisini değil, gözün arkasındaki o hassas retina tabakasına düşen gölgelerini görüyorsunuz; ışık kırılıyor, gölge düşüyor ve biz de havada uçuşan sinekleri kovalamaya çalışıyoruz kendi kendimize...
Bazen de insan "Yahu daha dün yoktu, bu meret nereden çıktı şimdi?" diye panikliyor, vallahi çok haklısınız ne diyeyim. Özellikle miyopisi olan dostlarımızda bu süreç biraz daha erken yaşlarda kapıyı çalabiliyor, çünkü göz küresinin çapı normalden uzun olduğundan vitreus jeli retinaya daha fazla baskı uyguluyor ve daha erken dejenere oluyor. Arka vitreus dekolmanı dediğimiz o hadise gerçekleştikten sonra, yani o jel tabakası retinanın yüzeyinden tamamen ayrıldığında, görüş alanında aniden halka şeklinde kocaman bir gölge belirebiliyor. Korkmayın hemen ama ihmal etmeye de gelmez hani; çünkü o ayrılma esnasında jel retinayı gereğinden fazla çekelerse...
Gözünün önünde aniden şimşekler çakan, hani sanki birisi karanlıkta flaş patlatmış gibi hisseden var mı aranızda, hah işte tam o noktada biraz durup düşünmek lazım abi ya. Vitreus jeli retinadan ayrılırken retina dokusunu fiziksel olarak çekmeye başladığında, beynimiz bu mekanik uyarıyı ışık patlaması olarak algılar ve bize acil durum sinyali gönderir. Eğer bu çekinti retinada mikroskobik bir yırtığa yol açarsa, o yırtıktan sızan pigment hücreleri veya kılcal damarlardan sızan minik kan hücreleri bir anda görüş alanınızı kurum yağmuru gibi kaplayabilir. Bir sabah uyanıyorsunuz ve sanki gözünüzün önüne siyah bir perde iniyormuş gibi hissediyorsunuz...
Böyle bir durumda "Geçer yahu, alt tarafı yorgunluktan olmuştur" deyip geçiştirmek, yapılabilecek en büyük hatalardan biri, benden söylemesi. O uçuşan cisimlerin sayısında ani bir patlama yaşandıysa, yanında bir de o bahsettiğim ışık çakmaları eşlik ediyorsa, hiç vakit kaybetmeden detaylı bir fundus muayenesi, yani göz arkası taraması yaptırmalısınız. Genişletici damlalar damlatılarak göz bebeğinin sonuna kadar açıldığı o muayenede, retina uzmanı en uç köşeleri bile inceleyerek yırtık olup olmadığını kontrol eder. Eğer erken yakalanırsa, argon lazer tedavisiyle o yırtığın etrafı kaynak yapılır gibi kapatılır ve durumun retina dekolmanına, yani kalıcı görme kaybına dönüşmesi kolayca engellenir.
Bazen de insan "Yahu daha dün yoktu, bu meret nereden çıktı şimdi?" diye panikliyor, vallahi çok haklısınız ne diyeyim. Özellikle miyopisi olan dostlarımızda bu süreç biraz daha erken yaşlarda kapıyı çalabiliyor, çünkü göz küresinin çapı normalden uzun olduğundan vitreus jeli retinaya daha fazla baskı uyguluyor ve daha erken dejenere oluyor. Arka vitreus dekolmanı dediğimiz o hadise gerçekleştikten sonra, yani o jel tabakası retinanın yüzeyinden tamamen ayrıldığında, görüş alanında aniden halka şeklinde kocaman bir gölge belirebiliyor. Korkmayın hemen ama ihmal etmeye de gelmez hani; çünkü o ayrılma esnasında jel retinayı gereğinden fazla çekelerse...
Gözünün önünde aniden şimşekler çakan, hani sanki birisi karanlıkta flaş patlatmış gibi hisseden var mı aranızda, hah işte tam o noktada biraz durup düşünmek lazım abi ya. Vitreus jeli retinadan ayrılırken retina dokusunu fiziksel olarak çekmeye başladığında, beynimiz bu mekanik uyarıyı ışık patlaması olarak algılar ve bize acil durum sinyali gönderir. Eğer bu çekinti retinada mikroskobik bir yırtığa yol açarsa, o yırtıktan sızan pigment hücreleri veya kılcal damarlardan sızan minik kan hücreleri bir anda görüş alanınızı kurum yağmuru gibi kaplayabilir. Bir sabah uyanıyorsunuz ve sanki gözünüzün önüne siyah bir perde iniyormuş gibi hissediyorsunuz...
Böyle bir durumda "Geçer yahu, alt tarafı yorgunluktan olmuştur" deyip geçiştirmek, yapılabilecek en büyük hatalardan biri, benden söylemesi. O uçuşan cisimlerin sayısında ani bir patlama yaşandıysa, yanında bir de o bahsettiğim ışık çakmaları eşlik ediyorsa, hiç vakit kaybetmeden detaylı bir fundus muayenesi, yani göz arkası taraması yaptırmalısınız. Genişletici damlalar damlatılarak göz bebeğinin sonuna kadar açıldığı o muayenede, retina uzmanı en uç köşeleri bile inceleyerek yırtık olup olmadığını kontrol eder. Eğer erken yakalanırsa, argon lazer tedavisiyle o yırtığın etrafı kaynak yapılır gibi kapatılır ve durumun retina dekolmanına, yani kalıcı görme kaybına dönüşmesi kolayca engellenir.