Ceren Kalaycı
Kayıtlı Kullanıcı
Aynaya bakarken birden dişlerin sanıldığından daha uzun görünmeye başlaması... Hani insan bir an durur da "Gülüşüm ne zaman bu kadar değişti benim?" diye sorar ya kendine, işte tam olarak öyle bir his. Diş eti çekilip gittiğinde o eski simetri bozuluyor, yerini garip bir estetik kaygıya bırakıyor vallahi. Aslında hekimlerin elinde o kadar çok yöntem var ki günümüzde; o minik doku nakillerinden tutun da lazerle yapılan o hassas müdahalelere kadar. Yine de insanın içi kıpır kıpır ediyor işte, o koltuğa oturmak sanki dünyanın en zor işiymiş gibi geliyor.
Bazen sadece diş etinin fazla aşağıda olması değil dert, gülümsendiğinde o pembe dokunun gereğinden fazla görünmesi de yoruyor insanı. Hani derler ya "gummy smile" diye, görünüşü aynada her sabah dert etmek... Pembe estetik dedikleri o sihirli dokunuş tam da burada devreye giriyor işte; diş eti hizasını milim milim yeniden şekillendirip o doğal dengeyi baştan kuruyorlar. Birkaç seans, belki biraz sabır ve doğru bir uzman eli... Sonrasında o çekingen gülümsemenin yerini bambaşka bir özgüven alıyor abi.
Hangi cerrahi yöntemin uygulanacağı tamamen kişinin o kendine has ağız yapısıyla alakalı aslında. Dokunun kalınlığı, dişin boyu, o hattın nereden geçtiği vesaire... Bazen ufak bir greft işlemi yetiyor da artıyor bile, hani damaktan alınan o küçücük dokunun eksik yere dikilmesi var ya... Bazen de sadece lazerle o fazla kısımları ince ince süpürüp geçiyorlar. Kararı diş hekimine bırakmak en doğrusu ama insan da bir an önce o eski, o simetrik görünüşe kavuşmak istiyor, duramıyor yerinde...
Sadece ameliyat masasında bitmiyor ki bu iş, sonrasındaki o özenli bakım olmasa hepsi boşa gider vallahi billahi. Sert fırçalamayı bir kenara bırakmak lazım mesela, o diş etlerini hırpalayarak fırçalamak zaten bütün bu felaketin baş davetçisi. Yumuşak uçlu bir fırça, yumuşacık dairesel hareketler... İnsanın kendine biraz şefkat göstermesi gerekiyor sanki, kendi aynadaki yansımasına biraz daha nazik davranması...
Gülüşün o pembe çerçevesi ne kadar hizada olursa, insanın içi de o kadar ferahlıyor sanki. Bir restorasyon süreci bu aslında; sadece dişleri değil, insanın kendine olan o kırgın bakışını da iyileştiriyor. Her şey bir yana, diş etlerinin o sağlıklı ve doğal seviyesine dönmesi... İnsana yeniden doyasıya, hiç çekinmeden kahkaha atma özgürlüğü veriyor.
Bazen sadece diş etinin fazla aşağıda olması değil dert, gülümsendiğinde o pembe dokunun gereğinden fazla görünmesi de yoruyor insanı. Hani derler ya "gummy smile" diye, görünüşü aynada her sabah dert etmek... Pembe estetik dedikleri o sihirli dokunuş tam da burada devreye giriyor işte; diş eti hizasını milim milim yeniden şekillendirip o doğal dengeyi baştan kuruyorlar. Birkaç seans, belki biraz sabır ve doğru bir uzman eli... Sonrasında o çekingen gülümsemenin yerini bambaşka bir özgüven alıyor abi.
Hangi cerrahi yöntemin uygulanacağı tamamen kişinin o kendine has ağız yapısıyla alakalı aslında. Dokunun kalınlığı, dişin boyu, o hattın nereden geçtiği vesaire... Bazen ufak bir greft işlemi yetiyor da artıyor bile, hani damaktan alınan o küçücük dokunun eksik yere dikilmesi var ya... Bazen de sadece lazerle o fazla kısımları ince ince süpürüp geçiyorlar. Kararı diş hekimine bırakmak en doğrusu ama insan da bir an önce o eski, o simetrik görünüşe kavuşmak istiyor, duramıyor yerinde...
Sadece ameliyat masasında bitmiyor ki bu iş, sonrasındaki o özenli bakım olmasa hepsi boşa gider vallahi billahi. Sert fırçalamayı bir kenara bırakmak lazım mesela, o diş etlerini hırpalayarak fırçalamak zaten bütün bu felaketin baş davetçisi. Yumuşak uçlu bir fırça, yumuşacık dairesel hareketler... İnsanın kendine biraz şefkat göstermesi gerekiyor sanki, kendi aynadaki yansımasına biraz daha nazik davranması...
Gülüşün o pembe çerçevesi ne kadar hizada olursa, insanın içi de o kadar ferahlıyor sanki. Bir restorasyon süreci bu aslında; sadece dişleri değil, insanın kendine olan o kırgın bakışını da iyileştiriyor. Her şey bir yana, diş etlerinin o sağlıklı ve doğal seviyesine dönmesi... İnsana yeniden doyasıya, hiç çekinmeden kahkaha atma özgürlüğü veriyor.