Hakan Ulu
Kayıtlı Kullanıcı
Sabah yataktan kalkarken o belinize saplanan keskin sızı var ya, işte o an insan hangi kapıyı çalacağını sahiden şaşırıyor. Algoloji klinikleri tam da bu noktada, yani kronikleşmiş ve kaynağı bir türlü kurutulamayan o inatçı ağrıların yönetiminde devreye giren gizli bir sığınaktır. Çoğu zaman gözden kaçar ama anesteziyoloji kökenli bu uzmanlar, sinir blokajlarından epidural enjeksiyonlara kadar uzanan geniş bir yelpazede nokta atışı müdahaleler yapar. Hani bazen ağrıdan gözünüz kararıp ne yapacağınızı bilemezsiniz ya... İlaç tedavisinin yetersiz kaldığı, cerrahinin ise henüz şart olmadığı o gri bölgede, faset eklem enjeksiyonları gibi minimal invaziv yöntemler hayat kurtarabilir.
Omurganın o muazzam anatomik mimarisi, otuz üç adet omurun birbirine kenetlenmesiyle oluşur ve bu yapıdaki en ufak bir kayma doğrudan sinir köklerine baskı yapar. Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon uzmanları, yani bizim bildiğimiz adıyla fizik tedavi hekimleri, cerrahi müdahale gerektirmeyen mekanik bel ağrılarının bir numaralı dedektifleridir. Kas spazmları, postural bozukluklar veya disk dejenerasyonları onların radarına girer. Vallahi billahi, doğru planlanmış bir terapötik egzersiz programı ve yüksek yoğunluklu lazer tedavisi (Hilterapi), o çok korktuğunuz ameliyat masasını sonsuza dek gündeminizden kaldırabilir.
Nöroşirürji koridorları ise işin renginin tamamen değiştiği, tabiri caizse bıçağın kemiğe dayandığı yerdir. Beyin ve Sinir Cerrahisi uzmanları, ilerleyici nörolojik kayıplar, yani ayak düşmesi, idrar kaçırma veya bacaklarda ani hissizlik gibi acil durumlarda devreye girer. Mikrodiskektomi yöntemiyle, fıtıklaşan ve omurilik kanalını daraltan o inatçı disk dokusu mikroskop altında milimetrik bir hassasiyetle temizlenir. Eğer ağrınız bacağınıza doğru bir sicim gibi çekiliyorsa ve refleksleriniz zayıflamaya başladıysa... Ameliyat seçeneği, anatomik bütünlüğü yeniden sağlamak adına masadaki en somut ve bazen de tek radikal çözümdür.
Peki, her bel ağrısı sadece fıtıktan mı ibarettir, yoksa işin içinde başka işler de olabilir mi? Romatoloji uzmanları, sabahları yataktan kalktığınızda belinizde hissettiğiniz ve hareket ettikçe azalan o garip katılığı, yani inflamatuar süreçleri inceler. Ankilozan spondilit gibi sinsi hastalıklar, kendisini ilk olarak sakroilyak eklemlerdeki kronik ağrılarla belli eder ve bu durum rutin bir röntgen filminde kolayca gözden kaçabilir. Kan tahlillerindeki HLA-B27 genetik markeri veya yüksek CRP değerleri, ağrının kaynağının mekanik değil, tamamen bağışıklık sisteminin bir oyunu olduğunu kanıtlar niteliktedir.
Yük dağılımını dengeleyen o jölemsi disklerin zamanla su kaybetmesi, omurganın esnekliğini kaybettirerek insanı canından bezdiren bir sürece sürükler. Ortopedi ve Travmatoloji hekimleri, özellikle yaşa bağlı gelişen dar kanal (spinal stenoz) veya omurga kayması (spondilolistezis) gibi kemik kökenli yapısal deformitelerde güçlü bir teşhis mekanizması sunar. Dinamik röntgenler ve bilgisayarlı tomografiler eşliğinde, omurganın biyomekaniği en ince ayrıntısına kadar masaya yatırılır. Şayet omurgadaki instabilite, yani o tehlikeli gevşeme ileri boyuttaysa, spinal füzyon operasyonlarıyla kemikler platinlerle birbirine sabitlenir.
Omurganın o muazzam anatomik mimarisi, otuz üç adet omurun birbirine kenetlenmesiyle oluşur ve bu yapıdaki en ufak bir kayma doğrudan sinir köklerine baskı yapar. Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon uzmanları, yani bizim bildiğimiz adıyla fizik tedavi hekimleri, cerrahi müdahale gerektirmeyen mekanik bel ağrılarının bir numaralı dedektifleridir. Kas spazmları, postural bozukluklar veya disk dejenerasyonları onların radarına girer. Vallahi billahi, doğru planlanmış bir terapötik egzersiz programı ve yüksek yoğunluklu lazer tedavisi (Hilterapi), o çok korktuğunuz ameliyat masasını sonsuza dek gündeminizden kaldırabilir.
Nöroşirürji koridorları ise işin renginin tamamen değiştiği, tabiri caizse bıçağın kemiğe dayandığı yerdir. Beyin ve Sinir Cerrahisi uzmanları, ilerleyici nörolojik kayıplar, yani ayak düşmesi, idrar kaçırma veya bacaklarda ani hissizlik gibi acil durumlarda devreye girer. Mikrodiskektomi yöntemiyle, fıtıklaşan ve omurilik kanalını daraltan o inatçı disk dokusu mikroskop altında milimetrik bir hassasiyetle temizlenir. Eğer ağrınız bacağınıza doğru bir sicim gibi çekiliyorsa ve refleksleriniz zayıflamaya başladıysa... Ameliyat seçeneği, anatomik bütünlüğü yeniden sağlamak adına masadaki en somut ve bazen de tek radikal çözümdür.
Peki, her bel ağrısı sadece fıtıktan mı ibarettir, yoksa işin içinde başka işler de olabilir mi? Romatoloji uzmanları, sabahları yataktan kalktığınızda belinizde hissettiğiniz ve hareket ettikçe azalan o garip katılığı, yani inflamatuar süreçleri inceler. Ankilozan spondilit gibi sinsi hastalıklar, kendisini ilk olarak sakroilyak eklemlerdeki kronik ağrılarla belli eder ve bu durum rutin bir röntgen filminde kolayca gözden kaçabilir. Kan tahlillerindeki HLA-B27 genetik markeri veya yüksek CRP değerleri, ağrının kaynağının mekanik değil, tamamen bağışıklık sisteminin bir oyunu olduğunu kanıtlar niteliktedir.
Yük dağılımını dengeleyen o jölemsi disklerin zamanla su kaybetmesi, omurganın esnekliğini kaybettirerek insanı canından bezdiren bir sürece sürükler. Ortopedi ve Travmatoloji hekimleri, özellikle yaşa bağlı gelişen dar kanal (spinal stenoz) veya omurga kayması (spondilolistezis) gibi kemik kökenli yapısal deformitelerde güçlü bir teşhis mekanizması sunar. Dinamik röntgenler ve bilgisayarlı tomografiler eşliğinde, omurganın biyomekaniği en ince ayrıntısına kadar masaya yatırılır. Şayet omurgadaki instabilite, yani o tehlikeli gevşeme ileri boyuttaysa, spinal füzyon operasyonlarıyla kemikler platinlerle birbirine sabitlenir.