Cengiz Demir
Kayıtlı Kullanıcı
Göğsünün ortasında kocaman bir taş var sanki, nefes alırken bile batıyor değil mi? Bir ilişkinin bitişiyle gelen o anı patlamaları, sanki hayatın ritmi birdenbire durmuş da herkes yoluna devam ediyormuş gibi hissettirir insana. Zihnimiz alışkanlıkları sever, o insanı günlük rutinden söküp atmak bir nevi fiziksel detoks gibidir ve beden tam da bu yüzden reaksiyon verir. Zamanla geçecek demek şu an için hiçbir anlam ifade etmiyor biliyorum, vallahi billahi kolay değil ama o ağır yükün hafiflemesi tamamen sizin kendinize ne kadar izin verdiğinizle alakalı.
O telefonu elinize alıp son bir kez daha mesaj atma isteği var ya... İşte o istek tam bir tuzak. Beyin, alıştığı o küçük dopamin dozunu yeniden almak için akla hayale gelmeyecek senaryolar üretir, sırf bir ses duyalım, bir haber alalım diye bizi kışkırtıp durur. İletişimi tamamen kesmek, aradaki o görünmez bağı koparmak için atılacak ilk ve en sert adımdır. Karşı tarafı hayatınızın dışına çıkarmak bir vicdansızlık değil, aksine kendi akıl sağlığınızı korumak için almak zorunda olduğunuz bir önlem.
Bazen bir şarkı çalar radioda ya da köşedeki o kafenin önünden geçersiniz, pat diye boğazınız düğümlenir. Bırakın aksın o gözyaşları, içinize atmaya çalıştıkça o duygu orada birikir, büyür, devasa bir çığa dönüşür... Ne kadar kaçarsanız o kadar uzun sürer bu süreç. Güçlü durmak zorunda değilsiniz, şu an dağılmış hissetmeniz kadar doğal bir şey yok bu hayatta.
Tüm o anıları, verilen sözleri, birlikte kurulan hayalleri bir kenara bırakıp önünüzdeki boşluğa bakmak insanı dehşete düşürüyor haliyle. Ama bir durup düşünün, o kişi hayatınıza girmeden önce de vardınız, gülüyordunuz, planlar yapıyordunuz. Aslında kaybettiğiniz şey geleceğiniz değil, sadece o insanla planladığınız alternatif bir ihtimaldi. Kendi merkezinize dönmek, o eski neşeli halinizi hatırlamak için kendinize biraz şans verseniz nasıl olur?
Sürekli aynı şeyleri düşünüp durmak, geceleri yatakta dönüp dururken 'ben nerede hata yaptım' diye kendini yemek hiçbir şeyi değiştirmiyor maalesef. İlişkiler iki kişiliktir ve bittiyse eğer, suçluyu bulmak sonucu değiştirmez. Kendinizi yargılamayı bıraktığınız an, o ağır yükün yarısı kendiliğinden omuzlarınızdan kayıp gidecek abi, inan bana.
Günün birinde uyanacaksınız ve aklınıza gelen ilk şey o olmayacak. Önce birkaç saat sürecek bu hal, sonra koca bir gün boyunca onu hiç hatırlamadığınızı fark edeceksiniz. O an anlayacaksınız ki iyileşmek tam da böyle bir şey; sessizce, aniden ve kendiliğinden gelen bir hafiflik...
O telefonu elinize alıp son bir kez daha mesaj atma isteği var ya... İşte o istek tam bir tuzak. Beyin, alıştığı o küçük dopamin dozunu yeniden almak için akla hayale gelmeyecek senaryolar üretir, sırf bir ses duyalım, bir haber alalım diye bizi kışkırtıp durur. İletişimi tamamen kesmek, aradaki o görünmez bağı koparmak için atılacak ilk ve en sert adımdır. Karşı tarafı hayatınızın dışına çıkarmak bir vicdansızlık değil, aksine kendi akıl sağlığınızı korumak için almak zorunda olduğunuz bir önlem.
Bazen bir şarkı çalar radioda ya da köşedeki o kafenin önünden geçersiniz, pat diye boğazınız düğümlenir. Bırakın aksın o gözyaşları, içinize atmaya çalıştıkça o duygu orada birikir, büyür, devasa bir çığa dönüşür... Ne kadar kaçarsanız o kadar uzun sürer bu süreç. Güçlü durmak zorunda değilsiniz, şu an dağılmış hissetmeniz kadar doğal bir şey yok bu hayatta.
Tüm o anıları, verilen sözleri, birlikte kurulan hayalleri bir kenara bırakıp önünüzdeki boşluğa bakmak insanı dehşete düşürüyor haliyle. Ama bir durup düşünün, o kişi hayatınıza girmeden önce de vardınız, gülüyordunuz, planlar yapıyordunuz. Aslında kaybettiğiniz şey geleceğiniz değil, sadece o insanla planladığınız alternatif bir ihtimaldi. Kendi merkezinize dönmek, o eski neşeli halinizi hatırlamak için kendinize biraz şans verseniz nasıl olur?
Sürekli aynı şeyleri düşünüp durmak, geceleri yatakta dönüp dururken 'ben nerede hata yaptım' diye kendini yemek hiçbir şeyi değiştirmiyor maalesef. İlişkiler iki kişiliktir ve bittiyse eğer, suçluyu bulmak sonucu değiştirmez. Kendinizi yargılamayı bıraktığınız an, o ağır yükün yarısı kendiliğinden omuzlarınızdan kayıp gidecek abi, inan bana.
Günün birinde uyanacaksınız ve aklınıza gelen ilk şey o olmayacak. Önce birkaç saat sürecek bu hal, sonra koca bir gün boyunca onu hiç hatırlamadığınızı fark edeceksiniz. O an anlayacaksınız ki iyileşmek tam da böyle bir şey; sessizce, aniden ve kendiliğinden gelen bir hafiflik...